Bir Çocuğun Karnesinde Cumhuriyet
Bir Çocuğun Karnesinde Cumhuriyet
16 Cuma 2026
H. Çiğdem Deniz
Kindle’ımda son sayfaya geldiğimde, parmağım ekranda bir an duraksadı. Bir kitabı bitirmek, yalnızca bir hikâyeyi geride bırakmak değildir; insanın kendine verdiği en zarif mükâfattır belki de. Cümlelerin içinden geçip kendi iç sesine varmanın verdiği o derin haz… Ve ardından gelen sessiz bir gurur: Başladım ve bitirdim.
Bu masalsı anlatı beni Floransa Büyücüsü ile sardı. Salman Rüşdi’nin Doğu ile Batı’yı aynı düşte buluşturan dili, zamanı eğip bükerek okuru hem tarihin hem hayalin eşiğine bırakıyor. Adı çoğu zaman yasaklı kitabı Şeytan Ayetleri ile anılsa da, ben o metnin değil; kelimelerin kurduğu bu düş ülkesinin konuğuydum. Bazı kitaplar okunur, bazıları yalnızca bilinir. Ben bugün okuduklarımı yazıyorum.
Bir kitabı tamamlamanın verdiği o eski ve temiz sevinci, sayfalar arasında kendime açtığım bu küçük alanı kayda geçiriyorum günceme.
Bugün bu satırların arasına minik bir misafir de karıştı. Karnesini almış, annesi ve babasıyla birlikte gelen Umut… Karnesinin kapağından bize bakan Ulu Önder’in bakışıyla duruyor karşımızda. O bakış, yalnızca bir fotoğraf değil; bir ilke, bir sorumluluk, bir gelecek tahayyülü. Umut’un küçücük ellerinde tuttuğu o kapak, Cumhuriyet’in çocuklara emanet edildiğini bir kez daha hatırlatıyor. Atatürk, yine sessiz ama dimdik, yine yol gösterici.
Bir süre sonra annesiyle babası dışarı çıkmaya hazırlandılar; anne işe gidecekti. Evde hafif bir telaş vardı, kapıya yönelen adımlar, yarım kalan cümleler… Tam çıkmadan önce annesi yavaşça mırıldandı:
“Lütfen kitap oku… Yengenin kitaplığında mutlaka sana uygun bir kitap vardır.”
Bu sözleri söylerken bakışlarını bana çevirdi. O bakışta bir emanet vardı; güvenle bırakılan, sessizce teslim edilen bir sorumluluk. Umut ise yanımızda, söylenenleri sakince dinliyordu.
Seher’e çevresindekiler hep gıptayla bakar; bilinçli bir anne oluşu, söylediklerinden çok hâlinde belli olur. Çocuğunu aceleyle büyütmez, yüksek sesle yönlendirmez; doğruyu, yaşayarak öğretir. Atatürk’ün işaret ettiği aydınlık yolu, gündelik hayatın içine incelikle yerleştirir.
Ben de gururla izlerim bir çocuğun şekillenişini. Kelimelerle, bakışlarla, küçük dokunuşlarla büyüyen o dünyayı… Günce bugün bana bir kez daha şunu fısıldadı: Cumhuriyet bazen büyük nutuklarda değil, bir annenin bakışında, bir çocuğun karnesinde, bir kitap rafının önünde yaşar.
Bir Çocuğun Karnesinde Cumhuriyet başlıklı yazı çitlembik tarafından
16.01.2026 tarihinde sitemize eklenmiştir.
Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu, kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.
İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz.
Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
- Yorumlar 0
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın.