
Ölü doğduğuma inanamıyorum ölüm
çıksın ki; sağ doğmuştum… demek zorunda kaldım işte.
‘’Zaman hayli yıpratmış içindeki
çocuğu.’’
Zaten bunu duyar duymaz yaygarayı
bastı annem. Öyle ya, sadece eliyle dokunmuştu karnına annemin, o tek gözlü
ebe.
Aslında ebe’nin de ne anlama
geldiğini bana sol eliyle attığı tokadın sonrası idrak ettim.
Demek ki; doğar doğmaz dayak yemek
adettendi.
Üstelemedim ben de ve tek ses etmeden
kapadım gözlerimi. Kadının telaşlandığını hatırlıyorum hemen diğer yanağıma da
tokat attı bu arada annem olacak kadın feryat figan ağlıyordu. Demek ki tokadı
ben yiyecektim o da alt yazı geçecekti.
Her ne hikmetse yanağım kıpkırmızı
olmuştu belli ki iyiye işaretti ne de olsa o sarılıklı yüzüyle kıvılcımlar
saçarken gözünden şehla kızın da pek bir hoşuna gitmişti.
‘’Kız, ne gülüyon?’’
Demesiyle ebenin bu sefer tokadı
yiyen bu sarı çıyan oldu. Sahi, niye bu kadar sevinmişti ki?
‘’Oh, ya. Annem benim üstüme gül
koklar mı öyle? Alacağı olsun o küçük p…’’
Bu kelimeyi de ilk kez duymuştum,
diyemeyeceğim zira anam olacak kadın kaç defa karnına yumruk atmıştı sözüm ona
düşecekmişim. Sahi, nasıl olacaktı da düşecektim yere?
Bunu çözememiştim bir de p…
kelimesinin ne anlama geldiğini ta ki…
***
Yine gecenin geç saati kapı
yumruklanıyordu. Kim gelmiş olabilirdi ki?
Bunu söyleyen anne adlı o kadındı
sahi o kadına ben de mi anne diyecektim o sarı çıyan gibi?
Kapıyı tekmeleyen adam içeri öyle bir
dalmıştı ki…
‘’Toplan, kadın. Gidiyoruz. Terk
ediyoruz bu şehri. Polis peşimde.’’
Ters giden bir şeyler vardı belli ki.
Anamgil oralı olmadı bile.
‘’Dur, bakalım. Kimin evinden kim
gidiyor? Kolaysa sen, çek git. Bak karnım burnumda zaten adımız çıkmış
dokuza…’’
Bu sefer tokat yeme sırası yine bana
gelmişti ne yazık ki!
‘’Önce karnındakini öldürürüm sonra
da canlı canlı oyarım gözlerini, şirret kadın. Ben olmasam b…bulurdun bu evi.
Hem söyle bakalım o paraların kaynağı nereye dayanıyor?’’
Canım çok yanmıştı çok hem de.
Hala devinip duruyordu ikisi de.
‘’Çek ellerini çocuğumdan. O, benim
ikinci hayatım olacak. İstersen nikâhına da alma beni. Elbet ben de kuracağım
yuvamı: senle ya da sensiz… ama bil ki…’’
Sonrasını hatırlamıyorum tek
hatırladığım içinde yüzdüğüm suya enjekte edilen bir ilaç. Uyuşmuştum: ben ve
yelloz annem.
***
İşte yine aynı şey oluyordu. Ölü
taklidi yaparsam elbet yırtardım ve bakardım başımın çaresine.
‘’Bebeğimi bana verin ne olur. Onu
görmek istiyorum. Söyleyin niye ağlamıyor? Ters giden bir şeyler var biliyorum.
Ebe Kadın, desene bir şey.’’
Azıcık daha sabrettim ki
kurtulacaktım bu kokuşmuş odadan derken bir ses duydum hem de avaz avaz.
‘’Geliyor, geliyor.’’
‘’Ölüyorum, nedir bu ağrı?’’
‘’İkinci bebek de yolda. Ikın, kadın,
ıkın.’’
İşte sözünü tutmamıştı kardeşim.
Hani, o içeride kalacak ve etrafı kolaçan edecekti sonra ben tekrar
yerleşecektim ve ne güzel yaşayıp gidecektik sessizce içeride.
‘’At bunu, at, kızım. Bak çöp
orada.’’
‘’Çok acıyor canım. Ama ben ikiz
beklemiyordum ki?’’
‘’Cahil kadın, nereden bileceksin?
Hadi, bakalım, az kaldı. Deminki çoktan rahmetlik oldu. Veren de alan da Allah.
Yeter ki dayan sen.’’
İşler aksi gidiyordu üstelik bu içine
atıldığım pis kokulu yerde ne kadar kalacaktım da geri postalanacaktım aklım
sıra?
‘’Az kaldı, dayan, kadın dayan. Bak
indirim de yaptım sana. Tek bebek fiyatına iki bebek gerçi biri ölü doğdu
ama…’’
İşte kardeşimin başı görünmüştü.
Nereden mi görüyordum? Ne de olsa ikizimdi vardır elbet bir açıklaması. Yalnız,
neden sesi çıkmıyordu ki?
‘’Bebeğim nasıl? Bari onu kucağıma
alayım.’’
‘’Bu, diğerinden de beter. Nefes de
almıyor üstelik. Hay, Allah…dur bakayım okkalı bir tokat yapıştırayım da…’’
İşte ağlamaya başlamıştı. Olacak iş
miydi bu şimdi? Oysa biz böyle anlaşmamıştık anne karnında.
‘’Hadi, gözün aydın. Nur topu gibi
bir oğlun oldu. Al, bakalım da doya doya sev. Ne de olsa…’’
‘’Hadi, verin artık. Onu kollarımdan
bırakmayacağım.’’
‘’Sen öyle san. Bizim pazarlığımız
böyle değildi ama. Unuttun sanırım.’’
‘’Nasıl yani? Parayı peşin ödedik sana
yani ödedi, değil mi Haydar? Daha dün konuştuk: ebeye parayı verdim, demişti.
Yoksa vermedi mi?’’
İşte tongaya basmıştı bizimki. Oh,
ya, sen misin kardeşine kazık atan?
Hoş geldin dünyaya!