HALK  İÇİNDE  MUTEBER  BİR  NESNE  YOK  DEVLET  GİBİ / OLMAYA  DEVLET  CİHANDA  BİR  NEFES  SIHHAT  GİBİ.

Kanuni  Sultan  Süleyman’a  ait  olan  bu  sözü  bilmeyen  yoktur  sanırım.

Evet,  zamanının  kudretli  hükümdarı  olan Sultan  Süleyman, ( Ki  o  Sultan  Süleyman çoğu  kez  Peygamber  Hz.  Süleyman  ile  karıştırılmıştır. ) hayatı  boyunca  iki  konuda  çok  sıkıntı  yaşamıştır. Bunlardan  biri  oğullarından  Cihangir’in  tedavi  edilemez  fiziksel  rahatsızlığı,  diğeri  ise  gözünden  bile  sakındığı eşi  Hürrem  Sultan  Sultan’ın son  zamanlarında  yakalandığı  ve  maalesef  onu  bu  dünyadan  alıp  götüren  amansız  hastalıktır ( Tahminen  kanser )

Düşünün  ki  koskoca  Kanuni  Sultan  Süleyman’sınız  ama dünya karşınızda  titrerken  siz  bir  hastalık  karşısında çaresizsiniz. Allah  kimseleri  çaresiz  koymasın.

*****

Evet,  bilindiği  gibi  25 Kasım 2025’de abdest  almak  üzere  banyoya  girerken  kaydım  ve  ayak  bileğimi  üç  yerden  birden  kırdım. Kırılan  ayağım  sağlam  ayağımdı  ama  daha  önce  de  Nisan  2024’de aynı  ayağımın tarak  kemiklerini  kırdığım  için  benim  sağlam diyebileceğim  herhangi  bir  ayağım zaten  yoktur.

Neyse,  27  Kasım  2025’de ameliyat  oldum. Ameliyat  dediğim lokal  anestezi  ile oldu. Neredeyse  durup  seyredecektim  nasıl  ameliyat  olduğumu.

Evet, ameliyat  oldukça  başarılı  geçti  ama ayağı  kurtaralım  derken  başka  arazlar  ortaya  çıkmaya  başladı.

Bu  ameliyat  olayı  ile  birlikte  hastanede yatmaya  başlayıncaya  kadarki  hayatımda herhangi  bir  ilaçla  uzak  yakın  ilişkisi  olmayan  ben,  birden  bire  kilolar  dolusu serumları  almaya  başlayınca kıyıya  köşeye  gizlenmiş  ne  kadar  arızam  varsa  hepsi  ortaya  döküldü  adeta.

Midem  artık  su  içsem  bile  dışarı  gönderiyor ( yani  affedersiniz  kusuyorum ) başım  yastıktan  kalkmıyordu  bir  türlü.

Velhasılıkelam  ben  ortopediden  girdim  hastaneye,  bir  anda  dahiliyelik  bir  hasta  olup  çıktım. Bu  arada  işin  içinde üroloji de var  zira tomografi ve  ultrason  sonuçlarına  göre  böbrek  yetmezliği  de  varmış  bende.

Ortopedi servisinde  adeta  kraldık  zira serviste  hasta  az  olduğu  için  bir  odada  tek  başına  kalıyordum. Ama  dahiliyeye  geçince  işler  değişti.  Dahiliye  yoğun, Hemşirelere bir  serumu  değiştirebilene  kadar  en  az  beş  kez  çağrı  yapmanız  gerekiyor. Hatta  sanki  ben  istemişim  gibi  ‘’ Seni  bizim  servise  Ortopediden  kakaladılar  değil  mi? ‘’  Diyen  hemşir ( erkek  hemşire ) Bile  var.

Neyse  efendim  uzatmayalım,  sonuç  itibariyle dahiliye  doktoru ‘’ Seni  evine  göndereyim.  Güzelce  yun,  yıkan,  alıştığın  yemekleri  ye, iyileşirsen  ne  ala,  iyileşmezsen Mualla ( pardon, iyileşmezsen tekrar  bir  uğra  bakalım .‘’ ) deyip  taburcu  etti.

İşte  bu  geçen  süre  içinde daha  ziyade  canımın  derdinde  olduğum  için  herhangi  bir  şey  yazmak  da,  yazılmış  olanları  okumak  da  içimden gelmedi. Bunca  uzun  süre  ayrılığın  en  önemli  sebebi  işte  budur.

Bu  geçen  süre  içinde  tabii  ki öncelikle  sağlığın  ne  kadar  önemli  bir  şey  olduğunu  öğrendim. Ama  bir  şeyin  daha  farkına  vardım: Meğer  ne  kadar  çok  seviliyormuşum.

25  Kasım  2025’den  bugüne  kadar  hakkımda  yazılan  yazıları, şiirleri,  iyilik  ve  sağlık  dileyen  dilekleri  görünce  doğrusu  duygulandım. Çok  mutlu  oldum.

Baki’nin  dediği  gibi:  ‘’  Avazeyi  bu  cihana  Davut  gibi  sal / Baki  kalan bu  kubbede bir hoş  seda  imiş.’’

Hakkımda  gösterilen  teveccühe  bakılırsa  kubbeye  bir  hoş  seda  bırakabilmişim  gibi  görünüyor.  Eğer öyleyse  ne  mutlu  bana. 

25  Kasım  2025’den bugüne  kadar beni ve  ailemi   bir  an  olsun  yalnız  bırakmayan editör  arkadaşım,  sevgili  kardeşim  Mehmet Fikret  Ünalan başta  olmak  üzere  tüm  dostlara,  kardeşlere,  arkadaşlara,  bacılara,  abilere  sonsuz  teşekkürler  ediyorum.  Her  birinize  ayrı  ayrı  sonsuz  sevgi  ve  minnetlerimi  arz  ediyorum.

Tekrar  aranıza  döndüm  mü?

İnşallah  dönmüşümdür.  Bilmiyorum.  Elimden  geldiğince  buralarda  olmaya  çalışacağım. 

Sizleri  çok  sevdiğimi  biliyorsunuz  zaten.  Her  birinize  sonsuz  selam  ve  sevgiler.

Ve en  büyük  teşekkür  tabii  ki  hâlâ bana  adeta  bir  bebeğe  bakar gibi  bakan  gelinim  Gülsiye ve oğlum  Tuğrul’a.

Allah  her babaya benim  gelinim  gibi  bir  gelin  nasip  eylesin.  Sanırım  bunca şansızlığım  içinde  en  büyük  şansım  böyle bir  geline  sahip  olmak.

Ha  bir  de… Bu  arada  mecburi  de  olsa  sigarayı  bırakmak  zorunda  kaldım. Yaklaşık  kırk  gündür  içmiyorum  ve  içmeyeceğim. 

Bu  zor  süreçte ( ki  hâlâ bitmiş  değil ) bir  kez  daha gerek  telefonla arayarak, gerek  sosyal  medyadan mesajla  devamlı  yanımda  olan  ve iyi  dileklerini,  dualarını  esirgemeyen  herkese  sonsuz  sevgi,  saygı  ve  şükranlarımı  arz  ediyorum.

( Olmaya Devlet Cihanda Bir Nefes Sıhhat Gibi. başlıklı yazı Sami Biber tarafından 9.01.2026 tarihinde sitemize eklenmiştir. Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu , kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. )
Okuduğunuz Yazının Site Kurallarını İhlal Ettiğini Düşünüyorsanız, Site Yönetimine Bildirmek İçin Tıklayınız.
 

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu