Yunanistan Gümülcine Yenice İ Vardar Tırhala Tırnova
GÜMÜLCİNE
Yunanistan’ın
Trakya kesiminde eski bir Osmanlı kasabası. Bugün Komotini adıyla anılmakta
olup Türkiye-Yunanistan sınırının 98 km. batısında, Yunanistan-Bulgaristan
sınırının 23 km. güneyinde, güneydeki Ege denizine 40 km. uzaklıkta,
Selânik-İstanbul demiryolunun geçtiği geniş ovada kurulmuş yaklaşık 40.000
nüfuslu bir yerleşim merkezidir.
Birçok
camii, kalabalık Türk nüfusu ve Pomak azınlığı ile Gümülcine, Batı Trakya
müslümanlarının dinî ve kültürel merkezidir. Müftülük merkezi olmasının yanı
sıra burada
birçok Türk okulu da bulunmaktadır. 1371’den 1912’ye kadar kesintisiz
olarak Osmanlı idaresi altında kalmıştır.1344’te Aydınoğlu Umur Bey tarafından
zaptedilen şehir bu tarihten itibaren Gümülcine adıyla anıldı.
İlk
Osmanlı kroniklerinde, Gümülcine’nin Osmanlı hâkimiyetine girişiyle ilgili
olarak Gazi Evrenos Bey’in 1361 yılı civarındaki akın faaliyetleri gösterilir;
bazı
kaynaklarda ise 1363 tarihi verilir. Son zamanlarda yapılan
araştırmalarda buranın zaptının, Osmanlıların Trakya’yı kontrol altına aldıkları
1371 Maritsa (Meriç, Çirmen) savaşından biraz önce gerçekleştirildiği üzerinde
durulmaktadır. Evrenos Bey, 1371’den 1383’e kadar burayı uç merkezi üssü olarak
kullandı. 1383’te uç merkezini yeni fethedilen Siroz’a (Serres) nakletti.
Gümülçine’de kaldığı dönemde İslâmî hayatın başlangıcını simgeleyen birçok bina
yaptırdı. Bunlar arasında imaret, kubbeli bir cami ve çifte hamam vardı.
Günümüzde Evrenos Bey İmareti ve Eskicami hâlâ ayaktadır. Her ikisi de
Balkanlar’daki en eski Türk yapılarındandır.
1454
tarihli Tahrir Defteri’nde Gümülcine’de sekiz imam, iki müezzin, beş tekkenişin
ve ahî teşkilâtında görevli bir kişinin adlarının bulunması, fetihten hemen
sonra İslâmî hayatın kurulduğunu göstermektedir.
1568-1569
tarihli deftere göre Gazi Evrenos Bey İmareti Vakfı genişlemiş ve bu da şehrin
fizikî bakımdan gelişmesine yol açmıştı. Vakfın başlıca gelir kaynakları
arasında çifte hamam, elli beş dükkân, on üç değirmen ve Helvacı (yeni ismi
Helodon) köyünün geliri yer almaktaydı. 1456’da vakıfta on sekiz hizmetkâr “ehl-i tekke” varken bu
sayı 1568’de kırk bire yükselmişti. Eskicami Vakfı’na ait ayrıca elli sekiz dükkân ve bir miktar
nakit kaydedilmişti. XVI. yüzyılın ilk çeyreğinin sonlarına ait tahrir
defterine göre bu sıralarda Gümülcine’de on altı mescid, beş zâviye ve dört muallimhâne bulunmaktaydı. Kaledeki
kilisenin değirmenlerden, bahçelerden ve evlerden müteşekkil kendi vakfı vardı.
Evliya
Çelebi, 1667-1668’de taştan yapılmış 4000 kadar ev, beş cami, on bir mescid,
iki imaret, iki hamam, beş medrese, yedi mektep ve on yedi han bulunduğunu
belirtmektedir. Seyahatnâme’de Evrenos
Bey ve Ahmed Paşa vakıflarından övgüyle bahsedilmektedir. Bu sonuncusu, I.
Ahmed’in 1606-1613 yılları arasında defterdarlığını yapan Ekmekçizâde Ahmed
Paşa (ö. 1618) olmalıdır. Ahmed Paşa Gümülcine’de kubbeli bir cami, çifte
hamam, kubbeli bir mektep, medrese ve imaret yaptırmıştır. 1892 tarihli Edirne
Vilâyeti Salnâmesi’nde Gümülcine merkezinde on cuma camii, on beş mescid, iki
Rum kilisesi, bir Ermeni kilisesi ve bir sinagogun bulunduğu kayıtlıdır.
Salnâmede isimleri belirtilen camilerin çoğu hâlâ ayaktadır.
Osmanlı
vakıf eserlerinden günümüze kadar ayakta kalabilenleri Gazi Evrenos Bey İmareti, Eskicami, Yenicami, II. Abdülhamid tarafından 1302’de (1884-85)
yaptırılan saat kulesi, Rusçuklu Vezir Şerif Hasan Paşa’nın karısı Fatma Hanım
Türbesi’nin (1781) yanı sıra küçük camiler ve çeşmelerdir. Machiel Kiel
YENİCE-İ
VARDAR
XIV yüzyılın ikinci yansında Osmanlı hakimiyetine giren Yenice-i Vardar, Selanik' in kuzeydoğusunda 40 km. mesafede, Vardar nehri civarında Evrenos Bey tarafından kurulmuş bir şehirdir. Yenice-i Vardar tarihi kadar bulunduğu yer itibarıyla da özel bir öneme sahiptir. Ünlü Osmanlı akıncı beyi Evrenos Gazi'nin son uç merkezidir ve kaynaklarda Evrenosoğulları'nın vatanı olarak geçmektedir
•
Yenice-i
Vardar'ın tarihi ile ilgili kaynaklarda çok az bilgi bulunmaktadır. Şehre ilk
Türk yerleşmesi "Vardariotes" denilen Vardar Türkleri'nin IX.
yüzyılda İmparator Teofıl döneminde
gerçekleşmiş ve Hıristiyanlaşmış bu Türk kabilesi buradaki nehre de adını vermiştir. Yenice ismi ise şehri kuran ve
ailesinin merkezi haline getiren Evrenos Bey
tarafından verilmiştir.
Fethedildiği zaman belki de küçük bir site, köy durumunda olan Yenice-i Vardar'da Evrenos Bey'in faaliyetleri ile
bir şehirleşme başlamış ve zamanla askeri ve
kültürel bir merkez haline gelmiştir. Özellikle de ailenin merkez üssü
olmuştur. Burada Evrenos Bey dışında
oğullarından İsa, Ahmed ve Barak Beylerin de imar faaliyetleri bulunmaktadır. Kent, Evrenosoğulları'nın burada yaptırmış olduğu vakıf eserleri
çerçevesinde gelişecek, kısa zamanda bir Türk-İslam şehri niteliği
kazanmıştır,
Semavi Eyice de
XX. yüzyıl başlarında çoğu Türk olan 9700 nüfuslu
Yenice-i Vardar'da 6000 Türk, yaklaşık 3000 Bulgar ve 700 Rum bulunduğunu belirtir. Evrenos Bey Yenice-i Vardar'da cami, imaret ve medreseden oluşan bir
külliye kurmuş ve şehir bu imaret sitesi etrafında gelişmiştir. Ayrıca Evrenos Bey'in
dışında torunu Ahmed Bey de
burada inşa ettirdiği cami, mescid ve imaretten oluşan külliyesini 1498
yılında vakfetmiş ve vakfiyesi günümüze
kadar ulaşmıştır. Daha önce bahsettiğimiz Şeyh İlahi'nin de Yenice-i Vardar' da bir külliyesi mevcuttur. Görüldüğü gibi
Evrenos Bey külliyesi etrafında
gelişen Yenice-i Vardar, daha
sonra torunu Ahmed Bey' in ve Şeyh İlahi'nin
külliyeleriyle gelişimini sürdürmüştür.
Yenice-i Vardar örneğinde olduğu gibi kurulan
imaret siteleri, din ve dil birliği ile
imparatorluk içerisinde siyasi
bütünlüğü koruyabilmek amacıyla cami, mektep, tekke, zaviye, han, kervansaray gibi bir takım faal kültür merkezlerinin oluşumunu
sağlamıştır. Ayşegül Çalı’nın
tespitlerine göre XIV-XVII yüzyıllarda tamamı vakıf üç türbe (Gazi Evrenos Bey,
Ahmed Bey ve Şeyh İlahi) 14 cami-mescid (Abdi Bey, Acem Kadı, Ahmed Bey, Ali
Çelebi, Bacdar, Badralı Mustafa Bey, Burak Bey mescidi, Çelebi Mehmed Bey, Dur
Ali Bey, Gazi Hacı Evrenos Bey, HacıMehmed Efendi mescidi, Hacı İsa Bey, Hacı
Veliyyüddin Efendi, İskender Bey camisive İsmail bin Ali Mescidi) 7 İmaret
(Ahmed Bey, Burak Bey, Gazi Evrenos Bey, Gazi Hacı İsa Bey Hacı Mehmed Efendi,
Recep Çelebi ve Şeyh İlahi imareti) 6 Tekke-Zaviye (Ataullah Efendi-Halveti
Zaviyesi, Bayezid Baba Zaviyesi, Hasan Baba Zaviyesi, Kerem Esi?Tekkesi,
Malkoçoğlu Bali Bey Tekke/Zaviyesi, Şeyh Abdullah İlahi Nakşibendi Tekkesi,
Şeyh Mustafa Efendi Kadiri Tekkesi, 5 Mektep/ Medrese (İki Yürekli Ali Bey
mektebi, İsa Bey mektebi, Musa Bey Medresesi, Recep Çelebi Mektebi ve Rüşdiye
Mektebi) 2 han/Kervansaray (Gazi Evrenos Bey Kervansarayı ve Sekiz Han) 2 Hamam
(Gazi Evrenos Bey Hamamı ve Şeyh İlahi Hamamı) yaptırılmıştı. ULUSAL MÜBADELE
ve BALKAN TÜRK KÜLTÜRÜ ARAŞTIRMALARI IKONGRESİ SAMSUN - TÜRKİYE 22 -
23 KA S IM 2008 BİLDİRİLER KİTABI 1. CİLT Ayşegül Çalı Ankara Üniversitesi, DTCF Tarih Bölümü, Ortaçağ Tarihi Anabilim Dalı 2. Basım Aralık 2009
TIRHALA
Yunanca Trikkala/Trikala adıyla bilinmekte olup Orta Yunanistan’da aynı
adla anılan idarî birimin (nomos) merkezidir.
I. Bayezid ve Gazi Evrenos kumandasındaki Osmanlı birlikleri Batı Tesalya
ve Tırhala’yı 795 (1393) sonu ile 1394 başlarındaki bir sefer sırasında
fethetti. Şehir zorla değil muhtemelen, mahallî hıristiyan nüfusunun yerlerinde
kalması ve kiliselerinin muhafazası karşılığında teslim olmaları sonucu ele
geçirilmiştir. Osmanlı idaresi altında Tesalya’nın en güçlü kalesine sahip olan
Tırhala bütün Tesalya’yı içine alacak biçimde büyük bir sancağın merkezi haline
geldi. 1424’te bu sancak İzdin (Zitouni/Lamia) ve Badracık’la (Neopatras/Ypate)
verimli Sperchios ovasını içine alarak güney yönünde genişledi.
1402’de
Ankara Savaşı’ndan sonra Tesalya’nın bazı bölümleri kısa bir süre için de olsa
elden çıktı.
1530 tarihli olup 1521 tarihli bir tahrir defterine dayanan icmal
kayıtlarına göre Tırhala’da 1520’lerde camiye çevrilen eski bir mescid, zâviye
ve Gazi Turahan Bey Hamamı’nın kaydına rastlanır. 112 dükkânın ve birkaç büyük
su değirmeninin kira gelirleri buralara vakfedilmişti.
Tırhala’da
İslâmî hayatın gerçek kurumları ve buna bağlı fizikî dış görünüm, Turahanoğlu
Ömer Bey ve oğulları ile onların voyvodalarının uzun süreli idaresinde oluştu.
Turahanoğlu Ömer Bey, Tırhala’da bir medrese, bir muallimhâne, iki tekke, bir
imaret, üç mescid, bir hamam, iki kervansaray ve bir bedesten yaptırdı. Bunlara
bedestendeki dükkânlarla diğer 141 dükkânın ve otuz yedi su değirmeninin kira
gelirlerini vakfetti. 1518’de Ömer Bey’in oğlu Mustafa Bey bir cami ve bir
imaret, kızı Fatma Hatun bir mescid, Ömer Bey’in diğer oğlu Hamza Bey bir cami
inşa ettirdi. Diğer cami Lala Hamza’nın oğlu Mehmed tarafından yaptırıldı. Ömer
Bey’in âzatlı kölesi olan Cevher Ağa iki mescid, bir okul ve Trikkalinos
üzerinde bir köprü, Ömer Bey’in eski çaşnigîri Ayas bir mescid ve diğer bir
köprü, Hacı Saruca b. Abdullah bir mescid ve bir kervansaray inşa ettirdi.
Giderleri daha çok su değirmenlerinin ve dükkânların kiralarıyla karşılanan
diğer mescidler Ali b. Hârid, Baba Muhyiddin, Hacı Ömer Bey, Dizdar Hoşkadem,
İlyas Subaşı, Kara Doğan ve Karagöz Bey tarafından yaptırıldı. Böylece 1521’de
Tırhala’da üç cami, on yedi mescid, üç kervansaray, bir bedesten, bir medrese,
dört muallimhâne, iki hamam, dört zâviye ve Trikkalinos üzerinde dört köprü
mevcuttu.
Mahallelerin adlarından 1521-1570 yılları arasında iki yeni caminin
(İbrâhim Bey ve İskender Voyvoda) ve en azından beş yeni mescidin inşa edildiği
anlaşılır. 1570’ten hemen önce Osmanlı Balkanları’nın en büyük külliyelerinden
biri burada yaptırıldı. Bu külliye Kanûnî Sultan Süleyman’ın yeğeni olan, uzun
süre Tırhala’nın ve Mora yarımadasının valiliğini yapan Osman Şah Bey’in
külliyesidir. Külliyede büyük kubbeli bir cami, bir medrese, imaret, han,
hamam, mektep, yedi kemerli taş köprü ve kurucusunun âbidevî türbesi
bulunmaktadır.
XVI ve XVII. yüzyıllarda Tırhala Baharî (ö. 958/1551), Veysî (ö.
1037/1628), Pâre Pârezâde Ahmed Efendi gibi pek çok şair ve müellifin doğduğu
ya da yaşadığı şehirdi. Nev‘izâde Atâî de iki defa Tırhala kadılığı yapmıştır.
Evliya Çelebi şehirdeki sekiz cuma camiinin adını verir (Mimar Sinan’ın
yaptırdığını söylediği Osman Şah Bey Camii, Mustafa Paşa Camii, Gazi Turahan
Bey Camii, Lala Paşa Camii, İskender Bey’in Alaca Camii ve Turahanoğlu Ömer Bey
Camii). Ayrıca altı medrese, üç hamam, beş han ve en büyüğü Osman Şah Bey’e ait
üç imareti zikreder. Evliya Çelebi şehrin sekiz tekkesi arasında meşhur
Nûreddinzâde’nin bir müridi olan Mehmed Efendi’nin Halvetî Tekkesi’nden
bahseder. Evliya Çelebi, Turahanoğlu Ömer Bey Bedesteni ile Tırhala’nın
kiliselerini anlatmaz.
1806’da İngiliz seyyahı Martin Leake, Tırhala’nın 1200 ile 1500 evi ve yedi
sekiz camisi, pek çok kilisesi ve iki sinagogunun bulunduğunu bildirir. 1813’te
İngiliz seyyahı Henry Holland 2000 ev ve 10.000 ile 12.000 nüfustan söz eder;
yedi cami, on kilise, iki sinagogun, 600 ile 700 arası Yunan ailesi bulunduğunu
yazar. (3500 Yunan ile 7500 civarında Türk nüfusu)
Martin Leake Tepedelenli Ali Paşa’nın yeni bir tekke yaptırdığını yazar.
1833-34 tarihli bir Osmanlı vakıf defteri Ali Paşa’nın Sa‘dî dervişleri için
büyük bir tekke kurduğunu ve burayı zengin eşyalarla donattığını gösterir. Aynı
defter, Tırhala şehrinde bir cami ile Bekirzâde Ali Medresesi, Gülşeniyye,
Nakşibendiyye, Kādiriyye ve Sa‘diyye tarikatlarına bağlı altı tekke/zâviyenin
yer aldığına işaret eder. 1836’da Ioannis Anastasios Leonardos şehirde 1500 ev,
on kilise, yedi cami, Yunanlılar, Türkler ve yahudilerden oluşan 12.000 kişilik
nüfus bulunduğunu belirtir. 1871 tarihli Yanya Vilâyeti Salnâmesi’ne
göre kazada on beş cami, yedi tekke ve türbe, buna karşılık 440 kilise ve
manastır, birkaç sinagog mevcuttu.MACHIEL KIEL
TIRNOVA
Yunanistan’ın Tesalya bölgesindeki Larissa (Yenişehir)
idarî bölümünün sınırları içinde bulunmaktadır; bugünkü adı Tyrnavos’tur. XV.
yüzyılın ikinci yarısında Osmanlılar tarafından Tesalya ovasının kuzey
kenarındaki Milona geçidine yakın bir mevkide yeniden kuruldu ve Osmanlı döneminde
Tesalya’nın en büyük kasabası haline geldi. XVIII. yüzyılda İslâmî hayatın
etkili olduğu bir yer durumundaydı. Bu gelişmede Turahanoğlu Ömer Bey’in büyük
vakfının bir parçası şeklinde imtiyazlı bir statüye sahip bulunması rol oynadı.
Gazi Turahan Bey Menâkıbnâme’sine göre kasaba
1420 yılı civarında Gazi Turahan Bey tarafından Tesalyalı Yunanlılar için
güvenli bir sığınak halinde kurulmuştur. Meşhur akıncı beylerinden Turahan Bey
Tesalya’nın fâtihi olarak kabul edilir. Menakıbnameye göre Turahan Bey Ulah ve
Bulgar saldırılarına karşı Konya’dan gelen savaşçı Türk göçebelerinden (Konyar)
meydana gelen on iki köyden ibaret bir dizi köy kurdu (Çaylar, Deliler, Dereli,
Karacaoğlan, Kara Demirli, Kazaklar, Kufala/Kulfallar, Ligara, Misallar,
Palamut, Radgun ve Tatar) ve bu köylere II. Murad tarafından onaylanan bazı
imtiyazlar verdi. Gazi Turahan Bey, Tırnova’da bir cami ve hıristiyanlar için
Agios Nikolaos Tourahan adlı bir kilise yaptırmıştır.
Tarihi kaynaklara göre tarihi geçmişi XII ve XIII.
Yüzyıla uzanan köy Osmanlı tahrirlerine 1455 yılında girmiştir. Tahrir kaydına
göre Tırnova, Turahanoğlu Ömer Bey hassının bir parçası olan 51 haneli bir
köydü. 1483 Ocak sonlarında II. Bayezid, Tırnova köylerini ve Tatarlar’ı
Turahanoğlu Ömer Bey Vakfı’na bıraktı.
1506) yılı tahrir de zikredilen Bedesten Ömer Bey, Taş
köprü ise Hasan Bey (Turahan Bey’in torunu) tarafından XVI. yüzyılda inşa
ettirilmişti. XVI. Turahanoğulları ailesine mensup üç sancak beyinin
vakıflarının şartlarının değiştirilmesinden dolayı Turahanoğlu ailesi vakıfları
kızlar ağasının gözetimine verildi.
1668’de Evliya Çelebi, Tırnova’yı 3500 evi bulunan
(oldukça abartılı bir rakam), kiliseler, manastırlar ve dindar hıristiyanlarla
dolu bir yer diye tasvir eder. Ona göre Tırnova’daki müslümanlar sadece bir
camisi ve hamamları olan, İslâmiyet’i seçmiş bölge halkına mensup kişilerdir.
1806’da Leake, Tırnova’da yetmişi müslüman 1500
ailenin varlığından söz eder. Bununla birlikte şehirde geçmişte daha büyük
müslüman cemaatin varlığına işaret eden altı cami bulunmaktaydı. Johannes
Oikonomou-Larissaios 1817’de Tırnova’da on dört-on beş kilisenin, iki
manastırın ve dört beş caminin yanında 1000 ev bulunduğunu yazar.
Tesalya’nın Yunanistan’a terkedilmesinden hemen önce
1880 tarihli bir Yunan askerî raporunda yer alan bilgiye göre Tırnova’da 950
müslümanın yanında 4500 Yunanlı ahali bulunmaktaydı. 1882’de Türkler Tırnova’yı
terketti, geride kalan camiler ise hiçbir iz bırakılmadan ortadan kaldırıldı. MACHIEL KIEL
- Yorumlar 0
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.