Atatürkün Son Arzusu Neydi
Gazeteci-Yazar Yılmaz Özdil’in
2018 Yılında yayınladığı,
2019 Yılında ise
1881 adet özel
basım olarak piyasa sürüp
2500 liradan sattığı
Mustafa Kemal adlı 520
sayfalık kitabında Atatürk’ün
son arzusu şu
şekilde anlatılır:
‘’7 Kasım 1938
Atatürk, yarı uyur
yarı uyanıktı. Zaman zaman bilincini
kaybediyordu. Ömründe ilk defa
canı enginar çekti. İstanbul’da bulmak
mümkün değildi. Hatay’a telgraf
çekildi. Yetişmedi, yemek
kısmet olmadı.’’
Evet… Yılmaz Özdil’e göre
Mustafa Kemal Atatürk’ün
canı, ömründe ilk
kez enginar çekmişti. Son
arzusu da ilk defe canının
çektiği enginarı yemekti.
İlginç… Ömründe ilk defa
canı enginar çektiğine
göre demek ki daha
öce hiç yememişti. İyi de insanın canı
daha önce hiç
yemediği bir yemeği
çeker mi?
Neyse…Neticede Yılmaz Özdil
de bu yazdıklarını
işkembeden atmıyordu. Nitekim
son günlerinde Atatürk’ün
başında nöbette olan
Üç Aliler Divanın
meşhur Alilerinden Kılıç
Ali hatıralarında şöyle
anlatıyordu olayı:
“O günlerde Atatürk’ün canı enginar istemişti. ( İlk defa
diye bir şey
yok bu anıda
dikkat ederseniz. ) Mevsimi olmadığı için HASAN Rıza Soyak,
Hatay’dan telefonla enginar sipariş etmişti. İkinci ponksiyonun (vücuttan
iğneyle sıvı çekme) ertesi sabahı odasına girdiğimde bana sordu. Ben de
kendisine enginar mevsimi olmadığı için Hatay’a sipariş edildiğini ve bu
günlerde geleceğini söyledim. Memnun oldu. Bu enginar yemeği Atatürk’ün yanında
bulunduğum uzun yıllar içinde içten arzu ederek sipariş ettiği ilk ve son
yemekti. Maalesef bunu yemek kendisine nasip olmadı.”
Bugün internete girin
ve ‘’Atatürk’ün son
arzusu neydi?’’ diye
sorun, karşınıza hep
Kılıç Ali’nin anlattığı
bu anı çıkar(!)
Yani Atatürk’ün ölmeden
önceki son arzusu enginarmış(!)
7 Kasım
1938’de canının enginar çektiğini
söylemiş, ertesi gün de
yani 8 Kasım 1938’de
son defa bir şeyler yiyip içebilmiş, ağzına saat 18.35’te küçük bir buz
parçası konmuş ve vefatına kadar başka hiçbir gıda tüketememiş.
Peki şimdi bir
soru:
6 Kasım
1938’de zeytinyağlı enginar yemiş
bir insanın hemen
ertesi gün 7
Kasım 1938 Tarihi
itibariyle hayatında ilk
kez canının enginar çekmesi
sizce mantıklı mıdır?
Kafanız karışmasın. Anlatacağım.
Evet, Atatürk’ün son
günlerindeki yemek menülerine
bir göz atalım. Öyle
işkembeden atarak değil,
doğrudan doğruya belgelere
bakalım ve görelim
Atatürk’ün son zamanlarında
enginar yiyip yemediğini.
1 Kasım 1938, Salı:
06.50: 150 gram sütlü salep
10.00: 150 gram süt
12.00: Zeytinyağlı enginar, 15 gram ekmek
14.00: 150 gram elma, portakal suyu
15.50: 150 gram poriç (süt ve yulaf karışımından elde edilen, besin değeri
oldukça yüksek, doyurucu ve pratik bir İngiliz kahvaltısı.)
18.00: 150 gram süt
20.00 : Enginar, 15 gram tereyağlı ekmek
22.20: 150 gram üzüm, elma, portakal suyu
Görüldüğü gibi 1
Kasım 1938 Tarihli
menüde hem de
iki kez enginar
var. 6 Kasım
1938’e kadar bir
daha enginar yememiş
ama 6 Kasım
1938’de yine var ve
o günkü menü şöyle:
6 Kasım 1938, Pazar:
07.00: 150 gram sütlü salep
09.30: 150 gram sütlü salep
12.00: Bamya, 20 gram ekmek
13.40: 150 gram meyve suyu
16.00: 150 gram poriç
17.30: 150 gram süt
19.30: 150 gram enginar
21.30: 150 gram meyve suyu
22.50: 150 gram süt
Peki Kılıç Ali,
anılarında neden böyle
bir palavraya yer
vermiş? İşin doğrusu
mantıklı bir sebep
bulamadım. Ama az bir
araştırmayla Atatürk’ün 6 Kasım
1938’de zeytinyağlı enginar
yediğini bulabilecek olan
Yılmaz Özdil’in hiç
araştırmadan herkesin atladığı
bir anıya atlaması
ve bu anıyı tanesini 2500 Tl’den
sattığı kitabında okuyucusuna
aktarmasına ne demeli?
Dahası 23 Ocak 2019 saat 09.05’de özel
basım olarak piyasaya
sürülen bu kitabın
13.02’de yani sadece
dört saatte tamamen
satılmasına ne demeli? Ve
söylentilere göre bu özel basım
kitabı satın almak
isteyen birine uyanığın
birinin 1 Milyon liraya
sattığına ne demeli?
Neyse… Kim ne
derse desin atı alan
Üsküdar’ı geçiyor ülkemizde
maalesef.
Peki Atatürk’ün aslında
son arzusu neydi?
Yanlış anlaşılmasın soru.
Son sözleri demiyorum.
Son arzusu, isteği,
yerine getirilemeyen dileği neydi?
***
28 Eylül
1938 sabahına uyandığında Atatürk’ün baş ucunda manevi kızı
Afet İnan vardı. Önce ‘’Bana ne oldu? Bana bir şey
oldu'’ dedi. Sonra da Afet İnan'ın kulağına gizlice fısıldadı:
Bir müddet sustu ve devam etti:
‘'Gidelim Afet... Bir orman kenarına gidelim. Her şeyi bırakalım. Şöyle basit bir ev, ocaklı bir oda... Evet... Evet... Hemen çekip gidelim ormanlara... Hele ben bir iyi olayım da...'’
Evet son arzusu ormanlar içinde basit bir evdi. Bunu oldukça ciddi bir şekilde arzuluyordu ve kendince böyle bir ev için en uygun yer İstanbul- Alemdağ idi. Hatta bu konuyu doktorlarından Nihat Reşat Belger’e de açmıştı.
Nihat Reşat Belger, hastalığı iyice ilerlemiş olan Atatürk için böyle bir taşınmanın uygun olmadığı kanaatindeydi ama onu üzmemek için bir şey demedi. Hatta Hasan Rıza Soyak ve Belediye Başkanı Muhittin Üstündağ ile Alemdağ’a gittiler.
Bir zamanlar ‘’ Padişah olacağıma basit bir tüccar olsaydım. Sabah işime gider, akşam evimde huzur içinde uyurdum ‘’ diyen Sultan Abdülaziz’in bir av köşkü vardı Alemdağ’da. Var olmasına vardı ama bakımsızlıktan her tarafı dökülüyordu.
Bu üç kişi, Atatürk’ün huzuruna çıktılar, köşkün yerini ve fotoğraflarını gösterdiler. Atatürk de beğenmişti Sultan Abdülaziz’in av köşkünün yerini ama evet bayağı bir tamirat, tadilat gerekiyordu. Yani bir müddet beklemeliydi.
Atatürk bekledi ama ecel ertelenemiyordu.
Son arzusu olan orman içinde bir eve maalesef ulaşamadı.
Bugün onun ölümünün 87. Yıldönümü.
Hatırası önünde saygıyla eğiliyorum. Rabbim rahmet eyleye.
- Yorumlar 10
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.