Atatürke Minnet Karun Hazinesi Alacanete
18 Ekim 2025
H. Çiğdem Deniz
Sevgili güncem, gezimizin istikametini Uşak’a doğru çevirdik. Zamanımız kısıtlı olsa da anı, heyecanla karışık bir merakla yaşıyorum. Yazılarıma konu olacak karakterlerin karşıma çıkma ihtimalini düşünüyorum.
Uşak’ta pek meşhur bir yemek varmış; oraya gittiğimde tadabilir miyim bilmem. Lakin halk arasında ağızdan ağıza dolaşan bu hikâyeyi sana da anlatmadan geçemeyeceğim sevgili güncem. Biliyorum ki sen gülmeyi ve gülerken düşünmeyi seversin...
Derler ki, adamın karısı alacatene pişirmiş. Adam pek beğenip,
— “Hanım, bunda ne var?” diye sormuş.
Kadın,
— “Mercimek.” diye cevap verince, adam da,
— “Sen bunu duvarın kaşına ek!” övgüsünü fısıldamış.
Kadın akşam yine pişirmiş ama bu kez yemek dokunmuş; alacatenenin ölçüsü kaçmış. Adam yine sormuş:
— “Bu yemekte ne var?”
— “Mercimek...”
— “Sen bunu cehennemin dibine ek!”
Araştırmalarım sırasında rastladım ki Uşak ilinin adı “uşşak/aşıklar” sözcüğünden gelirmiş. Evliya Çelebi’nin Seyahatnâmesi’ne göre de “Şehr-i Uşşak’ın (Âşıklar Şehri’nin) bağ ve bahçelerinin, havası ve suyunun güzelliğinden dolayı âşık ve mâşûku (seven ve sevileni) çokmuş. Bu şehirde iki gün kalan, üçüncü gün âşık olurmuş.” Ben ise şimdiden âşık olacağıma inanıyorum…
Öğle saatlerinde Uşak’a varıyoruz. İlk durağımız, Türkiye’nin en büyük ikinci kanyonu olan Ulubey Kanyonu. Yaklaşık 77 kilometre uzunluğundaki bu doğa harikasında cam terasın üzerinde durup eşsiz manzarayı arkadaşlarımızla seyrediyoruz. Doğanın büyüklüğü karşısında hayran kalıyoruz.
Kendimi bir devenin üzerinde seyahat ederken düşlüyorum. Boynundaki çan her çaldığında, zaman sanki daha da geriye akıyor. Akan suyun sesiyle birlikte, gökte süzülen atmacanın avını nasıl gözüne kestirdiğini görüyorum…
Ulubey Kanyonu’nun cam terasında rüzgâr saçlarıma dokunurken, aklıma kanyonun sessiz taşlarından daha eski bir hikâye düşüyor: Karun Hazinesi. Derler ki, zamanın eli bu hazineyi toprağın derinliklerine saklamış ama toprak bile onu içinde tutmaktan yorulmuş; geceleri hafifçe kıpırdanırmış.
Bense bugün kazmayla değil, kelimelerle; define haritasıyla değil, sezgiyle yaklaşmak niyetindeyim bu hazineye. Belki de Karun’un asıl hazinesi altınlarında değil, anlatılmayı bekleyen hikâyesindedir. Ve sevgili güncem, eğer bir gün o hikâyenin izini bulursam, ilk sana fısıldayacağıma söz veriyorum.
Biliyorum, artık bu gezinin sonuna yaklaşıyoruz. Şimdi, sanki bir Charlie Chaplin filmindeymişçesine, Uşak’ın Tarihi Evleri’nin arasında dolaşıyorum. Osmanlı mimarisinin zarif izlerini taşıyan bu yapılarda, geleneksel Uşak yaşam tarzını gözlemliyorum. Eski sokaklar, taş evler, ahşap balkonlar ve rengârenk kapılar arasında yürürken geçmişle bugünün harmanlandığı bu büyülü atmosferi içime kazıyorum.
Zor bela Atatürk ve Etnografya Müzesi’ne yetişiyoruz. O atmosfer, Atam’a olan hayranlığımı bir kez daha pekiştiriyor. Okuduğum hikâyenin geçtiği evde olmak bana öyle bir haz veriyor ki…
İşgal güçlerinin başkomutanı Trikopis’in teslim olduktan sonra Mustafa Kemal Atatürk’ün huzuruna çıkışı ve aralarında geçen konuşmayı, sesiyle değil ama duyguya seslenen kelimelerle anlatan gezi rehberimizi dinlerken göğsüm bir kez daha gururla kabarıyor.
> “Benim naçiz vücudum elbet bir gün toprak olacaktır; ama Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır.”
M. Kemal Atatürk
Atatürke Minnet Karun Hazinesi Alacanete başlıklı yazı çitlembik tarafından
21.10.2025 tarihinde sitemize eklenmiştir.
Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu, kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.
İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz.
Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
- Yorumlar 0
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın.