Paçacı Önder mi Yoksa Çiçek Lokantası mı
PAÇACI ÖNDER Mİ YOKSA ÇİÇEK LOKANTASI MI?
8 Haziran 2026
Saati sabahın sekizine kurmuştum. Lâkin tatil heyecanı mı desem, birden bastıran sıcaklar mı, yoksa tuvalet ihtiyacının o dayanılmaz sıkışıklığı mı; gözümü daha erkenden açtım. Engin de benim tıkırtıma uyanmış olmalı. Sonra karar verdik; hiç oyalanmadan yola çıkacaktık.
Kaç gündür ne telaş, ne telaş... Yıka, pakla, ütüle; bir taraftan evi temizle, bir taraftan bavulları hazırla. Açıkçası daha tatile çıkmadan şimdiden yorgun düşmüştüm.
Askerî camianın kazandırdığı alışkanlıklarla planlı ve programlı hareket ediyoruz. Sabah çorbasını hangi şehirde, hangi lokantada içeceğimize kadar çoktan karar vermiştik. Engin, Akhisar'daki Paçacı Önder'i Instagram'dan takip ediyor. Bizim Çiçek Lokantası'nın tersine, çorbaya beyni ezerek katıyorlarmış. Bakalım beğenecek miyiz?
Akhisar'daki Paçacı Önder, bölgeyi bilenlerin sık uğradığı yerlerden biriymiş. Bizim gibi uzun yolculuğa çıkanlar için, özellikle sabah saatlerinde içilen kelle paça çorbasının insanı kendine getiren bir tarafı olduğu kesin.
Bence yol hikâyelerime yakışan ayrıntılardan biri de nerede ne yenildiği ve bunun insanda bıraktığı izlerdir.
Denizli'ye kadar bu karın tokluğuyla rahatça varırdık. Lokantanın etrafında duran araçlar, içerideki kalabalığın habercisiydi. Yol bizi henüz yormamıştı ama çorbanın buğusu, olası bütün yorgunlukları şimdiden silip süpürmüş gibiydi.
Genç garson, esmer yüzündeki kocaman gülümsemeyle bizi karşıladı. Biraz sohbet ettikten sonra Engin siparişi verdi. Kısa kollu tişörtünün açıkta bıraktığı kolları dövmelerle kaplıydı. Yine çaktırmadan biraz daha baksam dedim ama karşıdaki fırından yeni çıkan sıcacık pidelerin büyülü kokusu, benim olduğu kadar Engin'in de dikkatini çekmiş olmalı ki:
"Bizim için birkaç pide getirir misin?" dedi.
Genç çocuk bir koşu fırına yöneldi.
Of, of... Pideyi parçalamaya çalışırken elim yandı doğrusu. Ama değdi.
Bazen uzun bir yolculuğun en akılda kalan anı bir antik kent değil, buğusu tüten bir çorba kâsesi olabiliyor.
Yemek söz konusu olunca "en iyi" diye bir şey çoğu zaman yoktur. Damak tadının içine hatıralar da karışır. Bir lokantayı sadece yaptığı yemekle değerlendirmeyiz; oradaki insanları, yıllardır değişmeyen masaları, garsonun seni tanımasını, çorbanın kokusunu da yeriz biraz.
Bir şehirde çok meşhur bir paçacı olabilir, insanlar kapısında kuyruk oluşturabilir. Ama insanın aklı yine de alıştığı yere gider. Benim için de o yer Çiçek Lokantası'dır. Bir tabak yemeğin yanında tanıdıklık hissi de servis ediliyorsa, onu başka yerde bulmak kolay değildir.
Düşünüyorum da, mekânlardan çok insanların bıraktığı izler ilgimi çekiyor. Daha önce bahsettiğim gibi, Erzincan'daki komşunun yaptığı ekşili çorbayı yıllar sonra hatırlamamın sebebi tarif değil, o çorbanın taşıdığı duyguydu.
Belki de bu yüzden yolculuklarda yeni tatlar denemek güzel olsa da dönüşte insanın canı yine kendi lokantasının çorbasını çekiyor. Bir anlamda damak tadımızın da bir
memleketi var.
H. Çiğdem Deniz
Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler
- Yorumlar 0
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.