Ehl İ Tasavvuf Ve Vakıf Kaynakça
EHL-İ TASAVVUF VE VAKIF
Vakıf insanlar arasında zikretmemiz
gereken önemli sosyal guruplerdan birisi de sufilerdir. Bunun için çalışmamızı
tasavvufunun islamiliği üzerine kurguladık. Çünkü Vakıf imparatorluğu
çalışmamızın teması İslami vakıflar.
İslam tasavvuf tarihini
incelediğimiz de sufilerin vakıf kişilikleri ön plana çıkmaktadır. Sufiler “ Her nimetin şükrü kendi cinsinden olur”
kelamı kibarınnın gereğince nail oldukları nimetleri cömertçe insanların
hizmetlerine sunmuşlardır. Canlarını, mallarını ve ilimlerini ücret talep
etmeden insanların hizmetine sunmaları sebebiyle vakıf (filantropist)
insanlardır.
Sufiler vakıf kelimesinin tüm
anlamlarıyla cakıf kişilerdir. Tasavvuf tarihini incelediğimiz zaman açıkça
görüyoruz ki, sufiler zamanlarının en müstesna ilim adamlarıdır. Kelam, fıkıh,
hadis gibi İslami ilimlerde uzmanlaştıktan sonra intisap ettikleri tasavvuf
yolunda da uzmanlaşmış kişilerdir. Lisan-ı hal ile İslam dinini anlatan sufiler
yayma konusunda zahir ulemaya göre son derece başarılı olmuşlardır.
Ediplerin, filozofların vv
kelamcıların yanında toplandığı Cüneyd-i Bağdadi (ks) yirmi yaşında
iken fıkıh hocası Ebû Sevr’in ders meclisinde fetva verecek seviyeye gelmişti.
İmam Gazzali (ks) uzun yıllar Nizamiye medresesinde ders vemiş meşhur bir
müderristi. Yusuf Hemedani Nizamiye medresi mezunuydu. İbn Arabi pek çok
alimden ders aldıktan sonra tasavvufa intisap etmişti. Son dever meşayıhından
Ahmed el-Haznevi fetva ehliyeti olan bir alimdi. Hacı Bayram Veli
müderrislikten tasavvufa geçen başka bir sufidir. XX. Yüzyıl meşayıhından
Mahmud Sami Ramazanoğlu (ks) Dar-ül Funun (Hukuk Fakültesi)
mezunuydu. –O dönem de Hukuk fakülteleri İslam hukukuna göre eğitim
veriyordu-. Mevlana lakabıyla tanına Halid-i Bağdadi Nizamiye
medresinde müderristi. Akşemseddin (ks) Osmancık
Medresesinde müderristi. İmam-ı Rabbani (ks) tefsir ve hadis alanında ders
okutmaya icazetli bir alimdi. Seyyid Abdülhakim Arvasi müderristi. 20 yıl boyunca
medresesinde ders verdi. Aziz Mahmud Hüdai (ks) Ferhadiye Medresesinde
müderristi ardından Bursa kadılığı yaptı. Fatih ve Süleymaniye camilerinde
tefsir ve hadis dersleri okuttu. Abdülkadir Geylani(ks) Hanbeli mezhebinden
omasına rağmen hem Şafii hem de Hanbeli mezhebine göre fetva ehliyeti olan
yüksek ilim sahibi bir sufi idi.
Nakşibendî
geleneğinin etkili şeyhlerinden Ebû Ali el-Fârmedî (ks) şeyhi ve kayınpederi
Abdülkerim e-Kuşeyri’nin (ks) yanında zahiri ve batıni limleri öğrenmiş,
içtihatta yüksek bir seviyeye ulaşmış, zamanın sayılı âlimleri arasına dâhil
olmuştu. Örnekleri sayamayacağımız kadar çoğaltmak mümkün. Bu bakımdan
rahatlıkla iddia edebiliriz ki sufiler samimiyetle yaşadıkları İslam dininin
zahiri ilimlerine vakıf insanlardı.
Sufilerin amacı Asr-ı saadette
Peygamber Efendimiz (sav) ve sahabelerin yaşadıkları ZÜHD hayatını yaşamaktır.
Bu sebeple dünya malından yüz çevirmişler ancak asgari şartlarda geçimlerine
yetecek kadar para kazanmışlardır. Hemen hemen hepsinin meslek ve sanatı vardır.
Dilenmek veya başkalarının yardımlarıyla geçinmek gibi bir yola tevessül
etmemişlerdir. Ama, mutlaka aralarında böyle insanlar bulunmuştur. Cüneyd (ks)
ticaretle uğraşırdı. Bazı kaynaklara göre İslam dininin Türkler arasında
yayılmasında büyük katkısı bulunan Şakik-i Belhi (ks) uzun yıllar ticaretle
uğraşmıştı. Hacı Bayram Veli (ks) ziraatle uğraşır, elde ettiği gelirle
dergahının ve müridlerinin ihtiyaçlarını karşılardı. Seyyid Yusuf Hemedani (ks)
çizme dikerdi. Ahmed Yesevi (ks)
geçimini tahta kaşık yaparak kazanırdı. Şah-ı Nakşibend (ks) in şeyhi Seyyid
Emir Külal (ks)ın mesleği çömlekçilikti. Emir Sultan (ks)ın mesleği de
çömlekçilikti.
Dilencilik, İslam dininde hoş
görülmeyen bir iştir. Duha suresi 10. Ayetinde (El açıp isteyeni de sakın boş
çevirme!) ayetiyle dinen insanları hor
görmemek ve azarlamamak emredilirken sonraki ayette ise (“Rabbinin lutuflarını şükranla
an.” Duha 11) buyurulmuştur.
Duha süresi 10. Ayeti Diyanet mealinde el açıp isteyeni boş çevirme olarak
tercüme edilmekte ise de gerek DİA gerekse başka kaynaklarda “İsteyeni azarlama” şeklinde
tercüme edilmektedir.
Mearic suresi 25. Ayetinde “İsteyene
ve yoksun kalmışa mallarından belli bir hak tanıyanlar”
Zariyat suresi 19. Ayette ise Allah’a
saygısızlıktan sakınanlar (Yardım isteyenlere ve yoksullara
mallarından belli bir pay ayırırlardı.)
ifadeleriyle zikredilmekte ve övülmektedir.
Bu ayetlerle yoksul insanlar korunma altına
alınmıştır. Cuma suresi 10. Ayetiyle insanlara çalışma emredilmiştir. (“(Cuma) Namaz
kılındı mı artık yeryüzüne dağılın ve Allah’ın lutfundan nasip arayın.” Cuma 10) Peygamber Efendimiz (sav) de
dilenciliği hoş görmemiş ve çalışmayı emir ve tavsiye etmiştir. (Ebû Abdullah Zübeyr İbni’l-Avvâm (ra) dan
rivayet edildiğine göre Resûlullah (sav) şöyle buyurdu: “Herhangi birinizin
iplerini alıp dağa gitmesi ve sırtına bir bağ odun yüklenip getirerek onu
satması ve Allah’ın bu sebeple onun yüzsuyunu koruması, verseler de vermeseler
de insanlardan bir şeyler dilenmesinden çok hayırlıdır.”
https://www.islamveihsan.com/alin-teri-el-emegi-ile-kazanc-ile-ilgili-hadisler.htmlBuhârî,
Zekât 50, 53; Büyû‘ 15, Müsâkât 13. Ayrıca bk. Nesâî, Zekât 85; İbni Mâce,
Zekât 25
Hz. Peygamber (sav) başka bir hadisi
şeriflerinde de (“Hiçbir kimse, asla kendi kazancından
daha hayırlı bir rızık yememiştir. Allah’ın Peygamberi Dâvûd aleyhisselâm da
kendi elinin emeğini yerdi.” Buhârî,
Büyû’ 15, Enbiyâ 37) buyurarak rızık için çalışmanın önemini
vurgulamıştır. Kitap ve sünnete tam bağlığılığı hayatlarının en temel düsturu
haline getiren sufilerin dilencilik veya benzer bir şekilde geçimlerini
sağlamaları mantıksız olur. Her angi bir kaynakta dilencilik yapan bir sufi
ismine rastlamadım. İstisnalar elbette ki olabilir. Ama Rasulullah (sav)
Efendimize her halde “mutabaatta” bulunmayı amaç edinen birisi için çalışmamak
“absürd” bir düşünce olacaktır.
Tarih boyinca sufiler zühd hayatını
tercih etmelerine rağlen bazı istisnalar bulunmaktadır. Bunlardan birisi Hace Ubeydullah
Ahrar (ks) dın. Kaynaklara göre 1300’den fazlı mezraya sahip olan, çok zengin
olan Hace-i Ahrar (ks) bu mezraalardan elde
edilen bütün gelirleri, medreselerdeki ulemâya, talebelere; tekke, zâviye ve
câmilerdeki sûfîlere; yolculara, ihtiyaç sahibi müslümanların istifâdesi için
tesis edilen vakıflara akıtırdı. Ahrâr Hazretlerinin (ks) muhtelif şehirlerde
pek çok mülkü mevcuttu. Bunların bir kısmını câmi, medrese ve tekkeler için
vakfederek mühim hayır hizmetlerinde bulundu. O. D.
Çehoviç, Samarkandskie Dokumenti XV-XVI vv. (o Vladeniyah Hodci Ahrara
v Srednei Azii i Afganistane), Moskova 1974, s. 107-174, 332;
Velîhâce, a.g.e, s. 73.
https://www.islamveihsan.com/ubeydullah-ahrar-hazretleri-kimdir.html
Bahsedtmek istediğimiz ikinci sufi
Seyyid Abdülkader Geylani (ks) olacak. Geylani (ks) hazretleri de ticaret
kervanları olan zengin bir sufi idi. Irak müftüsü Muhyiddin Ebû Abdullah Muhammed
b. Hamid Bağdadî ise şöyle yazıyor:…" Hiçbir dilenciyi eli boş çevirmez,
hatta sırtındaki elbiseyi çıkarıp vermesi gerekse bile verirdi. Açların karnını
doyurmayı, ihtiyaç sahiplerinin ihtiyaçlarını gidererek masraf çekinmeden
vermeyi özellikle çok severdi."
Allâme İbn
Neccâr, O’nun şöyle söylediğini nakletmektedir: "Eğer dünyanın bütün
serveti elimde olsaydı onlarla, açlar doyurmak için hemen yemek yedirmeye
koşardım."
Bazen şöyle de söylediği olurdu: "Öyle
anlaşılıyor ki benim bakracım delik, hiçbir şey içinde durmuyor. Eğer bin dinar
elime geçse geceyi onunla geçirmem, hemen harcarım."
Kalâidü'l-Cevâhir
kitabının yazarı şöyle yazıyor: "Geceleyin geniş sofra serer, bizzat
misafirlerle yemek yerdi. Zayıflarla, fakirlerle oturup kalkardı…" Muhammed
b. Yahya Abdülkerim Kalâidu’l-Cevâhir fî Menâkıbı Tacü'l-Evliyâ ve
Ma’deni'l-Asfiyâ, s.9. https://www.muridan.com/abdulkdir-geyln-nin-ahlaki
Sufiler Allah-ü Teala’nın kendilerine lütfettiği
nimetleri (mal, beden, ilim) her hangi bir ücret talip etmeden insanların
hizmetine sunduklar için vakıf insanlar olarak zikredilmeleri gereken
insanlardır. Burada kısaca Abdalan-ı Rum taifesinden bahsetmek istiyorum.
Derviş, Ebdal-Abdal/Budela vb.-Dünya ilgilerinden kurtularak
kendisini Allah yoluna adayan ve ricâlü’l-gayb diye
adlandırılan evliya zümresi içinde yer alan sûfî veya erenler hakkında
kullanılır.) Abdalan-ı Rum terimi ilk olarak ilk Osmanlı tarihçisi Aşıkpaşazade
tarafından kullanılmıştır. “Rum'a gelen dört grup insan vardır.
Biri Gaziyan-ı Rum (Anadolu Gazileri), biri Ahiyan-ı Rum (Anadolu Ahileri),
biri Abdalan-ı Rum (Anadolu Abdalları) ve birisi de Bacıyanı Rum' dur.”
Ömer Lütfi Barkan’ın yazdığına göre; 1326
yılında Bursa’nın fethinin ardından veya fetih sırasında Buhara veya
Horasan’dan ‘Eren’diye tabir edilen bazı derviş ve şeyhler Osmanlı topraklarına
gelmişlerdir. Bunlardan Bursa kuşatmasına katılan Abdal Murad-Rumeli
Fütuhatının başlangıcında Dimetoka’da açılacak ilk tekke-zaviye Abdal Murad
adına olacaktır.-Horasan erenlerindendir.
Yine pek çok kaynakta yazıldığına göre Geyikli
Baba müritleriyle birlikte Bursa ve Kızıl kilise fetihlerine katılmıştır. Ahmet
Yaşar Ocak.
Abdalan-ı
Rum olarak adlandırılan bu Gazi-Dervişler gurubu gerektiğinde vanlarını bile
din uğruna vakfederek Vakıf insan olduklarını tescil etmişlerdir. Yıldırım
Beyazıd Hanın damadı Emir Sultan (ks) 1422 yılındaki İstanbul Muhasarasına 400
müridiyle katılmıştı ve müridlerine her daim cihad etmeleri tavsiyesinde
bulunurdu.
İlmiye sınıfının dirayeti ve Meşayih’in ihtiyaç halinde canlarını feda
edecek kadar devlete bağlılıklarının bir örneği de Haçova Meydan savaşında
yaşanmıştır. İlmiyye sınıfından Hoca Sadeddin Efendi padişaha sonuna kadar
mukavemet telkin ederken, Kibar-ı Meşayih’ten, Eğri seferinde ordu vaizliği
görevinde bulunan, Üsküdar Şemsi Paşa Camii vaizi Yayabaşı zade İlyas oğlu
Hızır Efendi savaşın ilk veya son gününde 100 müridiyle savaşarak şehit olmuş
ve Tatarpazarcığı’nda Dülbendzade camii civarına defnedilmiştir.(İ.H. Danişmend)
Sufiler mallarını ve canlarını Din-i
Mübin-i İslam’a vakfetmiş vakıf insanlardır.
Osmanlı
döneminde hatırı sayılır sayıda Abdalan vakfı bulunmaktaır. Ancak bu vakıflar
doğrudan sufilere ait olmayıp vakıf arasziler üzerinde yapılan
imaret-zaviyelerdir. Dervişler vakıf imaret-zaviyelerde tasarruflarına verilen
arazileri ekip dikerek hem geçimlerini sağlamış hem de yolcuları misafir
etmişler ve yemeklerini vermişlerdir. Yaptıkları hiçbir hizmet karşılığında da
her hangi bir ücrettalebinde bulunmamışlardır. Örnek vermek gerekirse Sultan
damadı olan Emir Buhari/Sultan yaşarken çömlekçilik yaparak geçimini sağlamış,
dergahı ve cami vefatından sonra hanımı Hundi Hatun tarafından yaptırılmıştır.
Diyanet Meal
O. D. Çehoviç, Samarkandskie
Dokumenti XV-XVI vv. (o Vladeniyah Hodci Ahrara v Srednei Azii i Afganistane),
Moskova 1974, s. 107-174, 332; Velîhâce, a.g.e, s. 73. https://www.islamveihsan.com/ubeydullah-ahrar-hazretleri-kimdir.html
İ. Hami Danişmend
DİA
SÜLEYMAN ULUDAĞ
İSMAİL DURMUŞ
KAYNAKÇA
HURİYE MARTI
SÜLEYMAN ATEŞ
NECDET TOSUN
KEMAL ERASLAN
REŞAT
ÖNGÖREN
AHMET
YAŞAR OCAK
İ.
Hami Danişmend İzahlı Kronolojik Osmanlı Tarihi
DİA
https://geylani.beun.edu.tr/hakkimizda.html Okt. Mustafa SEZER
Tasavvuf
| İlmî ve Akademik Araştırma Dergisi, yıl: 8 [2007], sayı: 19, ss. 211-234.
Tasavvuf | İlmî ve Akademik Araştırma Dergisi Ar. Gör. Dr. Süleyman Demirel Ü.
İlahiyat Fakültesi 212 | Rifat OKUDAN
Prof.Dr.Dilaver
Gürer Hace Yusuf Hemedani: Hayatı, Eserleri ve Tasavvuf Anlayışı tasavvuf ilmi
ve akademik araştırma dergisi 2020
Prof. Dr. Kadir ÖZKÖSE-Prof. Dr. H. İbrahim ŞİMŞEK
Nasihat Yayınları- Altın Silsile- den Altın Halkalar kitabından özet. Ve SEYYİD YUSUF-İ HEMEDANi'NİN TASAVVUFA İLİŞKİN BİR RİSALESİ Prof. Dr. Mehmet
KANAR İstanbul Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi, Doğu Dilleri ve Edebiyatları
Bölümü'nden Emekli.
Prof. Dr. Kadir ÖZKÖSE-Prof. Dr. H. İbrahim ŞİMŞEK
Nasihat Yayınları- Altın Silsile- den Altın Halkalar kitabından özet.
-makâlât www.emakalat.com Mezhep Araştırmaları Dergisi 15, sy. 2 (Güz
2022)Osmanlı’da
Nakşibendiyye/Müceddidiyye Tarikatı ve Ehl-i Sünnet Hassasiyeti Hasan
GÜMÜŞOĞLU Doç. Dr. Yalova Üniversitesi, İslami İlimler Fakültesi, İslam
Mezhepleri Tarihi
Hace
Muhammed Parsa-Tevhide Giriş-Faslül Hitab Tercemesi Ali Hüsrevoğlu Erkam
Yayınları İstanbul 1988
Şarkiyat İLMİ
ARAŞTIRMALAR DERGİSİ Cilt: 14, Sayı: 3 (Aralık 2022) MUHAMMED PÂRSÂ’NIN BAŞYAPITI FASLÜ’L-HITÂB
Abdulmelik İBRAHİMOĞLU • Dicle Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Tasavvuf
Ana Bilim Dalı,
İmâm-ı Rabbânî’nin Hayatı
Görüşleri ve Eserleri Necdet Tosun Prof.
Dr. Marmara Ün. İlahiyat Fakültesi. Uluslararası İmam-ı Rabbani
Sempozyumu Tebliğleri AZÎZ MAHMÛD HÜDÂYİ VAKFI YAYINLARI İstanbul – 2018
Dr. Muhammed Emin Riyahi
ABDURRAHMAN MIHÇIOĞLU Araştırmacı
Yazar KELİMÂT-I KUDSİYYE SEMERKAND TASAVVUF VE NAKŞİBENDÎLİK
Mektubat Tercemesi H.H.Işık
MEVLÂNÂ HÂLİD'İN
MEKTÛBÂT’INDA BİLGİ VE ULÛHİYET YYÜİFD Erkan BAYSAL
Arş.
Gör., Bingöl Üniversitesi, İlahiyat Fakültesi, Kelam Ana Bilim Dalı,
Ubeydullah
Ahrâr’ın (ö 1490) Fıkarât İsimli Eseri Çerçevesinde Tevhide Dâir
Kabulleri
Bu makāle, 2-4 Aralık 2016 târihleri
arasında İstanbul’da düzenlenmiş olan “Uluslarası Bahâeddin Nakşibend ve
Nakşibendîlik Sempozyumu”nda sözlü olarak sunulmuş ancak basılmamış olan
tebliğin gözden geçirilerek düzenlenmiş ve geliştirilmiş hâlidir.
Abdurrahman Acer Dr. Öğr. Üyesi,
Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi İlâhiyat Fakültesi. Tasavvuf Dergisi 43 (2019
https://www.islamveihsan.com/ubeydullah-ahrar-hazretleri-kimdir.html
Reşahat
T.C. MARMARA ÜNİVERSİTESİ SOSYAL
BİLİMLER ENSTİTÜSÜ TEMEL İSLAM BİLİMLER ANABİLİM DALI TASAVVUF BİLİM DALI TÂCÜ’L-ÂRİFÎN EBÜ’L-VEFÂ’NIN MENÂKIBI Yüksek
Lisans Tezi AYŞENUR ÖZKUL İstanbul, 2008
BURSA
ŞEHRENGİZ DERGİSİ KASIM – ARALIK 2022
GEYİKLİ BABA’NIN İNEGÖL’E YERLEŞMESİ, ORHAN GÂZÎ İLE İLİŞKİSİ VE HETERODOKSLUĞU
YÖNÜNDEKİ İDDİALARIN KESİN DELİLLER IŞIĞINDA ÇÜRÜTÜLMESİ HAKAN YILMAZ
Arastırmacı-Yazar & Yeniçağ Tarihi ve Arsiv Uzmanı
Nakşibendilik -
Dünya Çapında Bir Sûfı Geleneğin Sünnî Tutum ve Faal Tavrı -Itzchak
Weismann-Tercüme: İrfan Kelkitli Litera Yayınları 2015
Türk Edebiatında İlk Mutasavvıflar M.Fuad Köprülü
İnceleme Araştırma Dizisi Yayın No: 23 Baskı Tarihi: Nisan 2015 Ahmet
Yesevi Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanlığı Editör Prof. Dr. https://www.encyclopedia.com/
https://kanadaalevi.com/bir-bakisla-anadolu-aleviligi-s-ali-arlier/
https://kanadaalevi.com/erdogan-aydin-alevilik-ile-islamiyet-iliskisi/
SAFEVİYYE
TARİKATİ ve TÜRKMENLER ÜZERİNDEKİ
ROLÜ Doç. Dr. Mustafa EKİNCİ Harran Üniversitesi ilahiyat
Fakültesi, öğretim üyesi,
https://www.diyanet.gov.tr/trtr/Kurumsal/Detay/33780#:~:text=Res%C3%BBl%2Di%20Ekrem%20(s.a.s),)'in%20miras%C4%B1na%20sahip%20%C3%A7%C4%B1kal%C4%B1m. 9 Eylül 2022 Cuma Hutbesi
Niyazi BEKİ SAKARYA
ÜNİVERSİTESİ İLAHİYAT FAKÜLTESI DERGİSİ Yıl: 1996 Sayı: 1 EBUABDURRAHMAN
es-SULEMI'NIN hayatı, ilmi kişiliği ve
eserleri
Tasavvuf ilmî ve
akademik araştırma dergisi 51 (2023), Ebû
Abdurrahman es-Sülemî ve Bazı Tasavvufî Görüşleri Dr. Hatice Gargu Karadeniz İstanbul
Sabahattin Zaim Üniversitesi İslâmî İlimler Fakültesi Doç. Dr. Veysel Akkaya İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi
Diyanet Meal
O. D. Çehoviç, Samarkandskie
Dokumenti XV-XVI vv. (o Vladeniyah Hodci Ahrara v Srednei Azii i Afganistane),
Moskova 1974, s. 107-174, 332; Velîhâce, a.g.e,
s. 73. https://www.islamveihsan.com/ubeydullah-ahrar-hazretleri-kimdir.html
- Yorumlar 0
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.