Kendimle Hasbıhal
‘’Kaybolmak istemiştim bir zamanlar
Kapının arkasında yokum demiştim
Ve divanın altında da.
Bulamazsınız ki artık beni,
Hayatın ortasında.
Kaybolmak istemiştim bir zamanlar
Beni kimse bulamazdı
Tanrı’nın arkasına saklansam.
O Kocamandı, en kocamandı o.
Bir kız çocuğunun hayalleri kadar.’’(Didem Madak)
Mızrabın kırık ucu mu yoksa dündeki pikabın paslı iğnesi mi daha yakar canımı?
Bilemedim şimdi ama bilin ki delicesine biledim hayallerimi:
Hepsi tosbağa.
Hepsi benim.
Hepsi içimdeki yenilgilerin dış dünyadaki kazanımı.
Bilmezdim tecrit odalarını asla bilmezdim:
Tevafuk bu ya, rüyamda gördüm her birini ve divane paspal kadınla rpeyda olmuş kâbusumun t/uzaklarında zil takıp da oynamaktalar henüz bayatlamamış yaz sabahlarında.
Gönlüm kaymadı ama ben kaydım Yıldız kimliğimle sonra da kaynattım ne varsa havsalamda ve teker teker tecelli ettiler nihayetinde kimi şiire denk düştü kimi bir masala bense yazmaya doyamadığım ruhumun maceralarında sığındım bir yarımadaya.
Kimseler de yoktu benden başka sadece Tanrı ve ben elbet bu da yeterliydi benim için ve dizlerine dayadım başını bilinmezin yeter ki ve hatta sadece O, sevsin beni.
Annem, yükü ağır olan bir kadındı hatta bir kadın evliya.
Çekti çok çekti.
Çilesinden bana ninniler örüp da başucuma serdi.
Çektik de ikimiz birimiz bir ucundan biri diğeri sonunda dayanamadı yüce Yaratan ve girdi araya.
Sandım ki asla gitmeyecek ama gidiverdi gecenin sönük ferinden ansızın.
Kader miydi onu benden çalan yoksa Yaratan mıydı annemi O’ndan bile çok seviyor olmamı kıskanan?
Tövbe haşa Rabbim ama bir başıma neylerim… demekle geçti ömrüm ve gördüm ki bir başına da halim salim kalıyormuş insan.
Fukara düşlerim peyda oldu sonra sönüverdi feri bir akşamda.
Tüh aslında özür dilemeliyim koruyucu meleklerimden eğer ki bensem düş fakiri diğer insanlara ne demeli uyurken bile hesap kitap yapan öyle ki ben hayal dünyamda saklı tuttum kimliğimi sonra vasıflarım eklendi ama ben en çok hayalperest yanımı sevdim öyle ki hayal kurduklarımı bir bir gerçek kıldım: eh hal de böyle oldu mu yazacak konu mu yok?
Neyse, efendim ben döneyim başa!
Başta ne mi söylüyordum koydum mu taşı gediğine hayda buyur buradan yak, hafız!
Bak şimdi de sen peyda oldun düşlerimde:
Bir sen bir ben bir de muallim sahi ne olacak benim bu halim?
Göç etmiş mevsimlerden firar eden üç beş gün misali.
Kışı da özlemedim desem yeridir bu yaz sıcaklığında nasıl da üşümeyi özledim.
En azından içimdeki soba ısıtıyor beni ya da yaz günü terletiyor efkârımı ve boncuk boncuk terimden geriye üç beş mısra kalıyor.
Mısralardan denk yapıyorum ve taşıyorum hayallerimi bir konaktan diğerine bu da yetmiyor.
Masallar yazıyorum hatta romanlar ve şehrin ışıkları sönse bile İlahi Işık aydınlatıyor yolumu ve biliyorum ki ilham perimle yüce Yaratan arasında bir bağ bir korelasyon var yine de merak etmiyor değilim hani mademki kırklı yaşlarımdan itibaren yazıyorum iyi de nerelerde imiş benim aklı evvel ilham perim de çalmış kapımı çok geç bir vakit?
Kader, deyip geçiştiriyorum elden ne gelir?
Altı kader üstü keder yandan da baktık mı kim bilir bu yol nereye gider?
Ya, hafız demem o ki: sen orda melun melun bakarken yüzüme bak tarihten kaç sayfa daha koptu ve gün geceye kavuştu gök kubbe de yıldızlarına ben de arada kaynadım gittim işte ister Çobanyıldızı de ister Samanyolu bir hengâmedir gidiyor işte:
Bazen yerdeyim bazen gökte ki kanatlarım çıkıyor ne zaman dalsam hayal âlemine sonra da konuveriyorum bir dağın yamacına ya da bir dereye pike yapıp bu sefer yüzüyorum suda.
Canım ne isterse.
Keşke bunu yaşarken de yapabilsem keşke özgür olsam tüm varlığımda özgür olduğum kadar da kudretli olsam ve ezdirmesem mazlumu kendimi geçtim zaten gardımı baştan aldım ama dedim ya:
Gücüm olsaydı çocuklara yarenlik yapsaydım ya da anneleri olup onları bu sefil dünyanın kirli tuzaklarından kurtarabilseydim.
An geliyor muallime kimliğimi özlüyorum.
An geliyor öğrenci yüreğime okul yolunda koşturuyorum.
An geliyor annemin elinden tutup diyar diyar geziyorum.
Muktedir olduğum fazla bir şey yok ama hayal gücümle kavuşuyorum s/onsuzluğa ve aşkı irdeliyorum canım her yandığında belki de aştır beni tek yakan yine de razıyım aşikâr aşka sevdalıyım yine de dünyada gerçek aşka inanmıyorum sadece hayallerde sadece şiirlerde çünkü maddiyat denen olgu şiirlerde ve hayallerde karşılık bulmadığı kadar aşk ile yaşıyor insanlar hayal dünyalarında.
Gerçek dünyaya uyarlanamayacak kadar da kutsal ve imkânsız olan iken aşk.
Ben bunları anlatırken baktım ki sesin çıkmadı, bre hafız yoksa sen de mi çektin gittin diğerleri gibi?
Tamam, tamam bu günlük bu kadar mademki canın şiir çekti o halde görüşmek üzere mısralarda elbet uyuyup kalmazsan…
Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler
- Yorumlar 1
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.