Makale / Tarihsel Makaleler

Eklenme Tarihi : 1.08.2025
Okunma Sayısı : 345
Yorum Sayısı : 9
Domuzlar Ve Esmer Tenliler-2. Bölüm-


YAHUDİLERİ OSMANLI TOPRAKLARINA İLK KEZ II. BAYEZID MI GETİRDİ?

Müslümanların hakimiyetinde yüzlerce sene rahat ve huzur içinde yaşayan Yahudilerin huzuru kaçtı Elhamra Kararnamesiyle. Peki bu İspanya’dan kovuluş ya da din değiştirerek Hıristiyan olmak dışında alternatif yok muydu?

Eski Portekiz Kralı V. Alfonso zamanında onun hazine bakanlığına kadar ilerlemiş olan filozof, din adamı, maliyeci İzak Abranavel, mevcut kral Ferdinand'a bir teklif sundu: ‘’ Kralım ! Sana 600.000 Düka Altını vereyim, karşılığında Yahudileri İspanya’dan sürme, dinlerini değiştirmeleri için zorlama.’’

Ferdinand ‘’ Lan güzel para. Ben bu parayla tüm Avrupa’yı feth ederim ‘’ Hayalleri kurmaya başladığı anda İstiklal Mahkemesi Baş Yargıcı, pardon Engizisyon Mahkemesi Başkanı Tomas de Torqumeda ‘’ Kralım ! Bu şerefsizlere kanma. Bunlar değil midir para karşılığında Hz. İsa’yı satan. Yarın bir gün seni de para karşılığında satarlar. Bu lanetlilere kanma. Hem bu şerefsiz 600.000 Düka altınını nereden bulmuş? Öte taraftan ne diye taviz vereceksin ki bas gırtlağına hem canını al hem parasını ‘’ Diye akıl verince Kral Ferdinand ‘’ Hay aklınla bin yaşa Tomas. Ulan az daha büyük bir hata yapıyordum. ‘’ Dedi.

Ferdinand ve İzabella Yahudilere acımadılar ama Müslümanlara da hiç acımadılar. 31 Temmuz 1492’den itibaren İspanya ve Portekiz topraklarında ne kadar Müslüman ve Yahudi kalmışsa hepsini katletmeye başladılar ama ne yazık ki bugün Tarih ders kitaplarımız bile olayı sadece Yahudi katliamı olarak anlatır. Katledilen Müslümanlardan adeta hiç bahsedilmez.

Denizde kum, Yahudilerde para olduğundan parayı bastırıp İspanya’dan kaçmaya başladılar ama ya bindikleri gemilerde soyulup, öldürüldükten sonra denize atıldılar ya da gittikleri ülkelerde ( Özellikle bugünkü Tunus, Fas, Cezayir’de, Fransa ve İtalya’da) sinekler gibi gebertiliyorlardı. Ne Müslüman ne Hıristiyan hiç bir devlet ‘’ Bize gel ‘’ demiyordu; biri hariç.

1492 Yılı itibariyle Osmanlı tahtında Fatih Sultan Mehmet Han oğlu II. Bayezıd-ı Veli oturmaktaydı.

******

Şimdi gelin pek çoğumuzun yaptığı bir yanlışı düzeltelim.

Pek çoğumuz Yahudileri Osmanlı topraklarına II. Bayezıd’ın getirttiğini, onun zamanında gelen Yahudilerin giderek çoğaldığını, asırlar sonra da Atatürk döneminde 1,5 Milyon Yahudi’nin Türkiye’ye getirtildiğini söyler, yazar ve inanırlar. Bu doğru değildir.

Osmanlılar 1299’da bir beylik, sonra da bir devlet kurduklarında bu topraklarda Yahudiler vardı zaten. Atatürk döneminde ise 1933- 1934 Yılları arasında 82 Yahudi Bilim adamı ülkemizdeki üniversitelerde göreve başladı, 1945 Yılına kadar resmi olarak 550 Yahudi’yi ülkemize kabul ettik. Öyle 1.5 Milyon filan diye bir rakam yok.

****

II. Bayezıd Kemal ve Burak Reisler idaresindeki Osmanlı kalyonlarıyla toplamda 120.000 Yahudi'yi Osmanlı topraklarına getirirken Padişahın fermanı İspanya ve Portekiz’den getirilecek Yahudilere en küçük bir yüz ekşitmenin bile şiddetle cezalandırılacağı yönündeydi. II. Bayezıd çok açık ve net bir şekilde ‘’ Yahudileri hoş karşılayın, zinhar kalplerini kıracak bir şey yapmayın.’’ Diyordu.

İyi de bizde ‘’ Kurt, ulu’sundan gördüğünü işler’’ Derler. II. Bayezıd ulu’sundan mı görmüş, öğrenmişti Yahudilere iyi davranmayı.

Evet ulu’sundan görmüştü. Babası Sultan Fatih, İstanbul’u feth ettiğinde Anadolu’nun çeşitli yerlerinde dağınık olarak yaşayan Yahudileri İstanbul’a davet edip Haliç’in her iki yakasını onlara verdi ikamet etmeleri için. [ Burayı unutmayın, az sonra döneceğim tekrar. ]

Peki neden?

Fatih neden Yahudilere bunca haklar verdi?

Bunca haklar verdi çünkü İstanbul’un fethi öncesinde onlardan destek istedi. Bu desteği verirlerse İstanbul’u feth ettiği takdirde Yahudilere çok büyük haklar sağlayacağını vaad etmişti..

Yahudiler, İstanbul’un fethi için Fatih’i desteklediler, Fatih de verdiği sözü fazlasıyla tuttu. Hatta Halep ve Şam’daki Yahudiler bile İstanbul’a geldiler onun döneminde.

1454 yılında Edirne Başhahamı İzak Sarfati, Avrupa’daki dindaşlarına gönderdiği mektupla “... Allah’ın kutsadığı, nimetlerle doldurduğu Osmanlı ülkesine gelip ... huzur bulmaya...” davet ediyordu dindaşlarını.

Ama öncesi de var.

1326’da Bursa’yı Feth eden Orhan Gazi de savaş sırasında şehirden kaçan Yahudileri şehre davet etti, onlar için mahalleler kurdurdu ve onun döneminde de özellikle Avrupa’da rahatları huzurları kalmamış olan Yahudiler Osmanlı topraklarına ( Özellikle Bursa’ya ) sığınmaya başladılar.

{Orhan Gazi zamanında ve onun izniyle Bursa’da yapılan Etz Hayim (Hayat Ağacı) Sinagogu 1940’lara kadar açık kalmıştır. ( Türkiye’de bugün İstanbul, İzmir gibi şehirlerimizde Etz Hayim adlı sinagoklar vardır ama ilki Bursa’dakidir. }

***

Şimdi unutmayın dediğim kısma geleyim.

Fatih zamanında ve sonraki zamanlarda İstanbul’da Haliç’in her iki yakasında bir sürü sinagok kuruldu. Bu sinagoklardan en önemlisi ise 15. Yüzyılda yani Fatih zamanında yapılan Ahrida Sinagoku idi.

Makedonya’nın Ohri Yahudileri tarafından yapılan bu sinagok, Sabetay Sevi’nin ortaya çıkmasından sonra artık Sabetayistlerin merkezi haline geldi. Sabetay Sevi’nin içine adım attığı tek sinagok işte bu sinagoktu.

Bugün pek çok vatandaşımız Sabetayistlerin merkezinin Selanik olduğunu zannederler ama değil. Sabetayistlerin merkezi İstanbul’un Fatih İlçesi Balat semtindeki bu sinagoktur. [ Bunu Prof Dr. İlber Ortaylı’dan duydum.]

1877-1878 Osmanlı Rus Savaşı ( 93. Harbi ) esnasında sinagokta Türk ordusunun zaferi için dua edilmiştir. Çünkü aynı yıllarda Rusya’da felaket bir Yahudi ve Müslüman sürgünü, hatta soykırımı yaşanmaktadır.

****

Kusura bakmayın, daldım sinagoka ana mevzudan çıktım biraz. Oysa daha Donna Grasia Mendes ve Yasef Nasi’yi anlatacaktım.

Evet sizler Donna Grasia Mendes’i Muhteşem Yüzyıl Dizisi dolayısıyla Sadrazam Rüstem Paşa’nın koynuna giren erkek delisi bir İspanyol aşüftesi olarak bilseniz de işin aslı çok farklıdır.

Osmanlı tahtına oturması bir mucize olan II. Selim’in tahta oturmasında en büyük pay onun çil çil altınları olmuştur.
( Domuzlar Ve Esmer Tenliler-2. Bölüm- başlıklı yazı Sami Biber tarafından 1.08.2025 tarihinde sitemize eklenmiştir. Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu , kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. )
Okuduğunuz Yazının Site Kurallarını İhlal Ettiğini Düşünüyorsanız, Site Yönetimine Bildirmek İçin Tıklayınız.
 

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu