Anadolu Beylikleri Karamanoğulları Karaman Larende
ANADOLU
BEYLİKLERİ DÖNEMİ
Anadolu Selçukluları’nın Sultan II.
Gıyaseddin Keyhüsrev’in 1247 yılında ölümüyle başlayan çöküş döneminde,
özellikle de 13. yüzyılın 2. yarısında, daha önce Selçuklulara yardımcı olmak
üzere sınır bölgelerine yerleştirilmiş olan Türkmenler, ülkenin belirli
kesimlerindeki Moğol baskısı ve yıkımına karşın bağımsızlıklarını ilân etmeye
başlamışlardır.
13. yüzyılın sonları ile 14.
yüzyılın başlarından yer yer 15. yüzyılın ikinci yarısına kadar süren Beylikler
döneminde 1269 yapı inşa edilmiştir. Bu eserlerden 627’si, kısaca yüzde 49’u,
Osmanoğulları’na aittir. Osmanoğulları’nı 170 yapıyla Karamanoğulları
izlemiştir. Yapı programının önde gelen kurucuları olan altmış melik 457 yapıya
damgasını vurmuştur. Meliklerden Kadı Burhaneddin Ahmed’in yanısıra beş Osmanoğlu,
üç Karamanoğlu, üç Menteşeoğlu, iki olmak üzere kadın kurucuların katkısı da
özellikle vurgulanmalıdır.
Meliklerden Kadı Burhaneddin
Ahmed’in yanısıra 5 Osmanoğlu, 3 Karamanoğlu, 3 Menteşeoğlu, 2 Aydınoğlu, 2
Eretnaoğlu, 1 Candaroğlu ve 1 Saruhanoğlu meliki kitabelerinde “sultan”
unvanını kullanmışlardır.
Yapı çeşitliliğine bakıldığında,
kent yaşamının gerektirdiği her tür yapının inşa edilmiş olduğu görülmektedir.
Ayrıca birden çok yapıyı bünyesinde barındıran ve kent gelişimine önemli
katkıları olan külliyeler de yapım etkinliğinde önemli bir yer tutar.
Kitabelerde çeşitli ünleriyle dikkati çeken sanatçıların yanı sıra, Vezir İvaz
Paşa gibi dönemin önde gelen kişileri de yapım yöneticisi olarak görev
yapmışlardır.
Sarayında sık sık bilimsel tartışmaların
yapıldığı toplantılar düzenleyen Eretna Bey, bu tartışmalara eşiyle birlikte
katılırdı. Eretnaoğlu emirlerinden Hacı Şadgeldi Paşa ile oğlu Emir Ahmed de
bilimle uğraşmışlar, ilim adamları ve sanatçıları korumuşlar, kendileri adına
birçok eser yazılmıştır.
Meliklerin, saray çevresinden bazı
kişilerin ve din adamlarının sanatın çeşitli dalları ve bilimle doğrudan
uğraştıkları da bilinmektedir. Bu kişiler arasında Osmanlı Beyliği’nin ilk şair
meliki olan II. Murad, âlim kişilikleriyle tanınan Karamanoğlu meliki Musa Bey,
Kadı Burhaneddin Ahmed ile fıkıh konusunda Hulviyat-ı Sultanî/Şahî adlı
eseri bulunan Candaroğlu meliki İsmail Bey belirtilebilir. Ayrıca, İslâm hukuku
üzerine önemli eserler kaleme almış Eretnaoğlu emirlerinden Hacı Şadgeldi ve
birçok eseriyle tanıdığımız ünlü mutasavvıf Âşık Paşa, Aydınoğulları’ndan âlim
ve müderris Tireli İbn Melek de kuruculararasında yer alırlar.
Orta Anadolu’da, özellikle Konya,
Karaman ve Aksaray çevresinde Karamanoğulları (1250-1487); Kütahya ve
çevresinde Germiyanoğulları (1260-1429), Isparta ve Teke (Antalya)
çevresinde iki kol halinde Hamidoğulları (1280-1391/1300-1423), Kastamonu ve çevresinde Candaroğulları (1291-1461),
Bilecik, Bursa ve Edirne çevresinde Osmanoğulları (1299-1453), Manisa ve çevresinde Saruhanoğulları (1300-1410),
Aydın ve İzmir çevresinde Aydınoğulları (1300-1425), Aydın’ın güney
kesimi ile Muğla ve çevresinde Menteşeoğulları (1300-1426), Balıkesir ve
çevresinde Karasioğulları (1303-1345), Sivas ve Kayseri çevresinde Eretnaoğulları
(1327-80) ile Kadı Burhaneddin Ahmed (1380-98) hüküm sürmüşlerdir.
BEYLİKLER DÖNEMİNDE ANADOLU
Beylikler dönemindeki vakıflarla
ilgili metinler Aynur Durukan’ın Turkish Studies International Periodical For
The Languages, Literature and History of Turkish or Turkic Volume 9/10 2014 da
yayınlanan Beylikler dönemi kültür ortamından ber kesit isimli makalesinden
faydalanılmıştır.
Anadolu Selçukluları’nın Sultan II.
Gıyaseddin Keyhüsrev’in 1247 yılında ölümüyle başlayan çöküş döneminde,
özellikle de 13. yüzyılın 2. yarısında, daha önce Selçuklulara yardımcı olmak
üzere sınır bölgelerine yerleştirilmiş olan Türkmenler, ülkenin belirli
kesimlerindeki Moğol baskısı ve yıkımına karşın bağımsızlıklarını ilân etmeye
başlamışlardır.
Yazımızda Selçukluların çöküş
evresinde ortaya çıkan ve yer yer 15. yüzyılın ikinci yarısına kadar
etkinlikleri bilinen onbir beylik bu süreçte 1269 yapı inşa ettirmişlerdir. Bu
eserlerden 627’si, Osmanoğulları’nı 170 yapıyla Karamanoğulları izlemektedir.
Yapı programının önde gelen kurucuları olan 60 melik 457 yapıya damgasını
vurmuştur. Meliklerden Kadı Burhaneddin Ahmed’in yanısıra 5 Osmanoğlu, 3
Karamanoğlu, 3 Menteşeoğlu, 2 Aydınoğlu, 2 Eretnaoğlu, 1 Candaroğlu ve 1
Saruhanoğlu meliki kitabelerinde “sultan” unvanını kullanmışlardır.
Yapı çeşitliliğine bakıldığında,
kent yaşamının gerektirdiği her tür yapının inşa edilmiş olduğu görülmektedir.
Ayrıca birden çok yapıyı bünyesinde barındıran ve kent gelişimine önemli
katkıları olan külliyeler de yapım etkinliğinde önemli bir yer tutar.
Kitabelerde çeşitli ürünleriyle dikkati çeken sanatçıların yanı sıra, Vezir
İvaz Paşa gibi dönemin önde gelen kişileri de yapım yöneticisi olarak görev
yapmışlardır.
Sarayında sık sık bilimsel
tartışmaların yapıldığı toplantılar düzenleyen Eretna Bey, bu tartışmalara
eşiyle birlikte katılırdı. Eretnaoğlu emirlerinden Hacı Şadgeldi Paşa ile oğlu
Emir Ahmed de bilimle uğraşmışlar, ilim adamları ve sanatçıları korumuşlar,
kendileri adına birçok eser yazılmıştır.
Meliklerin, saray çevresinden bazı
kişilerin ve din adamlarının sanatın çeşitli dalları ve bilimle doğrudan
uğraştıkları da bilinmektedir. Bu kişiler arasında Osmanlı Beyliği’nin ilk şair
meliki olan II. Murad, âlim kişilikleriyle tanınan Karamanoğlu meliki Musa Bey,
Kadı Burhaneddin Ahmed ile fıkıh konusunda Hulviyat-ı Sultanî/Şahî adlı
eseri bulunan Candaroğlu meliki İsmail Bey belirtilebilir. Ayrıca, İslâm hukuku
üzerine önemli eserler kaleme almış Eretnaoğlu emirlerinden Hacı Şadgeldi ve
birçok eseriyle tanıdığımız ünlü mutasavvıf Âşık Paşa, Aydınoğulları’ndan âlim
ve müderris Tireli İbn Melek de kurucular arasında yer alırlar.
Orta Anadolu’da, özellikle Konya,
Karaman ve Aksaray çevresinde Karamanoğulları (1250-1487); Kütahya ve
çevresinde Germiyanoğulları (1260-1429), Isparta ve Teke (Antalya)
çevresinde iki kol halinde Hamidoğulları (1280-1391/1300-1423), Kastamonu ve çevresinde Candaroğulları (1291-1461),
Bilecik, Bursa ve Edirne çevresinde Osmanoğulları (1299-1453), Manisa ve çevresinde Saruhanoğulları (1300-1410),
Aydın ve İzmir çevresinde Aydınoğulları (1300-1425), Aydın’ın güney
kesimi ile Muğla ve çevresinde Menteşeoğulları (1300-1426), Balıkesir ve
çevresinde Karasioğulları (1303-1345), Sivas ve Kayseri çevresinde Eretnaoğulları
(1327-80) ile Kadı Burhaneddin Ahmed (1380-98).
13. yüzyılın sonları ile 14.
yüzyılın başlarından yer yer 15. yüzyılın ikinci yarısına kadar süren Beylikler
döneminde 1269 yapı inşa edilmiştir. Bu eserlerden 627’si, kısaca yüzde 49’u,
Osmanoğulları’na aittir. Osmanoğulları’nı 170 yapıyla Karamanoğulları
izlemiştir. Yapı programının önde gelen kurucuları olan altmış melik 457 yapıya
damgasını vurmuştur. Meliklerden Kadı Burhaneddin Ahmed’in yanısıra beş
Osmanoğlu, üç Karamanoğlu, üç Menteşeoğlu, iki olmak üzere kadın kurucuların
katkısı da özellikle vurgulanmalıdır.
Öncelikle, kendilerini Selçuklu Devleti’nin mirasçısı ilân eden,
Osmanlılara karşı büyük bir güç oluşturan ve Anadolu’daki en büyük iki
beylikten biri olarak kabul edilen Karamanoğulları Beyliği (1250-1487)
1250-56 yılları arasında başkentleri Konya Ereğlisi, 1256-61 yıllarında
Ermenek, bu tarihten sonra da, o dönemde Larende adıyla bilinen Karaman
olmuştur. Ancak, Selçukluların vârisi olduklarını iddia ettiklerinden, zaman
zaman Konya da Beyliğe başkentlik yapmıştır.
İlhanlıların Anadolu’dan ayrıldığı
1336 yılından sonra Ankara’ya kadar Konya ve çevresini ele geçirmişlerdir.
Osmanlı Beyliği’nin en büyük rakibi konumunda olan Karamanoğulları, 14.
yüzyılın 2. Yarısından başlayarak Niğde, Kayseri, Kırşehir, Ankara ve
Antalya’nın doğusuna kadar tüm beldelere egemen olmuşlar 1473 yılındaki
Otlukbeli Savaşı’ndan sonra Karamanoğulları toprakları 1482 yılında
Osmanlıların İçel sancağı olmuş ve 1487 yılında Beylik tamamen ortadan
kaldırılmıştır.
Karamanoğulları Beyliği’nin en
önemli eserleri Ermenek, Karaman ve Konya’da bulunmaktadır.
Bu dönemde on melik 69, dört kadın
kurucu 10, melik ailesinden iki kişi 3, onbir emir 18, bir dizdar 6, bir
defterdar 5, bir vali ile bir beylerbeyi ve bir kazasker 1er, âyandan bir kişi
2, bir müderris 1, iki kadı 6, yedi din adamı 9, iki ahi 2, dört tacir 4, üç
hayır sahibi 6, konumu belirlenemeyen yirmidört kişi 27 yapı olmak üzere toplam
170 yapı inşa ettirmişti. Yapı çeşitliliği ile dikkati çeken örnekler arasında
27 cami, 20 mescit, 13 medrese, 1 darülhadis, 13 darülhuffaz, 1 darülkurra, 1
muallimhane, 2 hânkah, 6 imaret, 1 mevlevihane, 2 tekke, 18 zaviye, 1 dergâh,
17 hamam, 24 çeşme, 1 sarnıç, 1 şadırvan, 1 aşevi, 1 bedesten, 1 han, 2 saray,
1 misafirhane, 13 türbe, 1 dış kale suru, 2 kervansaray ve 1 köprü karşımıza
çıkar. Ayrıca 2 cami, 2 dış kale ve 3 iç kale suru, 1 Ahmedek ve 2 türbe de
onarılmıştır. Karamanoğulları zamanında en çok cami ve çeşme yapılmıştır.
Ermenek’teki ilk yapı 700/1300-01 yılında Hacı Ferruh adlı bir hayır sahibi tarafından yaptırılmış Akça Mescit’tir.
Mecdüddin Mahmud Bey (1302-1311) Ermenek’te
702/1302-03 tarihli, enlemesine üç sahınlı ve ahşap tavanlı Ulu Cami ile
Karaman’ın İbrala Köyü yakınlarında Temmuz 1311 tarihli bir Cami yaptırmıştır.
Âlim bir kişi
olduğu belirtilen ve iki kez beylik yapan Musa Bey zamanında (1311-32/1351-56)
beş yıl Mut başkent olmuştur. Bununla birlikte, 8 yapısı içinde en önemli
olanları Karaman’daki 1311-12 tarihli Emir Musa Medresesi, Türbesi,
İmareti ve Hamamı ile Ermenek’teki açık avlulu, iki eyvanlı ve
taçkapısındaki süslemesiyle dikkati çeken 740/1339 tarihli Tol Medrese’dir.
Özyurt (Borsala) Köyü’ndeki (Kâzımkarabekir-Karaman) yenilenmiş Cami 14
Mart 1316’da Bahşayiş (Bayram oğlu) adlı bir kişi tarafından Muhyiddin (Ramazan
oğlu) adlı bir sanatçıya yaptırılmıştır.
Alâeddin Halil ve Mirza Beyler
zamanının (1333-48) en önemli yapısı, kurucusu ve sanatçısı bilinmeyen açık
avlulu, dört eyvanlı ve taçkapı süslemesiyle Selçuklu geleneklerini devam
ettiren Aksaray’daki Zinciriye Medresesi’dir. Niğde’deki
ilginç bezemeleriyle dikkati çeken, ancak yapım tarihi bilinmeyen Gündoğdu
Türbesi, taçkapısına yerleştirilmiş Gündoğdu oğlu Ahi Bevvab’a ait mezar kitabesine
dayanılarak Safer 745/Haziran 1344 civarına tarihlenir. Süleyman Bey 1361
yılında kardeşi Alâeddin Ali Bey tarafından öldürülmüş, Karaman’da
Mevlânâ’nın annesi Mümine Hatun’a ait olan ve 1370 Eylülünde onarılmış Zaviye’ye
(Aktekke) gömülmüştür. Ticaret alanında da bu dönemde bazı yapıların
inşa edildiği bilinmektedir. Bunlardan biri Niğde’de kapalı tipteki
Zilhicce 758/Kasım 1357 tarihli Sarı Han’dır. Süleyman Bey’in kızı
Nasiha Hatun da Ereğli’deki dört yapıdan (mescit, imaret, tekke ve
türbe) oluşan 1391 tarihli Şeyh Şahabeddin Sühreverdi Külliyesi’ni
yaptırtmıştır.
Otuz yedi yıl başta kalan Alâeddin
Ali Bey (1361-98) Osmanlı hükümdarı I. Murad’ın (1362-89) kızı ve I. Bayezid’in
(1389-1402) kız kardeşi Melek Hatun’la evlenmiştir. Eşinin Karaman’da
Hatuniye Medresesi ve Türbesi olarak tanınan, özellikle taçkapısı ve diğer
kapılarındaki Selçuklu tarzı süslemeleri ile dikkati çeken 783/1381-82 tarihli
açık avlulu ve iki eyvanlı medresesi bulunmaktadır. Melek Hatun’un Karaman’da
yaptırttığı Mescit ile Haydariye Zaviyesi ise günümüze
gelememiştir.
Alâeddin Bey’in yapıları arasında yer alan Karaman Alaeddin Bey Camisi ve Gülnar (Der-Künde) Köyü Alaeddin Bey Camisi ayakta değildir. Günümüze taş mihrabı dışında tümüyle yenilenmiş olarak gelen Ermenek’teki Yukarı Havasıl Camisi 773/1371-72 yılında Hacı Ali Bey adlı bir kişi tarafından yaptırılmıştır. Bu döneme ait bir yapı topluluğu (cami, iki türbe, yıkılmış medrese ve hamam) Mut’ta karşımıza çıkmaktadır. Cami 1356-90 yılları arasında Alâeddin Bey’in emirlerinden Lâl Ağa tarafından yaptırılmıştır. Lâl Ağa’nın 1444-45 tarihli Medresesi ile tarihi bilinmeyen Hamamı günümüze gelememiştir.
Ayrıca, caminin doğusunda ve
güneyinde, biri kübik, içten kubbe, dıştan külâhla örtülü; diğeri Hocendî
Türbesi adıyla tanınan sekizgen prizma gövdeli, içten külâh, dıştan
kubbeyle örtülü iki Türbe bulunmaktadır. İkinci türbenin içinde bulunan
mermer lâhit, dönemin ünlü din adamlarından Şeyh Hocendî’ye aittir.
Şehir merkezindeki diğer önemli yapı, Taş Han adıyla tanınan açık avlulu
bir şehir içi hanıdır. Kesin tarihi bilinmeyen yapı, kaleden sökülerek buraya
getirilen bir han kitabesine göre 834/1430-31 tarihine yerleştirilmektedir5.
Lâl Ağa’nın Konya’daki Zaviyesi ve Darülhuffazı ile Konya-Hatunsaray-Şahne
Köyü’ndeki Camisi ayakta değildir.
Diğer önemli bir yapı ise,
Akşehir’in Alanyurt (Maruf) Köyü’ndeki Rufaî tarikatına bağlı ve şeyh
oğlu olan Hacı İbrahim tarafından 26 Haziran 1370’de yaptırılmış kübik gövdeli
ve kubbeyle örtülü Türbe’dir. Bitişiğindeki Cami ise 1460 yılında
Vezir Gedik Ahmed Paşa tarafından yıktırılmıştır. Ali Bey, Konya Mevlâna
Türbesi’ni de onartmıştır. Karaman’daki tarihi ve kurucusu bilinmeyen Karabaş
Veli Külliyesi (cami-tekke-imaret-türbe)8 ise 14. yüzyıl sonlarına
tarihlenmekle birlikte, dönemin ünlü din adamlarından Şeyh Karabaş Veli’nin
1465 yılında öldüğü dikkate alınınca külliyesinin de 15. yüzyıla ait olması
muhtemeldir.
II. Mehmed Bey zamanının
(1398-99/1402-18/1419-23) en önemli etkinliği kuşkusuz Aksaray’daki Ulu Cami’nin
1408-09 yılında yenilenmesidir. Ayrıca, Rebiyülevvel Nisan 1418 tarihli
yenilenmiş Konya Şeyh Ebû İshak Kazerunî Tekkesi de eserleri II. Mehmed
Bey’in eserleri arasındadır. Mehmed Bey’in Türkçe taş vakfiyesi Konya
Müzesi’ndedir. Ayrıca, Seyyid Mahmud Hayranî’nin torunu Seyyid-i Muhiddin, aslı
Selçuklu dönemine geri giden Akşehir’deki Seyyid Mahmud Hayranî Türbesi’nin
1409-10 tarihli onarımını Ahmed adlı sanatçıya yaptırmıştır. Hayır
sahiplerinden Hacı Hasbey oğlu Mehmed Bey’in dört yapısından Konya’daki 1421
tarihli Darülhuffazı (Hasbey Darülhuffazı), kare planlı ve
kubbeyle örtülüdür; tuğla üzerine mermer kaplamalı batı cephesi, dilimli
kemerli kapısı ve güneydeki penceresinin geometrik-bitkisel bezemeleriyle özel
bir yere sahiptir. Meram’daki Yapı Topluluğu’nun en erken tarihli yapısı
olan Kasım-8 Aralık 1409 öncesine ait yenilenmiş Mescidi’nin önünde
sonradan yapılmış ahşap tavanlı son cemaat yeri kare planlı ve ahşap tavanla
örtülüdür. Kare planlı ve kubbeyle örtülü Darülhuffaz’ın kapısı
geometrik motiflerle bezenmiştir. Selçuklu dönemi köprüsünün güneyindeki
1423-24 tarihli Çifte Hamam, dört eyvanlı ve iki halvetli tiptedir.
1413-20 ve 1423-24 yıllarında beyliğin başında bulunan Ali Bey’in, Niğde beyi
olduğu döneme ait Ak Medrese’(1409-10) nin kurucusudur. Ali Bey aynı
tarihte Niğde Ali Bey Hamamı’nı yaptırmıştır. Bu döneme ait en
önemli yapılardan biri Karaman’daki Arapzade Camisi’dir. I.
Mehmed (Çelebi) nin damadı İbrahim Bey (1424-64) öldüğünde Karaman’da
yaptırmış olduğu Eylül 1432 tarihli İmareti’ne bitişik Türbesi’ne
gömülmüştür.
33 yapısıyla Karamanoğlu melikleri
arasında en çok esere damgasını vurmuş II. İbrahim Bey’in kuruculuğunu
üstlendiği yapıların büyük bir bölümü günümüze gelememiştir.
Dönemin önemli bir yapısı,
839/1435-36 öncesine yerleştirilen Ermenek Meydan Camisi’nin vakfiyesi
Nisan 1429 tarihlidir. Vakfın banisi Müderris Ali Efendi, yenilenerek kütüphane
olarak kullanılan Konya’daki Muallimhane’yi yaptırmıştır. Karaman’daki
1436-37 tarihli Dikbasan Camisi ise, Karaman Arapzade Camisi’nin küçük
boyutlu bir örneğidir. Niğde’deki 1452 tarihli Hanım Camisi de
bu dönemin eseridir. İbrahim Bey’in annesi İnci Hatun’un Ermenek’teki
Türbesi ise günümüze gelemiştir.
Karaman-Mut yolu üzerinde yer alan,
tarihleri ve kurucuları bilinmeyen harap durumdaki Kozak ve Sertavul hanlar
olasılıkla bu dönemin eserleridir. Sertavul Han’a ait olduğu öne sürülen
kitabede yapım yöneticisinin (benna) adı okunamamakla birlikte
baba adının Abdullah olduğu anlaşılmaktadır.
Konya Mevlânâ Müzesi’nde bulunan iki
tezhipli Kur’an’ın yanı sıra, aynı müzede bulunan Mevlânâ’nın Mesnevî ve
Divan-ı Kebir nüshalarının tezhipli örnekleri, 14. yüzyıl boyunca
Anadolu’da kitap sanatının koruyuculuğunu Karamanoğulları’nın yaptığını
gösteren belgelerdir. Olasılıkla Karamanoğulları kitap sanatının ilk örneği
olan Kur’an 1314-15 yılında Halil Bey (1332-40) için Kâtip İsmail
b. Yusuf tarafından Konya’da yazılmış ve Konyalı Yakub b. Gazi tarafından
tezhiplenmiştir. İkinci Kur’an Kâtip İzzeddin el-Hattat el-Savacı
tarafından Muharrem 1326 Kasım’ında istinsah edilmiştir.
Bu dönemde Türkçe’nin
yaygınlaşmasıyla, yazılan eserlerin Türkçe olmasına özen gösterilmiş ve çeşitli
dillerden Türkçe’ye önemli kitap çevirileri de yapılmıştır. Bilim adamları ve
edebiyatçıların çoğu tıp, matematik, edebiyat, tarih, tasavvuf ve din alanında
önemli eserler vermişlerdir. Karamanoğulları zamanında, yalnız o dönemde değil
günümüzde bile eserleriyle tanınan Yunus Emre’yi (ölümü 1320) anmamak mümkün
değildir. Karaman’daki Yunus Emre Camisi olarak adlandırılan ve 14.
yüzyıl ortalarına tarihlenen yenilenmiş yapı aslında Tekke olarak
yapılmıştır. Bilindiği gibi Yunus Emre adına yapılmış çok sayıda cami, zaviye
ve türbe başta Eskişehir olmak üzere ülkemizin çeşitli kesimlerinde karşımıza
çıkmaktadır. Kendisinin ilk takipçileri arasında, özellikle tasavvuf üzerine
eserleriyle ün kazanan Sait Emre, Kasım, İsmail Ümmî ile Şeyhoğlu Satı’dan söz
edilebilir.
Yarıcâni ismindeki bir şairin I.
Alâeddin Bey’in emriyle 14. yüzyıl sonlarında yazmış olduğu Farsça Karamanoğulları
Şahnâmesi, 15. yüzyıl sonlarına doğru Ahmed Şikârî tarafındaneklemelerle
birlikte Türkçeye çevrilmiştir. Allâme Feyzullah, Hoca Fakih, Fehhar, Halimî,
Nizâmî, Hızır b. Mahmud isimli âlim ve şairler sarayda Karamanoğlu beyleri
tarafından korunmuş ve çeşitli konularda önemli eserler vermişlerdir.
Osmanlıların ünlü şeyhülislâmlarından Molla Fenarî de ilk eserlerini
Karamanoğulları’nın sarayında vermiştir. Bunlar arasında Aynü’l-âyan isimli
Fatiha suresi tefsiri belirtilebilir. Dönemin en ünlü din adamları arasında baş
sırayı alan Karamanlı Mevlânâ Hamza (ölümü 1466), II. İbrahim Bey tarafından
II. Murad’a elçi olarak gönderilmiş ve bir süre Osmanlı sarayında kalmıştır.
Ünlü tarihçilerden Niğdeli Kara Yakub Karaman medreselerinde uzun süre
müderrislik yapmıştır. Karamanlı Sarı Yakub da ünlü din adamları arasında
sayılmaktadır.
KARAMAN(LARENDE)
Karaman
eyaletinin ikinci livası (sancağı) olan Larende (bugünkü Karaman) nin ilk vakıf
tahriri 1476 yılında Gedik Ahmet Paşa’nın Vezir-i Azamlığı zamanında yapılmış,
olup Larende livası 11 şehir ve kasabadan (Konya, Larende (Karaman),Seydişehir
ve Bozkır, Beyşehri, Akşehir, Ilgın, Niğde ve Şucaaddin Endüki, Ürgüp, Konya
Ereğli, Aksaray ve Koçhisar) oluşuyordu.
Kanuni
Sultan Süleyman’ın saltanatının başlarında yapılan bir icmale göre 16.yüzyıl
başlarında Larende Livasında Osmanlı öncesi ve Osmanlı dönemi vakıflara ait 10
hamam,1 Kervansaray, 246 dükkan 65 sandık, 3 dükkan zemini,13 vakıfhanesi
(kirasını vakfın aldığı evler) 1 Debbağhane,1 Mukataa,2 Çiftlik,83 Bağ ve
Bahçe, 562 müteferrik zemin, 5 mezraa, 22 değirmen mülk bulunuyordu. Larende’de
toplam 45 vakıf faaliyette olup gelir toplamı 351.030 akçeyi bulmaktaydı.
Karaman
vakıflarının en büyüklerinden Karamanoğlu İbrahim Bey İmareti vakfının toplam
97.652 akçe geliri vardı ve Ödül oğlanı, Kızılca, Gök, Orta- viran, Düdükçü
köyleri, Larende’de 1, Niğde’de 1, Ereğli’de 1 Larende’de 1 olmak üzere toplam
4 hamam geliri, İmarete ait bağ, zemin,değirmen gelirleri, Ürgüb (günümüze
ulaşmış bir cami vardır) Konya’ya ait bazı köyler vakfa aitti. XVI, Asırda Karaman Eyaleti ve Larende
(Karaman Vakıf Müesseseleri Prof M. Tayyip Gökbilgin Vakıflar Dergisi Sayı
VII’den ayrı Basım
1483 yılında yapılan tahririne göre Karaman vilayetinde; 148 mescit,
144 zaviye, 39 cami, 5 çeşme, 2 darülhadis, 27 darülhuff'az, 1 darüşşifa, 1 darüzzakirin, 15 ecza,
16 evlad, 7 bankalı, 2 kuyu, 1 ılıca, 3 imaret, 3 kalenderhane, 5 mahalle, 24 medrese, 2 mevlevihane, 1 muallimhane, 2 musluk, 1 sarnıç, 1 sikaye, 8 türbe, 2 köprü,
1 kervansaray, ve 1 adet de Küdus vakfı
bulunuyordu.( Bu tarihte Konya, Larende (Karaman), Aksaray, Niğde ve Kayseri kazaları Osmanlı hakimiyetine geçmişti. Tarih İncelemeleri Dergisi Cilt/Volume: XVIII, Sayı/Number: 1 Temmuz/July 2003,119-160.M. Akif Erdoğru-
1483 yılında Karaman Vakıfları-Murad Çelebi Defteri)
- Yorumlar 0
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.