O Tatlı Uykular  Nerede Şimdi ?


Belki bir gün yaşlanacağım ama 
asla ihtiyarlamayacağım.
Yaptıklarımla, duruşumla, gülüşümle 
son nefesime kadar  
genç kalacağım.

Kalan zaman azalıyor mesela. 
Neler mi azalıyor? 
Şimdi hiç öyle gözlerimizi kaçırmayalım.
İşaret parmağımızla saçımızın bir buklesini kıvırıp durmayalım, 
ayaklarımızın ucuyla toprağı eşelemeyelim.

Kıyılarından donmaya başlayan durgun bir kış gölü gibi 
yavaş yavaş değişmekteyiz.
Ellisini geçen her fani. 
Bir bu kadar daha zamanının kalmadığının farkında. 
Değilse de olmalı.
Sabah akşam mecburen bakılan aynalardaki gözaltı torbaları, 
kenarlardaki kırlangıçkuyruğu çizgiler,
ağzın iki yanında yukarıdan aşağı yürüyen 
konuşma, gülüşme, somurtma izleri, 
düşen göz kapakları, 
dökülüp kaybolan kaşlar bunu zaten hatırlatmakta.

İyi ki de öyle yapmakta.
Düşünsenize, akşam genç yatıp 
sabah aniden yaşlı kalksak 
ne fena olurdu, 
öyle değil mi?

Zamanın azaldığı gerçeğini gözümüze sokan aynalar, 
sokakta abla-abilikten teyze-amcalığa terfi ettiren çocuklar, 
emekliliğimizi acımasızca vurgulayan devlet, 
banka, belediye gibi kurumlar, 
her bünyede 
farklı durumlara sebep olmakta.

Kimisi sona geldiği yanılgısına kapılıp 
her şeyden ve herkesten elini ayağını çekmekte, 
ha bugün ha yarın ölümü bekleyip kalan 
heba etmekte o değerli zamanını .
Kimisi de mutedil dalgalı seyretmekte, 
yönsüz bir sarkaç gibi 
oraya buraya hamleler yaptıktan sonra 
kavuşmakta dengeye.

Zihin “kalk koş, durma coş” derken, 
beden “amaaan, dur hele yahu, 
dön arkanı uyu” diyebilmekte.
Öte yandan uykular da azalmıştır. 
Beden artık büyümediğinden olsa gerek, 
daha az uykuyla yetinmekte, 
gecenin hiç olmayacak saatlerinde 
ayağa dikebilmekte biz gibileri.

Ondan sonra işin yoksa otur, 
günün doğmasını bekle. 
İşin de yoksa
evet ama yine de yazlar kolay da 
kış mevsimlerinin uzun geceleri zor geçmekte.
Üstelik o münasebetsiz ve kaçan kovalanan uyku, 
Yüklenmekte gün ortasında göz kapaklarına 
bunda da bir beis görmemekte.

Her fırsatta ortamlara akma isteği bir hayli azalmış. 
Çok da eski olmayan zamanlarda 
evde oturulan hafta sonları, 
dışarı çıkılmayan cuma cumartesi geceleri 
bir kayıp duygusuyla yaşanırken, 
şimdi ayakları uzatıp oturmanın,
televizyon karşısında yatmanın, 
gecenin ortasında kaçacak olsa bile 
tatlı bir rehavetle 
erken gelen uykunun keyfi sürülmekte.

Çok sevilen, 
kalpte gönülde başların üzerinde taşınan, 
çok umursanan, 
çok kızılan, hiç umursanmayan, 
bazılarına mecburen, 
bazılarına gönülden katlanılan insanlar azalmakta.

Ya başka hayatların peşinde koşarken,
çıkıp gitmekte
ya o kendi yolunda giderken 
onlardan ayrılmakta 
ya da, söylemesi acı ama hak vaki olmakta.
bir kısmı mecburen, 
bir kısmı rızayla 
bir kısmı da kontrol dışında gerçekleşmekte.

Artık çok şey eskisi gibi değil.
Eş dost aile azalmış, çember küçülmüştür.
Hayaller azalmış ,düşler sönmüş 
en fenası da işte bu
Artık gençlikteki gibi bodoslama hayal kurulamamakta
Köprünün altından çok su akmıştır.
Kurulan hayallerin bir kısmı 
bu suya kapılıp gitmiştir. 

Üstelik yaşlanırken kişi kendini tanıma yolunda 
bir arpa boyu bile yol almışsa eğer,
neye muktedir olduğunun 
neye olmadığının farkına varmış, 
şöyle bir durulmuş ,oturmuştur. 
Artık hayallerin gürül gürül akmadığı yaşlardadır.

Lakin, son baharının 
ya da ne bileyim geride bıraktığından daha az kalan zamanının 
değerinin farkına varan faniler de mevcut.
İşte bu faniler için artık 
akşama eren her gün,
sabaha kavuşan her gece, 
rahatça alabildiği ve ciğerlerine inebilen her nefes 
parayla pulla ölçülmeyecek kadar değerli.

‘Şükür’ sözcüğünü de dağarcıklarından çekip çıkarmış 
ve artık daha sık kullanmakta…
Üstelik şükrettikçe, 
şükredilecek durumlar dağların doruğundan yuvarlanıp 
çığa dönüşen kartopu misali büyümekte, 
onlar da böyle bir mucizeye tanıklık etmenin hazzıyla 
daha çok huzurludur.

Nihayet dökülüp azalan saçlarını, 
göz kenarlarındaki kırlangıçkuyruklarını 
o kadar kafaya takmamakta, 
bu şahane özgürleşme halinin tadını çıkarmakta.
kırlangıçlar göçülen yerden mutlaka dönüldüğünü hatırlatmakta, 
azalan saçları yıkayıp çıkması daha kolay olmakta.
Paraya kıyılırsa eğer o dökülen saçların yerine 
yenisi ekilebilmekte.
Neden olmasın ki ?

O tatlı uykular  nerede şimdi ?
Bu durum beyni sise bulamakta, 
ama öte yandan uyanık kalınan zaman çoğalınca, 
mesela yakın gözlüklerini takıp 
daha çok okumakta, 
daha çok okudukça 
ellisinden sonra şiir yazmaya cesaret edebilmekte, 
televizyonlarda kendi seçtikleri filmleri izlemekte, 
gecenin o saatinde 
kendileri gibi uykusu kaçmışlarla görüntülü bağlanıp 
yad etmekte o eski günleri …

Eş dost azalmıştır artık 
ama kalan sağlar onlarındır. 
Ruhu zorlayan, aklı fikri yoran, renkleri solduranlar gitmiş
ya da bile isteye gönderilmiştir. 
Gerçek yüz’ tanımlamasının ne anlama geldiği 
nihayet kafaya dank etmiş, 
kimilerinin gözlerde nasıl da büyütüldüğü, 
kimilerine de hak ettiği değerin verilmediği gerçeğiyle yüzleşilmiş.
Artık ne kadar ekmek ,
o kadar köfte.

Yaşlılığın en güzel taraflarından biri, 
artık daha çok kendi seçtikleriyle dost kalmakta, 
Kendisini günahlarıyla sevaplarıyla, 
güzelliğiyle çirkinliğiyle, 
yerli yersiz gülüşleri 
ve gözyaşlarıyla kabul edenleri, 
bir nimet gibi üç kez öpüp başının üzerine koymakta
Çünkü bugün var ,
yarın belki de yoktur.

Çoluk çocuk nispeten büyümüş, 
belki de yuvadan uçmuştur. 
Hayaller azalmış olsa da 
var olanlar daha da değerlenmekte, 
gerçekleşenlerinse tadından yenmemekte.
görgünün, tahammülün, sabrın artmış olması
tatlı bir tevekkülü çağırmıştır ruhuna.

Akılda fikirde yıllardır birikenleri kendine saklamayıp 
almaya gönüllü olanlara aktarma arzusu 
göğsün ortasında büyümekte
ve ne mutlu ki 
bu arzuyu gerçeğe dönüştürmek için 
artık türlü çeşit yol yordam aranmakta.

Her neye inanıyorsak inanalım, 
herkesin belirlenmiş bir yolu 
ve insanın yolun sonunda ne olduğunu bilip 
bununla yaşamaya çalışan tek canlı olduğu gerçeği 
havada asılı durmakta.

Madem öyle, 
ellili yaşlarımıza erişecek kadar şanslıysak eğer, 
artık gittikçe azalan zamanımıza, 
saçlarımıza, uykumuza, sevdiklerimize sarılmak, 
yolun sonundaki gerçeğe kafa tutmanın 
en güzel yöntemi olmalı.

Madem hayat ilerliyor, 
biz de duyulmayan sessiz müzikleri 
duyulur hale getirelim, 
göğsümüzün orta yerinde yeşeren arzuları 
gerçekleştirip ardımıza bırakalım. 

Alan alır, 
almayan kendisi bilir.
Her şeye rağmen genç kalma fırsatı .
Ancak bu şekil hayata geçirilebilir 
Hadi o zaman.
Eeee hadi ...

redfer.

( O Tatlı Uykular Nerede Şimdi ? başlıklı yazı redfer tarafından 9/30/2025 tarihinde sitemize eklenmiştir. Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu , kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. )
Okuduğunuz Yazının Site Kurallarını İhlal Ettiğini Düşünüyorsanız, Site Yönetimine Bildirmek İçin Tıklayınız.
 

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu