Tema
Üye Ol Giriş Yap
Anasayfa Şiir Deneme Hikaye Makale Serbest Kürsü Yazarlar Forum Sohbet Online Üyeler
(0 oy)

Domatessiz Bibersiz Soğansız Yumurtasız Bir Menemen 2 Bölüm

Domatessiz Bibersiz Soğansız Yumurtasız Bir Menemen 2 Bölüm



2.  ‘’BİZ  TÜRKİYE  CUMHURİYETİ  ASKERLERİ  SAVAŞTA  VE  BARIŞTA  ANADAN  ÜRYAN  GEZEN,  MIZRAK  DIŞINDA  SİLAH  BİLMEYEN  İLKEL  YARATIKLARIZ(!)’’ FASLI

Bir iki saat  önce silahlarında  eğitim  fişeği  bulunan  askerleri  ve  bir  matematik  öğretmenini  (  Şehit  Asteğmen  Mustafa  Fehmi  sivil  hayatında  matematik  öğretmeniydi ) kuduz  köpeklerin  üzerine  süren  43.  Alay  Komutanlığı  bu  yardım  talebi  üzerine  Menemen’e bu  sefer  adeta  bir  ordu  gönderdi.  Ağır  makineli  tüfekler,  toplar ve  saire.

Menemen’i  tamamen  kuşatan  yardım,  ‘’ Herkes  evlerine  çekilsin.  Dışarıda  kimi  görürsek  ateş  edeceğiz’’ Diye  anons  yaptı  ve kısa  süre  sonra  da yer  demir,  gök  bakır oldu.

‘’Kurşun  adres  sormaz’’ Derler  ya,  gerçekten  de  kurşun  adres  sormadı. Esrarkeş  Mehmet 
 açılan  ateş  sonucu  geberdi ama  aynı  anda  suçsuz  günahsız  insanlar  da  öldü  ya  da  yaralandı.

Bu  arada Menemen’de  yaşananlar  Cumhurbaşkanı  Mustafa  Kemal’in  kulağına  gittiğinde büyük bir  öfkeyle ‘’  Menemen  için  Vilmodit  uygulansın  ‘’  Diye  emretti  İçişleri  Bakanı   Şükrü  Kaya’ya.

Vilmodit?  Oldukça  ağır  bir  cezaydı.  (Ne  olduğunu  az  sonra  göreceksiniz. )

Şükrü  Kaya  ‘’ Vilmodit ‘’ Sözünü  duyunca  iliklerine  kadar  titredi.  Mustafa  Kemal’in  öfke  ile  verdiği  bu  emirden  ilerde  pişman  olacağını  düşünüyordu.  O  sebeple  bekledi. Emri  yerine  getirmedi

Gerçekten  de  Mustafa  Kemal,  öfkesi  yatıştıktan  sonra bu  konuda fazla  üstelemedi.  Ancak Şükrü  Kaya  ile  yaptığı  bir  konuşmada  ona  şöyle  dedi:

‘’ Ben seni çok bilgili ve akıllı bir İçişleri Bakanı olarak tanıyorum. Menemen kasabasının ne berbat bir yerde olduğunu tabii gördün. Böyle bir vesileyle oradaki yurttaşlarımızı daha iyi bir yere nakleder ve burasını yakmakla da orada taştan bir anıt ve üzerine de 'Cumhuriyet'in ilanından yedi yıl sonra burada irtica hareketi ezilmiştir' yazısını yazardınız. Bunu da gelecek kuşaklar ibretle görür ve okurlardı. Ne yapayım ki istediğimi sen de anlamadın." [ Kaynak: Mustafa  Solak-  Atatürk’ün  Bakanı  Şükrü  Kaya-  Kaynak  Yayınları  Sa. 69]

Evet,  vilmodit  bir  yerleşim  yerini-  ceza  olarak-   tamamen  yakıp  ortadan  kaldırmaktır. 

Peki  alaydan  yardım  geldi,  Menemen  adeta  kurşun  yağmuruna  tutuldu,  ölen  öldü,  kalan  sağlar  bizim  mi  oldu? Hayır  elbette.

31  Aralık  1930’da  Menemen’de  Fahrettin  Altay Paşa  idaresinde sıkıyönetim  ilan  edildi  ve  Mustafa  Muğlalı  Paşa  başkanlığında  bir  Divan-ı  Harp  kuruldu. Sonra bu  olayla  ilgili  olduğu  iddia  edilen  Edirne’den  Kars’a  kadar bir  sürü  insan  toplanıp  Menemen’e  getirildi.

15  Ocak  1931’de  105  kişinin  mahkemesine  başlandı.  Sanıklar 
 anayasayı cebren tağyir, eyleme iştirak ve azmettirme; Derviş Mehmet'in mehdilik iddiasıyla harekete geçtiğini bildikleri halde zamanında hükûmete haber vermeme veya tekkelerin tarikat ayini icra ettikleri suçlamalarıyla yargılanıyorlardı.

 Derviş  Mehmet kimdi  peki

Efendim Genelkurmay Başkanlığı  arşivindeki  kayıtlarda  bile  ‘’Esrarkeş ‘’  olarak  geçen  çakma  mehdi  Mehmet  zamanın  gazetelerince  ‘’  Derviş  Mehmet  olmuştu.’’  Yine  Genelkurmay Başkanlığı  arşivlerine  göre  Menemen’e  gelmeden  önce  bir  zeytinlikte  esrar  çeken  bu  alçak sapık,  zamanın  gazetelerine  göre arkadaşlarıyla  zikir  çekmişti. 

Babasının,  kulağına  Mustafa  Fehmi  diye  ezan okuyup  ad  koyduğu  Şehit  asteğmen  Mustafa  Fehmi  de bir  anda  KOPLAY BEY  olmuştu. Evet,  şehit  asteğmen  Mustafa  Fehmi’ye  Türkiye’de o  güne  kadar  hiç  kullanılmamış ( Ya  da  çok  nadir  olan )  bir  ad  verdiler:  KUBİLAY

O  bir  devrim  şehidiydi;  bir  devrim  şehidine  de  Mustafa  Fehmi  gibi  bir  isim  yakışmıyordu.  Daha  şöyle  cafcaflı  bir  ismi  olmalıydı. Aradılar  taradılar  buldular:  KUBİLAY. Ancak  pek  çoğunun  tahsili  İlkokul  seviyesinde olan  zabıt  katipleri  kayıtlara  hep  Koplay  olarak  yazdılar. Çok  sonraları  Kubilay  oldu  ‘’  Koplay  Bey ‘’  

Evet,  15  Ocak  1931  Tarihinden  itibaren  bu  105  kişinin  yargılanmasına  başlandı.

Mahkeme  o  kadar  hızlı  hareket  ediyordu  ki  bu  105  Kişinin  cezaları  sadece  on dört  gün  içinde  belirlendi. Bayağı  bir  idam  cezası  çıktı

İlginçtir  ki  idam  edilenlerin çoğunun  ismi  önünde  Hafız,  İmam,  Şeyh,  Hacı,  Molla  gibi  unvanlar  vardı: Hafız  Cemal,  İmam  İlyas  Hoca,  Şeyh  Hafız  Ahmet, Molla  Süleyman,  Hacı  İsmail  gibi… Bir  de  Yahudi  vardı  idam  edilenler  arasında:  Hayim  oğlu  Josef.  Laik  Türkiye  Cumhuriyetini  yıkıp  yerine  şeriatı  getirmeye  çalışmak  suçuyla  idam  edildi.

Bu  idam  Cezaları  3  Şubat  1931’de  infaz  edildi. (  Toplam  28  Kişi  )

Altı  kişiye  ‘’ İdama  bedel  24  Yıl  Ağır  Hapis  cezası  verildi ki  Esrarkeş  Mehmet’in  yoldaşlarından  Nalıncı  Hasan  ve  Küçük  Hasan ile (  Bunlara  yaşları  küçük  olduğu  için  idam  cezası  verilmedi. ) Nakşibendi  şeyhi  Esat  Efendi ( Bu  da  65  Yaş  üstü  olduğu  ve  oğlu  idam  edildiği  için  idam  edilmedi. )  bunlar  arasındaydı ( toplam  altı  kişi .


Bunların  dışında  41  kişiye  de  15  ile  1  yıl  arasında  değişen  hapis  cezaları  verildi.

Peki  Şehit  Asteğmen  Hasan  Fehmi?  Ya  da  öldürüldükten  sonraki  adıyla Şehit  Kubilay?

Efendim,  Şehit  Kubilay  ve  yine  o  meş’um  olayda  şehit  olan  Hasan  ve  Şevki  adlı  bekçiler  Menemen’de  Eski  Menemen  Kabristanı  denen  yerde  yan  yana  toprağa  verildiler.  1935  Yılına  kadar da  mezarları  oradaydı

1935  yılından  sonra  o  mezarlar  adeta  buhar  oldu.  Çünkü  yepyeni  ve  adına Asri Mezarlık  denen  bir  mezarlık  yapıldı.  Eski  mezarlığa  kimse  ölüsünü  gömmez  oldu.  Daha  sonraları  ise  eski  mezarlık  ve  çevresi  dışarıdan  gelen  göçlerle  birlikte  artık  mezarlık  olmaktan  çıkıp  meskun  mahal  olunca  Şehit Asteğmen  Mustafa  Fehmi  ve  bekçiler  Hasan  ile  Şevki’nin  mezarları  da  kayboldu.

Ancak…

Ancak  bu  üç  kahramanın bugün  bir mezarları  olmasa da  devletimiz  onların  adlarının  ebediyen  yaşaması  için  bir  anıt  yaptırmaya  karar  verdi  ve  bu  amaç  için  milletten para  talep  etti.  Nihayet yeterli  para  toplandığı  için Cumhuriyetin  onuncu  yıl  dönümünde yani  29  Ekim  1933’de  anıtın  temeli  heykeltıraş  Ratip  Aşur  Acudoğlu  tarafından atıldı.

Efendim,  bu  anıtın  açılışı  26  Aralık  1934’de gerçekleşti. Açılışı   CHP  Genel  sekreteri Recep  Peker yaptı.  

Biz  Türk  askerleri, savaşta  ve  barışta  sadece  avret  mahallimizi  bir  bezle  kapatıp  diğer  bölgelerimiz  çıplak  olarak  dolaştığımız(!)  ve  dahi  mızrak  dışında  silah  bilmeyen  ilkel  varlıklar  olduğumuz  için (!)  Asteğmen  şehidimiz Mustafa  Fehmi  Kubilay,  anıtta  aynen  böyle  tasvir  edildi.  Bu  arada  hiç  ummazdım  ama  bizim rahmetli  Kubilay  aynen  Roma’nın  gladyatörleri  gibi  bayağı  bayağı  kaslı  bir  vatandaşmış. [ Bu  satırları  okuduğunuzda  benim  sanattan  zere  kadar  anlamayan  örümcek  kafalı  bir  gerici  olduğumu  da  göz  önünde  bulundurun  lütfen.  Anlamıyorum  arkadaş,  zorla  değil  ya. Ben  bir  şehidimizin  neden  anadan  üryan  ve antik  Roma  dönemi  gladyatörü( ya  da  askeri )  gibi  tasvir  edildiğini  anlayamıyorum]  ]  

Kubilay’ın  ayaklarının altına  doğru  Atatürk’ün  gençliğe  Hitabını  (  Hitabe  değil  efendim  Hitap ) görmekteyiz.

Menemen’de  Yıldıztepe diye  bilinen  yerdeki  bu  anıtın 
arka tarafında yan yana yükselmekte olan üç sütundan soldaki Bekçi Şevki, ortadaki Asteğmen Kubilay ve sağdaki ise Bekçi Hasan'ı temsil eder. Anıtın arka tarafında ise "İnandılar, dövüştüler, öldüler. Bıraktıkları emanetin bekçisiyiz." yazılıdır.     


Mezarlarına  sahip  olamamışız, (  Her  üçünün  de -başında  Fatiha  okuyacağımız-  bir  mezarı  yok )  kılık  kıyafetine  sahip  olamamışız, (  Şehidimizi  neredeyse  anadan  üryan  dikmişiz  anıta. ) silahına  sahip  olamamışız (Şehidimizin  eline  vermişiz  bir  mızrak )  ama  emanetine  sahip  olacağız(!)  Emanetinin  yılmaz  bekçisiyiz(!)   Haydi  oradan  zibidiler. 

Evet,  maalesef  yumurtasız,  domatessiz,  bibersiz,  soğansız,  yağsız,  tadsız,  tuzsuz  acayip  bir  menemen. 

Sizi  bilmem  ama  benim  aklımda  ise  hep  şu  soru:

Esrarkeş  Mehmet,  Jandarma  Karakolu  yazıcısı  Ali’ye  de,  Karakol  kumandanı  Yüzbaşı  Fahriye’de,  Şehit  Asteğmen  Mustafa  Fehmi’ye  de  ‘’  Türkiye  Cumhuriyetinin  kurşunları  beni  öldürmez’’  Diyor.

Az  sonra askerler  ateş  ediyorlar  ve  şerefsiz  ölmüyor.

Kafama  takılan  soru  şu:  Tamamen  tesadüf  olabilir  mi 

Bir  soru  daha:  Böyle  bir  mucizeye (!)  tanıklık  etmiş  olsaydınız  siz, kurşun  işlemeyen  birinin  mehdi  olduğuna  inanır mıydınız  inanmaz  mıydınız? 


Sitede Önceki / Sonraki
Yazarın Önceki / Sonraki
Oylama
0 (0 oy)
  • Yorumlar 7
  • Yorum Yaz
  • Tebrikler
  • Beğenenler
  • Popüler Yazıları
Yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın.

edebiyatevi.com
Domatessiz Bibersiz Soğansız Yumurtasız Bir Menemen 2 Bölüm

Domatessiz Bibersiz Soğansız Yumurtasız Bir Menemen 2 Bölüm

Sami  Biber Sami Biber