Kısacık Bir Ömre Koskoca Bir Tarih Sığdırmak
Efendim, geçenlerde öyle
amaçsızca internette dolaşırken
ilginç bir yazı
gözüme çarptı: 1965
Yılında Sağlık Bakanlığımız
Türkiye’de ortalama insan
ömrünün 33 Yıl
olduğunu açıklamış.
Buradan yola çıkarak
araştırdığımda günümüz Türkiye’sinde
insan ömrünün 2025
verilerine göre % 77.
82 olduğunu görünce
bayağı sevindim zira
72 yaşımda olduğuma
göre demek ki
en az beş
sene daha yaşarım. (
İşin şakası tabii
ki )
Sonra aklıma başka
bir şey geldi:
Genetik olarak yaklaşık hepsi
gut hastası olan
Osmanlı Padişahlarının ortalama
ömürleri ne kadardı?
Yaptığım araştırmalara göre
en uzun yaşayanı 81
Yılla Sultan Orhan
olmuş, en kısa
yaşayanı ise 19 Yılla Sultan
II. Osman...
Ancak Sultan II.
Osman’ın ölümü herhangi
bir hastalıktan değil
de öldürülmek suretiyle
gerçekleştirildiği için onu
saymıyoruz; bu durumda
en kısa ömür
28 Yılla Sultan
I. Ahmed’e ait.
Ha, bu
arada Osmanlı Padişahlarının ortalama
ömrü Öldürülen II. Osman,
Sultan İbrahim, III. Selim,
IV. Mustafa, Sultan Abdülaziz’i
saymazsak 54 Yıl.
Evet, Osmanlı Padişahları
içinde en kısa
ömürlüsü bu fani alemde
sadece 28 Yıl
yaşamış olan I.
Ahmed’tir
I. Ahmed, III. Mehmed
ve Handan Sultan’ın
oğlu olarak 1590
Yılında Manisa’da III.
Mehmed henüz şehzade
iken dünyaya geldi. III. Mehmed’in henüz
37 Yaşında aniden
ölümü üzerine kendisi
13 Yaşındayken Osmanlı
tahtına oturdu.[ Bu arada… Babası
III. Mehmed, tahta
oturduğunda 19 şehzade boğdurduğu
için babasını hiç
sevmeyen I. Ahmed,
onun cenazesine katılmadı. ]
Kendisine gelinceye kadarki
padişahlar içinde en
genç tahta oturan
oydu. Ayrıca kendisinden
önceki padişahlar hep
sancaklara çıkmış yani
şehzade sancaklarında görev
yapmışlardı ama I.
Ahmet sancağa çıkmayan
ilk padişahtı.
Yukarıda da belirttiğim
gibi 28 Yaşında
ölmüştü I. Ahmed.
Bu durumda demek
ki Osmanlı tahtında
15 sene hüküm sürdü.
Evet uzun bir
ömür yaşamadı ama
Türk tarihinde derin
izler bırakan pek
çok olayda onun
imzası vardır.
Mesela henüz 13
Yaşında tahta çıkmış
olmasına rağmen - Annesi
Handan Sultan’ın da
yönlendirmesiyle- Fatih Sultan
Mehmed’in kanunnamesini değiştirmiştir.
Yani bundan böyle
taht üzerinde hakkı
olan şehzadeler birbirlerini
öldürmeyecekler, içlerinde en
yaşlı ve aklı
başında olanı tahta
geçecekti ( Buna ekber ve
erşed sistemi diyoruz. )
I. Ahmed, 28
Yıl gibi çok
kısa bir ömre
3 hanım ( Mahfiruze, Fatma
ve Kösem Sultan
) Osman, Bayezıd, Hüseyin
( Mahfiruze Sultan’dan ) Cihangir
ve Hasan ( Fatma
Sultan’dan ) Osman, Mehmed,
Orhan, Selim, Murad, Kasım, Süleyman ve
İbrahim ( Kösem Sultan’dan )
Olmak üzere 13
erkek evlat, 11 de
kız evlat sığdırmıştır. (
Toplamda 24 evlat )
I. Ahmed, ordusunun
başında sefere çıkmayan
ilk padişahtı. O
ve ondan sonraki
padişahların hiç biri
savaşlarda ordunun başında
olmadılar ama I.
Ahmed döneminde gerek
doğuda İran ile, gerek
batıda Avusturya ile
yapılan savaşlarda Osmanlı
Devleti her şeye rağmen
başarılı sonuçlar alıyordu.
I. Ahmed döneminde Celali
İsyanları da tekrar
baş gösterdi ama
Sadrazam Kuyucu Murat
Paşa’nın sert tedbirleriyle
bu isyanlar bastırıldı.
Osmanlı tahtındaki en dindar padişah II. Abdülhamit bilinse de
işin doğrusu en
dindar Padişah I.
Ahmed’di.
I. Ahmed, 1609 Yılında
tam da Ayasofya
Camiinin karşına çok
büyük, çok heybetli
ve İstanbul’un her
tarafından görülecek bir
cami yapılmasına karar
verir.
Peki Ayasofya gibi
bir cami varken
gerek var mıdır böyle
bir camiye?
Efendim zamanında nasıl
ki Jüstinyen, Kudüs’teki
Süleyman Mabedi ile
yarışmışsa, Sultan I.
Ahmed de Ayasofya ile
yarışmıştır.
Neyse efendim, 1609’da
caminin temellerine ilk kazma
vurulmuştur ki Evliya Çelebi bu
temel atma olayını
şöyle anlatır:
‘’ Cümle
üstat mimar ve mühendisler toplanıp Üsküdarlı Mahmut ( Aziz Mahmud
Hüdai ) ve üstadımız Evliya
Efendi'nin duaları ile esasının kazılmasına başladı. Evvela Sultan Ahmed Han,
eteğine toprak doldurup ''Ya Rab! Ahmed kulunun hizmetidir, kabul eyle'' deyüp
amelelerle birlikte temelden toprak taşıdı…''
Rivayet olunur ki
Padişah I. Ahmed,
caminin mimarı Sedefkar
Mehmet Ağa’ya ‘’
Caminin minarelerini altın
yapasın ‘’ demiş
ama kulakları az
ağır işiten Mehmet
Ağa, altını altı
anlayıp altı minareli
yapmış bu camiyi.
Hikaye tabii ki. Cami Ayasofya’dan
çok daha görkemli
olsun diye altı
minareli yapılmış ve
bol ışıklı olsun
diye camide 20.000
mavi çini kullanılmıştır.
Bu arada
hemen belirtelim yaptırılan
şey sadece bir
cami değil, içinde
kütüphanesinden medresesine, medreseden
hamama, imarethaneye, çarşılara
varıncaya kadar pek
çok şey olan
bir külliyedir.
Sultan Ahmed’in kendi
adına yaptırdığı bu
cami, zamanında pek
çok dedikodulara yol
açmıştır. Mesela Caminin
savaş ganimetlerinden değil
de doğrudan doğruya
devlet hazinesinden yaptırılması. ( savaş
ganimeti filan yok o devirlerde) Ülkede
Celali İsyanları sürerken
böyle bir cami yaptırılması pek
çok homurtulara yol
açmıştır ama en
büyük itiraz caminin
altı minareli oluşunadır
çünkü dünyadaki tek
altı minareli cami
Kabe’deki camidir. Sultan
Ahmed Kabe’deki camiyi
geçmek mi istemiştir?
Bu nasıl bir
küstahlık, kendini bilmezliktir.
İşte bu
son homurtu Sultan
I. Ahmed’in de kulağına gider
ve Mimar Sedefkar Mehmet Ağa’yı
huzuruna çağırır.
-Ağa, Kabe’deki Caminin
altı minareli olduğunu
söylüyorlar. Ben seni
Kabe’ye gönderiyorum. Git
say bakalım kaç
minaresi var?
Sedefkar Mehmet Ağa
mesajı anlamıştır.
Kabe’ye gider ve
oradaki altı minareye
bir minare daha ekleyip
İstanbul’a döner. Padişahın
huzuruna çıkar ve der
ki:
-Saydım padişahım. Altı
değil, yedi minare
vardır.
***
Sultan I. Ahmed,
sadece 28 sene
süren hayatına Bahtî
mahlasıyla yazdığı ve
hepsi dini olan
şiirler de sığdırmıştır.
İşte o
şiirlerden sadece birisiyle
yazıma son veriyorum.
Rabbim rahmet eyleye..
Dil hânesi pür-nûr olur
Envâr-ı zikrullah ile
Iklîm-i ten ma'mur olur
Mi'mâr-ı zikrullah ile
Her müşkil iş âsân olur
Derd-i dile dermân olur
Cânın içinde cân olur
Esrâr-ı zikrullâh ile
Gamgîn gönüller şâd olur
Dem-besteler âzâd olur
Güm-geşteler irşâd olur
Âsâr-ı zikrullah ile
Zikr eyle Hakk'ı her nefes
Allah bes bâkî heves
Bes gayriden ümmîdi kes
Tekrâr-ı zikrullah ile
Gör ehl-i hâlin fırkasın
Çâk etti ceyb-i hırkasın
Devr eyle zikrin halkasın
Pergâr-ı zikrullah ile
Terk et cihân ârâyişin
Nefsin gider âlâyişin
Bu cân ü dil âsâyişin
Efkâr-ı zikrullah ile
Bahtî sana ikrâr eder
Tevhîdini tekrâr eder
Ihlâsını iş'âr eder
Eş'âr-ı zikrullâh ile
- Yorumlar 14
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.