Armageddon Savaşı Ya da Melheme İ Kübra Yahut Nablus Savaşı 4 Bölüm
Enver Paşa’da
maalesef gram ileri
görüşlülük yoktu. Çanakkale Savaşlarında
5. Ordunun başına getirip
bu cephede resmi kayıtlara
göre 58.000, gayrı resmi
kayıtlara göre 253.000 Mehmetçiği şehit vermemizin baş müsebbibi
olan Otto Limon Won
Sanders’i, General Falkenhayn’ın
yerine Yıldırım Orduları
komutanı olarak tayin
etmişti.
Çanakkale’de bozuk para
gibi Mehmetçik harcayan
bu 1855 Doğumlu
Polonya Yahudisinden şimdi de
Bağdat’ı ve Kudüs’ü
İngilizlerden geri almasını
bekliyordu. Üstelik de
eldeki mevcut kuvvetler,
İngilizlerin neredeyse üçte
biri iken.
***
Nasıra’daki karargahından Erkan-ı Harbiye-i Umumiye Reisliğine yani Genal Kurmay Başkanlığına, yani Enver Paşa’ya bir telgraf çekti: 20 Haziran 1918’de ‘’ Gardaş kusıra galmayasan ben istifa ediyem. ‘’ [ Telgrafın meali böyleydi ama tabii ki bu cümleler yoktu ]
Enver Paşa, Alman İmparatoruna ‘’ Ya Hacım bak senin adam su koyuverdi. ‘’ mealinde bir şeyler söylemiş olmalı ki İmparator Wilhelm araya girdi. ‘’Ottooo. Ottoooo. Sakın öyle bir şey yapma. İstifa da ne oğlum? Bi daha duymayayım, ağzına biber sürerim. ‘’ Gibi bir şeyler söyleyince Limon Von Sanders limon gibi sarardı ve mecburen ordunun başında kaldı ama artık tek hedefi kalmıştı: ‘’ Zaman kötü, kolla kotu. ‘’ Yani Kendisinin ve Alman askerlerinin canını korumaktan başka bir amacı olmayacaktı.
Eveeet şimdi gelelim aynı günlerde İstanbul’da neler olduğuna. Mesela Mustafa Kemal Paşa neler yapıyordu?
Mustafa Kemal Paşa bu sırada Viyana’da böbrek tedavisi oluyordu. 30 Haziran’da ise Karslbad kaplıcalarına geçmişti yine tedavi için ve 28 Temmuz’a kadar orada kalacaktı.
3 Temmuz 1918’de Padişah V. Mehmed Reşad ölmüş, 4 Temmuz 1918’de yerine VI.Mehmed Vahdeddin geçmişti.
Şimdi yine savaş cephesine dönelim:
Limon von Sanders ‘’ Battı balık yan gider ‘’ Hesabı 14 Temmuz 1918’de 7.Orduyla Şeria Nehri batısından Vadi Avca istikametinde, 4.Orduyla da Şeria Nehri doğusundan batı istikametinde taarruza geçmişti ama doğal olarak bir başarı elde edememişti.
Ancak…
Ancak Enver Paşa, çok acilen bu cepheyi takviye etmesi gerekirken- Rusya’da 1917’de darbe çıkıp artık bizim için tehlike olmaktan çıkmasına rağmen – 1918’de hâlâ Kafkas cephesine asker sevkiyatı yapıyordu.
****
1918 Yılı Ağustos Ayı başında İstanbul’da olan ve bu arada tüm dünyada etkili olduğu gibi Osmanlı Devletini de etkileyen İspanyol Gribi pandemisinden yeni kurtulmuş olan Mustafa Kemal Paşa, 5 Ağustos 1918’de doğrudan doğruya Padişah Vahdettin tarafından saraya çağrıldı. Padişah, saraydaki Alman subaylarına ‘’ Çok takdir ettiğim ve güvendiğim bir komutanımdır’’ Diye takdim ettikten sonra- sonradan yazılı hale getirerek tebliğ edeceği emrini patlattı:
‘’ Sizi Suriye’ye komutan atadım. Oradaki durum önem kazanmış, oraya gitmeniz gerek, sizden istediğim şudur: O tarafları düşman eline geçirtmeyeceksiniz! Verdiğim görevi başarıyla yapacağınıza inanıyorum. Hemen o kıt’aya hareket etmelisiniz!” [ Kaynak: Cemal Kutay, Ardında Kalanlar,Falih Atay, Çankaya, Falih Rıfkı Atay ve Mahmut Soydan, Atatürk’ün Anıları,]
Mustafa Kemal Paşa hemen cevap verdi: ‘’Padişah Hazretleri!.. Bana öyle bir görev veriyorsunuz ki,o görevi yapmak buyruğunu almış komutanlar yerlerindedir. Beni onların üstünde bir başkomutanlığa mı atamaktasınız?..Eğer böyleyse,iftiharla buyruğunuzu kabul edeceğim...Bir zamanlar istifa ederek, haklı sebeplerle bıraktığım bir orduyu-ki o ordu bugün yenilmiştir,orada bulunan bütün ordular gibi-beni,onun başına gönderiyorsunuz. o halde, bütün bu irade buyrulan görevleri yapmaya nasıl güç bulabilirim? [ Kaynak: Atatürk’ün anıları: Falih Rıfkı Atay, Tek Adam: Şevket Süreyya Aydemir.]
Yani kısaca dedi ki: ‘’Beni Yıldırım Ordularının başına getir ki bir şeyler yapayım. Yenilmiş bir ordunun başında olarak ne yapabilirim ki?’’
Dedi, ama padişah onu Yıldırım Ordularının başına getirmedi.
Üzgün bir şekilde huzurdan çıktığında Enver Paşa ve onun alaycı bakışları ile karşılaştı ve iyice küplere binerek ona şöyle dedi:
‘’Azizim, hiç olmazsa, biraz esaslı önlemler üzerinde konuşalım. Benim bildiğime ve anladığıma göre, artık Suriye’de ordu;kuvvet, durum, isimden ibarettir:Beni oraya göndermekle, güzel bir intikam alıyorsunuz. Sonra alışılmışın dışında bir iş yaptınız; Padişah’ın kendisinden bana buyruk çıkarttınız!”[ Kaynak: Yukarıda verdiğim kaynaklar ve daha o kadar çok var ki. Kaynağa boğmak istemediğim için yazmadım.]
Emir, demiri kesti ve 5 Ağustos 1918’de ikinci kez 7. Ordunun başına getirilen Mustafa Kemal Paşa, Fevzi Paşa’nın 1 Ağustos’tan itibaren izne ayrılması sebebiyle vekaleten Nihat Paşa’nın komutasında olan 7.Ordunun başına geçti 7 Ağustos 1918’de
***
Bu bölümü asla anlam veremediğim bir durum hakkında sizin görüşleriniz nelerdir sorusu ile bitiriyorum.
Tam savaşın ortasında bir ordu kumandanı istifa ediyor ( Mustafa Kemal ), Bir ordu komutanı izne ayrılıyor. ( Fevzi Paşa ) Bu bana oldukça acayip geliyor. Sizce de öyle mi yoksa normal midir savaşın en kızıştığı zamanlarda istifa etmek ya da izne ayrılmak?
- Yorumlar 6
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.