ASHAB-I
KİRAM
Peygamber Efendimizin (sav)
sohbetine katılanlar anlamında. Ashab-ı Kiram Rahmetinlil Alemin olan
Rasulullah (sav) in sohbet ve nazarı altında yetişen kutlu nesil. Onlar ümmetin
ve insanlığın en hayırlıları. Canlarını ve mallarını Din-i Mübin-i İslam için
Peygamber Efendimizin (sav) uğruna vakfeden kutlu insanlar topluluğu. Allah-ü
Teala (cc) Kur-an-ı Kerim’de ümmeti muhammedi vasat (orta) ve şahit ümmet
olarak yarattığını beyan etmiştir.(“ Böylece, sizler insanlara birer şahit (ve
örnek) olasınız ve Peygamber de size bir şahit (ve örnek) olsun diye sizi orta
bir ümmet yaptık. Bakara 143) Ayetin tefsirinde (“Âyete göre yüce Allah
müslümanlara, bu seçkin nitelikleri dolayısıyla bütün insanlara şahit olma
yetkisi veya özelliği vermiştir. Tefsirlerde bu “şahitlik”le ilgili farklı
açıklamalar yapılmakta olup en yaygın yoruma göre âhirette bazı ümmetler,
peygamberlerinin kendilerine ilâhî hakikatleri bildirdiğini inkâr edecekler.
Muhammed ümmeti ise, Hz. Peygamber’in geçmiş peygamberler hakkında kendilerine
verdiği bilgilere dayanarak bu iddiayı yalanlayacak ve böylece o ümmetlere
karşı peygamberler lehinde şahitlik yaparak hakikati ortaya koyacaklardır (Taberî, II, 8; İbn Atıyye I, 219; Râzî, IV, 100-101).
Hz. Ali (r.a)’ın şu sözleri bunu ne güzel ifâde eder:
“Rasûlullah (s.a.v) Efendimiz’in ayağa kalktığını gördük biz de kalktık,
oturduğunu gördük biz de oturduk.” (Ahmed, I, 83)
“Siz Peygamberiniz’in (s.a.v) Sünnet’inden daha üstün bir şeye ittibâ
edemezsiniz!” (Ahmed, I, 121)
Abdullah ibn-i Ömer (r.a) da şöyle buyurur:
“–Biz hiçbir şey bilmezken Allah Teâlâ, Muhammed (a.s)’ı bize gönderdi.
Biz Muhammed (asv)’ı ne yaparken gördüysek aynen onun gibi yaparız!” (İbn-i Mâce, İkâme, 73; Ahmed, II, 65, 94; IV,
78) Hz. Osman (r.a)’dan 111 Hayat Ölçüsü Dr. Murat KAYA
Ashab-ı Kiramın bu özelliği Efendimiz(sav) in hadisi şeriflerinde de
bildirilmiştir. (“ İmran İbnu Huseyn radıyallahu anhüma anlatıyor: "Resûlullah
aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: İnsanların en hayırlıları benim asrımda
yaşayanlardır. Sonra bunları takip edenlerdir, sonra da bunları takip
edenlerdir. İmran radıyallahu anh der ki: "Kendi asrını zikrettikten sonra
iki asır mı, üç asır mı zikretti bilemiyorum." bu sonuncuları takiben öyle
insanlar gelir ki kendilerinden şahidlik istenmediği halde şahidlikte
bulunurlar, onlar ihanet içindedirler, itimad olunmazlar. Nezirlerde (adak)
bulunurlar, yerine getirmezler. Aralarında şişmanlık zuhûr eder." Bir
rivayette şu ziyade var: "Yemin taleb edilmeden yemin ederler." Buhari, Şehadat 9,
Fezailu'l-Ashab 1, Rikak 7, Eyman 27; Müslim, Fezailu's-Sahabe, 214, (2535);
Tirmizi, Fiten 45, (2222), Şehadat 4, (2303); Ebu Davud, Sünnet 10, (4657);
Nesai, Eyman 29, (7, 17, 18).
Hz. Cabir radıyallahu anh anlatıyor:
"Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: Ashabıma sebbetmeyin
(dil uzatmayın). Nefsim elinde olan Zât-ı Zülcelâl'e yemin olsun (sizden) biri,
Uhud dağı kadar altın infak etse, onlardan birinin infak ettiği bir müdd'e
hatta yarım müdd'e bedel olmaz." Müslim, Fedailu's-Sahabe 221, (2540).
Hz. Ebu Musa radıyallahu anh anlatıyor:
"Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm ile, beraber akşam namazı kılmıştık.
Aramızda: "Burada oturup yatsıyı da onunla birlikte kılsak" dedik ve
oturduk. Derken yanımıza geldi ve: "Hala burada mısınız?" buyurdular.
"Evet!" dedik. "İyi yapmışsınız!" buyurdu ve başını semaya
kaldırdı. Başını sıkça semaya kaldırdı ve şöyle buyurdu: "Yıldızlar
semanın emniyetidir. Yıldızlar gitti mi, vaadedilen şey semaya gelir. Ben de
Ashabım için bir emniyetim. Ben gittim mi, onlara vaadedilen şey gelecektir.
Ashabım da ümmetim için bir emniyettir. Ashabım gitti mi ümmetime vaadedilen
şey gelir." Müslim, Fedâilu's-Sahâbe 207, (2531).
Büreyde radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah
aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Bir yerde ölen Ashabımdan hiçbirisi
yoktur ki, Kıyamet günü oranın ahalisine bir nur ve onlara (cennete sevkte) bir
rehber olmasın." Tirmizi, Menakıb (3864).
Said İbnu'l-Müseyyeb, Hz. Ömer radıyallahu anh'tan
naklediyor: Demişti ki: "Ben Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'ı dinledim,
buyurmuştu ki: "Ben, Rabbimden Ashabımın benden sonra düşeceği ihtilaf
hakkında sordum. Bunun üzerine şöyle vahyetti(" Ey Muhammed! Senin Ashabın
benim nezdimde, gökteki yıldızlar gibidir. Bazıları diğerlerinden daha
kavidirler. Her biri için bir nûr vardır. Öyleyse, kim onların ihtilaf
ettikleri meselelerden birini alırsa, o kimse benim nazarımda hidayet
üzeredir." Hz. Ömer der ki: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm
(devamla) ilave etti: "Ashabım yıldızlar gibidir, hangisine uyarsanız
hidayeti bulursunuz." Rezin tahriç etmiştir. (Hadisin birinci kısmını
Câmi'u'us-Sağir'de Suyuti kaydeder (Feyzu'l-Kadır 4, 76).
İkinci kısmı da İbnu Abdi'l-Berr, Câmi'u'l-İlm'de kaydetmiştir (2, 91).
ASHABIN FAZİLET VE MENKIBELERİNİN YÜCELİĞİ
Said İbnu Zeyd radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'ın şöyle söylediğini işittim:
"Ebu Bekr cennetliktir, Ömer cennetliktir, Osman cennetliktir, Ali
cennetliktir, Talhâ cennetliktir, Zübeyr cennetliktir, Sa'd İbnu Malik
cennetliktir, Abdurrahman İbnu Avf cennetliktir, Ebu Ubeyde İbnu'l-Cerrâh
cennetliktir." (Râvi der ki: Zeyd) onuncuda sükut etti. Dinleyenler:
"Onuncu kim?" diye sordular. (Bu taleb üzerine): "Said İbnu
zeyd!" dedi. Yani bu, kendisi idi. Zeyd sonra ilave etti: "Allah'a
yemin ederim. Onlardan birinin Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm ile birlikte
yüzü tozlanacak kadar bulunuvermesi, sizden birinin ömrü boyu çalışmasından
daha hayırlıdır, hatta ömrü, Hz. Nuh aleyhisselam'ın ömrü kadar uzun olsa
bile" Ebu Davud, Sünnet 9, (4648, 4649, 4650).
Ashab-ı Kiram, başka
hiçbir insanla asla kıyas kabul edilmeyecek derecede yüksek seciyeli
insanlardı. Ama içlerinde Aşere-i Mübeşşere (yaşarken cennetle müjdelenenler)
vardı. Aşere-i Mübeşşere arasında da Hülefa-i Raşidin (Raşid Halifeler) veya
Ciharyar-ı Güzin denilen Efendimiz (sav) in en yakındaki halifeleri bazı
özellikleriyle temayüz etmişlerdi.