Tema
Üye Ol Giriş Yap
Anasayfa Şiir Deneme Hikaye Makale Serbest Kürsü Yazarlar Forum Sohbet Online Üyeler
(0 oy)

Ehl İ Tasavvuf Ve Vakıf Kaynakça

 EHL-İ TASAVVUF VE VAKIF

            Vakıf insanlar arasında zikretmemiz gereken önemli sosyal guruplerdan birisi de sufilerdir. Bunun için çalışmamızı tasavvufunun islamiliği üzerine kurguladık. Çünkü Vakıf imparatorluğu çalışmamızın teması İslami vakıflar.

            İslam tasavvuf tarihini incelediğimiz de sufilerin vakıf kişilikleri ön plana çıkmaktadır. Sufiler  “ Her nimetin şükrü kendi cinsinden olur” kelamı kibarınnın gereğince nail oldukları nimetleri cömertçe insanların hizmetlerine sunmuşlardır. Canlarını, mallarını ve ilimlerini ücret talep etmeden insanların hizmetine sunmaları sebebiyle vakıf (filantropist) insanlardır.

            Sufiler vakıf kelimesinin tüm anlamlarıyla cakıf kişilerdir. Tasavvuf tarihini incelediğimiz zaman açıkça görüyoruz ki, sufiler zamanlarının en müstesna ilim adamlarıdır. Kelam, fıkıh, hadis gibi İslami ilimlerde uzmanlaştıktan sonra intisap ettikleri tasavvuf yolunda da uzmanlaşmış kişilerdir. Lisan-ı hal ile İslam dinini anlatan sufiler yayma konusunda zahir ulemaya göre son derece başarılı olmuşlardır.

            Ediplerin, filozofların vv kelamcıların yanında toplandığı Cüneyd-i Bağdadi (ks)  yirmi yaşında iken fıkıh hocası Ebû Sevr’in ders meclisinde fetva verecek seviyeye gelmişti. İmam Gazzali (ks) uzun yıllar Nizamiye medresesinde ders vemiş meşhur bir müderristi. Yusuf Hemedani Nizamiye medresi mezunuydu. İbn Arabi pek çok alimden ders aldıktan sonra tasavvufa intisap etmişti. Son dever meşayıhından Ahmed el-Haznevi fetva ehliyeti olan bir alimdi. Hacı Bayram Veli müderrislikten tasavvufa geçen başka bir sufidir. XX. Yüzyıl meşayıhından Mahmud Sami Ramazanoğlu (ks) Dar-ül Funun (Hukuk Fakültesi) mezunuydu. –O dönem de Hukuk fakülteleri İslam hukukuna göre eğitim veriyordu-. Mevlana lakabıyla tanına Halid-i Bağdadi Nizamiye medresinde müderristi.  Akşemseddin (ks) Osmancık Medresesinde müderristi. İmam-ı Rabbani (ks) tefsir ve hadis alanında ders okutmaya icazetli bir alimdi. Seyyid Abdülhakim Arvasi müderristi. 20 yıl boyunca medresesinde ders verdi. Aziz Mahmud Hüdai (ks) Ferhadiye Medresesinde müderristi ardından Bursa kadılığı yaptı. Fatih ve Süleymaniye camilerinde tefsir ve hadis dersleri okuttu. Abdülkadir Geylani(ks) Hanbeli mezhebinden omasına rağmen hem Şafii hem de Hanbeli mezhebine göre fetva ehliyeti olan yüksek ilim sahibi bir sufi idi.

Nakşibendî geleneğinin etkili şeyhlerinden Ebû Ali el-Fârmedî (ks) şeyhi ve kayınpederi Abdülkerim e-Kuşeyri’nin (ks) yanında zahiri ve batıni limleri öğrenmiş, içtihatta yüksek bir seviyeye ulaşmış, zamanın sayılı âlimleri arasına dâhil olmuştu. Örnekleri sayamayacağımız kadar çoğaltmak mümkün. Bu bakımdan rahatlıkla iddia edebiliriz ki sufiler samimiyetle yaşadıkları İslam dininin zahiri ilimlerine vakıf insanlardı.

            Sufilerin amacı Asr-ı saadette Peygamber Efendimiz (sav) ve sahabelerin yaşadıkları ZÜHD hayatını yaşamaktır. Bu sebeple dünya malından yüz çevirmişler ancak asgari şartlarda geçimlerine yetecek kadar para kazanmışlardır. Hemen hemen hepsinin meslek ve sanatı vardır. Dilenmek veya başkalarının yardımlarıyla geçinmek gibi bir yola tevessül etmemişlerdir. Ama, mutlaka aralarında böyle insanlar bulunmuştur. Cüneyd (ks) ticaretle uğraşırdı. Bazı kaynaklara göre İslam dininin Türkler arasında yayılmasında büyük katkısı bulunan Şakik-i Belhi (ks) uzun yıllar ticaretle uğraşmıştı. Hacı Bayram Veli (ks) ziraatle uğraşır, elde ettiği gelirle dergahının ve müridlerinin ihtiyaçlarını karşılardı. Seyyid Yusuf Hemedani (ks)  çizme dikerdi. Ahmed Yesevi (ks) geçimini tahta kaşık yaparak kazanırdı. Şah-ı Nakşibend (ks) in şeyhi Seyyid Emir Külal (ks)ın mesleği çömlekçilikti. Emir Sultan (ks)ın mesleği de çömlekçilikti.

            Dilencilik, İslam dininde hoş görülmeyen bir iştir. Duha suresi 10. Ayetinde (El açıp isteyeni de sakın boş çevirme!) ayetiyle dinen insanları hor görmemek ve azarlamamak emredilirken sonraki ayette ise (“Rabbinin lutuflarını şükranla an.” Duha 11) buyurulmuştur. Duha süresi 10. Ayeti Diyanet mealinde el açıp isteyeni boş çevirme olarak tercüme edilmekte ise de gerek DİA gerekse başka kaynaklarda  “İsteyeni azarlama” şeklinde tercüme edilmektedir.

            Mearic suresi 25. Ayetinde “İsteyene ve yoksun kalmışa mallarından belli bir hak tanıyanlar” Zariyat suresi 19. Ayette ise Allah’a saygısızlıktan sakınanlar (Yardım isteyenlere ve yoksullara mallarından belli bir pay ayırırlardı.) ifadeleriyle zikredilmekte ve övülmektedir.     

             Bu ayetlerle yoksul insanlar korunma altına alınmıştır. Cuma suresi 10. Ayetiyle insanlara çalışma emredilmiştir. (“(Cuma) Namaz kılındı mı artık yeryüzüne dağılın ve Allah’ın lutfundan nasip arayın.” Cuma 10) Peygamber Efendimiz (sav) de dilenciliği hoş görmemiş ve çalışmayı emir ve tavsiye etmiştir.  (Ebû Abdullah Zübeyr İbni’l-Avvâm (ra) dan rivayet edildiğine göre Resûlullah (sav) şöyle buyurdu: “Herhangi birinizin iplerini alıp dağa gitmesi ve sırtına bir bağ odun yüklenip getirerek onu satması ve Allah’ın bu sebeple onun yüzsuyunu koruması, verseler de vermeseler de insanlardan bir şeyler dilenmesinden çok hayırlıdır.”

https://www.islamveihsan.com/alin-teri-el-emegi-ile-kazanc-ile-ilgili-hadisler.htmlBuhârî, Zekât 50, 53; Büyû‘ 15, Müsâkât 13. Ayrıca bk. Nesâî, Zekât 85; İbni Mâce, Zekât 25

            Hz. Peygamber (sav) başka bir hadisi şeriflerinde de (Hiçbir kimse, asla kendi kazancından daha hayırlı bir rızık yememiştir. Allah’ın Peygamberi Dâvûd aleyhisselâm da kendi elinin emeğini yerdi. Buhârî, Büyû’ 15, Enbiyâ 37) buyurarak rızık için çalışmanın önemini vurgulamıştır. Kitap ve sünnete tam bağlığılığı hayatlarının en temel düsturu haline getiren sufilerin dilencilik veya benzer bir şekilde geçimlerini sağlamaları mantıksız olur. Her angi bir kaynakta dilencilik yapan bir sufi ismine rastlamadım. İstisnalar elbette ki olabilir. Ama Rasulullah (sav) Efendimize her halde “mutabaatta” bulunmayı amaç edinen birisi için çalışmamak “absürd” bir düşünce olacaktır.

            Tarih boyinca sufiler zühd hayatını tercih etmelerine rağlen bazı istisnalar bulunmaktadır. Bunlardan birisi Hace Ubeydullah Ahrar (ks) dın. Kaynaklara göre 1300’den fazlı mezraya sahip olan, çok zengin olan Hace-i Ahrar (ks) bu mezraalardan elde edilen bütün gelirleri, medreselerdeki ulemâya, talebelere; tekke, zâviye ve câmilerdeki sûfîlere; yolculara, ihtiyaç sahibi müslümanların istifâdesi için tesis edilen vakıflara akıtırdı. Ahrâr Hazretlerinin (ks) muhtelif şehirlerde pek çok mülkü mevcuttu. Bunların bir kısmını câmi, medrese ve tekkeler için vakfederek mühim hayır hizmetlerinde bulundu.  O. D. Çehoviç, Samarkandskie Dokumenti XV-XVI vv. (o Vladeniyah Hodci Ahrara v Srednei Azii i Afganistane), Moskova 1974, s. 107-174, 332; Velîhâce, a.g.e, s. 73. https://www.islamveihsan.com/ubeydullah-ahrar-hazretleri-kimdir.html

            Bahsedtmek istediğimiz ikinci sufi Seyyid Abdülkader Geylani (ks) olacak. Geylani (ks) hazretleri de ticaret kervanları olan zengin bir sufi idi.    Irak müftüsü Muhyiddin Ebû Abdullah Muhammed b. Hamid Bağdadî ise şöyle yazıyor:…" Hiçbir dilenciyi eli boş çevirmez, hatta sırtındaki elbiseyi çıkarıp vermesi gerekse bile verirdi. Açların karnını doyurmayı, ihtiyaç sahiplerinin ihtiyaçlarını gidererek masraf çekinmeden vermeyi özellikle çok severdi."

Allâme İbn Neccâr, O’nun şöyle söylediğini nakletmektedir: "Eğer dünyanın bütün serveti elimde olsaydı onlarla, açlar doyurmak için hemen yemek yedirmeye koşardım."

Bazen şöyle de söylediği olurdu: "Öyle anlaşılıyor ki benim bakracım delik, hiçbir şey içinde durmuyor. Eğer bin dinar elime geçse geceyi onunla geçirmem, hemen harcarım."

Kalâidü'l-Cevâhir kitabının yazarı şöyle yazıyor: "Geceleyin geniş sofra serer, bizzat misafirlerle yemek yerdi. Zayıflarla, fakirlerle oturup kalkardı…" Muhammed b. Yahya Abdülkerim Kalâidu’l-Cevâhir fî Menâkıbı Tacü'l-Evliyâ ve Ma’deni'l-Asfiyâ, s.9. https://www.muridan.com/abdulkdir-geyln-nin-ahlaki

Sufiler Allah-ü Teala’nın kendilerine lütfettiği nimetleri (mal, beden, ilim) her hangi bir ücret talip etmeden insanların hizmetine sunduklar için vakıf insanlar olarak zikredilmeleri gereken insanlardır. Burada kısaca Abdalan-ı Rum taifesinden bahsetmek istiyorum. Derviş, Ebdal-Abdal/Budela vb.-Dünya ilgilerinden kurtularak kendisini Allah yoluna adayan ve ricâlü’l-gayb diye adlandırılan evliya zümresi içinde yer alan sûfî veya erenler hakkında kullanılır.) Abdalan-ı Rum terimi ilk olarak ilk Osmanlı tarihçisi Aşıkpaşazade tarafından kullanılmıştır. Rum'a gelen dört grup insan vardır. Biri Gaziyan-ı Rum (Anadolu Gazileri), biri Ahiyan-ı Rum (Anadolu Ahileri), biri Abdalan-ı Rum (Anadolu Abdalları) ve birisi de Bacıyanı Rum' dur.”

Ömer Lütfi Barkan’ın yazdığına göre; 1326 yılında Bursa’nın fethinin ardından veya fetih sırasında Buhara veya Horasan’dan ‘Eren’diye tabir edilen bazı derviş ve şeyhler Osmanlı topraklarına gelmişlerdir. Bunlardan Bursa kuşatmasına katılan Abdal Murad-Rumeli Fütuhatının başlangıcında Dimetoka’da açılacak ilk tekke-zaviye Abdal Murad adına olacaktır.-Horasan erenlerindendir.

Yine pek çok kaynakta yazıldığına göre Geyikli Baba müritleriyle birlikte Bursa ve Kızıl kilise fetihlerine katılmıştır. Ahmet Yaşar Ocak.

            Abdalan-ı Rum olarak adlandırılan bu Gazi-Dervişler gurubu gerektiğinde vanlarını bile din uğruna vakfederek Vakıf insan olduklarını tescil etmişlerdir. Yıldırım Beyazıd Hanın damadı Emir Sultan (ks) 1422 yılındaki İstanbul Muhasarasına 400 müridiyle katılmıştı ve müridlerine her daim cihad etmeleri tavsiyesinde bulunurdu. 

İlmiye sınıfının dirayeti ve Meşayih’in ihtiyaç halinde canlarını feda edecek kadar devlete bağlılıklarının bir örneği de Haçova Meydan savaşında yaşanmıştır. İlmiyye sınıfından Hoca Sadeddin Efendi padişaha sonuna kadar mukavemet telkin ederken, Kibar-ı Meşayih’ten, Eğri seferinde ordu vaizliği görevinde bulunan, Üsküdar Şemsi Paşa Camii vaizi Yayabaşı zade İlyas oğlu Hızır Efendi savaşın ilk veya son gününde 100 müridiyle savaşarak şehit olmuş ve Tatarpazarcığı’nda Dülbendzade camii civarına defnedilmiştir.(İ.H. Danişmend)

            Sufiler mallarını ve canlarını Din-i Mübin-i İslam’a vakfetmiş vakıf insanlardır.

Osmanlı döneminde hatırı sayılır sayıda Abdalan vakfı bulunmaktaır. Ancak bu vakıflar doğrudan sufilere ait olmayıp vakıf arasziler üzerinde yapılan imaret-zaviyelerdir. Dervişler vakıf imaret-zaviyelerde tasarruflarına verilen arazileri ekip dikerek hem geçimlerini sağlamış hem de yolcuları misafir etmişler ve yemeklerini vermişlerdir. Yaptıkları hiçbir hizmet karşılığında da her hangi bir ücrettalebinde bulunmamışlardır. Örnek vermek gerekirse Sultan damadı olan Emir Buhari/Sultan yaşarken çömlekçilik yaparak geçimini sağlamış, dergahı ve cami vefatından sonra hanımı Hundi Hatun tarafından yaptırılmıştır.

 DİA

Diyanet Meal

O. D. Çehoviç, Samarkandskie Dokumenti XV-XVI vv. (o Vladeniyah Hodci Ahrara v Srednei Azii i Afganistane), Moskova 1974, s. 107-174, 332; Velîhâce, a.g.e, s. 73. https://www.islamveihsan.com/ubeydullah-ahrar-hazretleri-kimdir.html

İ. Hami Danişmend

DİA

SÜLEYMAN ULUDAĞ

İSMAİL DURMUŞ

KAYNAKÇA

 

HURİYE MARTI 

SÜLEYMAN ATEŞ

NECDET TOSUN

KEMAL ERASLAN

REŞAT ÖNGÖREN

AHMET YAŞAR OCAK

İ. Hami Danişmend İzahlı Kronolojik Osmanlı Tarihi

DİA

https://geylani.beun.edu.tr/hakkimizda.html Okt. Mustafa SEZER

Tasavvuf | İlmî ve Akademik Araştırma Dergisi, yıl: 8 [2007], sayı: 19, ss. 211-234. Tasavvuf | İlmî ve Akademik Araştırma Dergisi Ar. Gör. Dr. Süleyman Demirel Ü. İlahiyat Fakültesi 212 | Rifat OKUDAN

Prof.Dr.Dilaver Gürer Hace Yusuf Hemedani: Hayatı, Eserleri ve Tasavvuf Anlayışı tasavvuf ilmi ve akademik araştırma dergisi 2020  

Prof. Dr. Kadir ÖZKÖSE-Prof. Dr. H. İbrahim ŞİMŞEK Nasihat Yayınları- Altın Silsile- den Altın Halkalar kitabından özet. Ve SEYYİD YUSUF-İ HEMEDANi'NİN TASAVVUFA İLİŞKİN BİR RİSALESİ Prof. Dr. Mehmet KANAR İstanbul Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi, Doğu Dilleri ve Edebiyatları Bölümü'nden Emekli.

Prof. Dr. Kadir ÖZKÖSE-Prof. Dr. H. İbrahim ŞİMŞEK Nasihat Yayınları- Altın Silsile- den Altın Halkalar kitabından özet.

-makâlât www.emakalat.com Mezhep Araştırmaları Dergisi 15, sy. 2 (Güz 2022)Osmanlı’da Nakşibendiyye/Müceddidiyye Tarikatı ve Ehl-i Sünnet Hassasiyeti Hasan GÜMÜŞOĞLU Doç. Dr. Yalova Üniversitesi, İslami İlimler Fakültesi, İslam Mezhepleri Tarihi

Hace Muhammed Parsa-Tevhide Giriş-Faslül Hitab Tercemesi Ali Hüsrevoğlu Erkam Yayınları İstanbul 1988

Şarkiyat İLMİ ARAŞTIRMALAR DERGİSİ Cilt: 14, Sayı: 3 (Aralık 2022) MUHAMMED PÂRSÂ’NIN BAŞYAPITI FASLÜ’L-HITÂB Abdulmelik İBRAHİMOĞLU • Dicle Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Tasavvuf Ana Bilim Dalı,

İmâm-ı Rabbânî’nin Hayatı Görüşleri ve Eserleri Necdet Tosun Prof. Dr. Marmara Ün. İlahiyat Fakültesi. Uluslararası İmam-ı Rabbani Sempozyumu Tebliğleri AZÎZ MAHMÛD HÜDÂYİ VAKFI YAYINLARI İstanbul – 2018

Dr. Muhammed Emin Riyahi

ABDURRAHMAN MIHÇIOĞLU Araştırmacı Yazar KELİMÂT-I KUDSİYYE SEMERKAND TASAVVUF VE NAKŞİBENDÎLİK

Mektubat Tercemesi H.H.Işık

MEVLÂNÂ HÂLİD'İN MEKTÛBÂT’INDA BİLGİ VE ULÛHİYET YYÜİFD Erkan BAYSAL Arş. Gör., Bingöl Üniversitesi, İlahiyat Fakültesi, Kelam Ana Bilim Dalı,

Ubeydullah Ahrâr’ın (ö 1490) Fıkarât İsimli Eseri Çerçevesinde Tevhide Dâir Kabulleri

Bu makāle, 2-4 Aralık 2016 târihleri arasında İstanbul’da düzenlenmiş olan “Uluslarası Bahâeddin Nakşibend ve Nakşibendîlik Sempozyumu”nda sözlü olarak sunulmuş ancak basılmamış olan tebliğin gözden geçirilerek düzenlenmiş ve geliştirilmiş hâlidir.

Abdurrahman Acer Dr. Öğr. Üyesi, Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi İlâhiyat Fakültesi. Tasavvuf Dergisi 43 (2019

https://www.islamveihsan.com/ubeydullah-ahrar-hazretleri-kimdir.html Reşahat

T.C. MARMARA ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ TEMEL İSLAM BİLİMLER ANABİLİM DALI TASAVVUF BİLİM DALI TÂCÜ’L-ÂRİFÎN EBÜ’L-VEFÂ’NIN MENÂKIBI Yüksek Lisans Tezi AYŞENUR ÖZKUL İstanbul, 2008

BURSA ŞEHRENGİZ DERGİSİ   KASIM – ARALIK 2022 GEYİKLİ BABA’NIN İNEGÖL’E YERLEŞMESİ, ORHAN GÂZÎ İLE İLİŞKİSİ VE HETERODOKSLUĞU YÖNÜNDEKİ İDDİALARIN KESİN DELİLLER IŞIĞINDA ÇÜRÜTÜLMESİ HAKAN YILMAZ Arastırmacı-Yazar & Yeniçağ Tarihi ve Arsiv Uzmanı

Nakşibendilik - Dünya Çapında Bir Sûfı Geleneğin Sünnî Tutum ve Faal Tavrı -Itzchak Weismann-Tercüme: İrfan Kelkitli Litera Yayınları 2015

Türk Edebiatında İlk Mutasavvıflar M.Fuad Köprülü

İnceleme Araştırma Dizisi Yayın No: 23 Baskı Tarihi: Nisan 2015 Ahmet Yesevi Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanlığı Editör Prof. Dr. https://www.encyclopedia.com/

https://kanadaalevi.com/bir-bakisla-anadolu-aleviligi-s-ali-arlier/

https://kanadaalevi.com/erdogan-aydin-alevilik-ile-islamiyet-iliskisi/

SAFEVİYYE TARİKATİ ve TÜRKMENLER ÜZERİNDEKİ ROLÜ Doç. Dr. Mustafa EKİNCİ  Harran Üniversitesi ilahiyat Fakültesi, öğretim üyesi,

https://www.diyanet.gov.tr/trtr/Kurumsal/Detay/33780#:~:text=Res%C3%BBl%2Di%20Ekrem%20(s.a.s),)'in%20miras%C4%B1na%20sahip%20%C3%A7%C4%B1kal%C4%B1m. 9 Eylül 2022 Cuma Hutbesi

Niyazi BEKİ SAKARYA ÜNİVERSİTESİ İLAHİYAT FAKÜLTESI DERGİSİ Yıl: 1996 Sayı: 1 EBUABDURRAHMAN es-SULEMI'NIN hayatı, ilmi kişiliği ve eserleri

Tasavvuf ilmî ve akademik araştırma dergisi 51 (2023), Ebû Abdurrahman es-Sülemî ve Bazı Tasavvufî Görüşleri Dr. Hatice Gargu Karadeniz İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi İslâmî İlimler Fakültesi Doç. Dr. Veysel Akkaya İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi

Diyanet Meal

O. D. Çehoviç, Samarkandskie Dokumenti XV-XVI vv. (o Vladeniyah Hodci Ahrara v Srednei Azii i Afganistane), Moskova 1974, s. 107-174, 332; Velîhâce, a.g.e, s. 73. https://www.islamveihsan.com/ubeydullah-ahrar-hazretleri-kimdir.html

Sitede Önceki / Sonraki
Yazarın Önceki / Sonraki
Oylama
0 (0 oy)
  • Yorumlar 0
  • Yorum Yaz
  • Tebrikler
  • Beğenenler
  • Popüler Yazıları
Yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın.

edebiyatevi.com

Ehl İ Tasavvuf Ve Vakıf Kaynakça

Mustafa ESER Mustafa ESER