Geceden Firar Eden Gülüşü Mehtabın
Düşlerin yankısında ses oldum göz
oldum
Sağır kulakların aldatısında
sözcüklerden ördüm saçlarını kaderin
İhya edilesi yürek ikliminden arda
kalan
O son teselli vücut bulan
Yalnızlığın ana kıtalarında feryat
figan mevsim
Bir tambur ki sesi ayyuka çıkan
Göğün neferi kuşlar da öldüler ya
ansızın
Yere çöreklenen bir delik devasa
ruhunda saklı gerçeklerin
Beti benzi atmış cihanın
Sükûn dileyen yalnızlığın tanrısı
mısralardan
Ve de ezelden beri saklı ölümün
Faturası yüksek rakımlı bir gerçek
Ölü bedenlerin yakasında değil asla
yankılanan
Bir hayalin gücü
Geceden firar eden gülüşü mehtabın
O, bile suskun ve giydi karanlığı
Yıldızların çeperinde suretler
Sudan sebeplerle ölümü dillendirin
Yetmedi gerçek kılan sahtekâr yüzler
Issız ve sıra dışı bir zaman
Islak göğün pervazında saklı samandan
Balyalar
Defalarca dalya diyen ölüm kâğıdı
israfın
Had safhası
İsyanın yankısı
Delik deşik yeryüzü
Sınandığımız kadar kollarımızı
sıvayıp
Kazdığımız çukurlar acele ile kazılan
mezarlar
Bir cümbüş ki dünde kalan
Ve cereyan eden hüzün ve isyan
Allah katında saklı şükür ki
gerçekler
Ve o rüzgâr
Saçı başı dağıtan keder
İstifli bedenler ve ihanet eden
Tanrıya
İzni yoktu oysaki Azrail’in
Ansızın gelip de canını aldığı masum
insanlar
Hedef tahtasında vurucu bir sallantı
Kaç bayt bilinmez acılar
Kaç şiddetinde ölümün yakından esen
feryadı
Bir cehalet sınadığı insanlar
Bir eziyet bir anda çöken binalar ve
depresif
Sözcüklerden arda kalan bir nida
Alnının akıyla yaşayanların ansızın
vedası
Masum çağrılar ve çırpınışlar
Zanların zamlı tarifesi yakaran sesi
masumiyetin
Hüsranın tepe noktası sakladığı kadar
yalnızlığın
İsyanına şerh düşen bir g/iz ki
Beyhude gülüşlerin bir anda solduğu
Berhudar ol, yerküre
Cafcaflı coğrafyalarda durduk yere
sen yel niyetine
Yol oldu bu mezarlar
Yarenlik etti hicazlar
O yaşam ki nutku dahi tutuldu insanlığın
Nüktedan ve sıra dışı bir teselliden
medet uman
Hangimiz ki bahtiyar?
Ve dünden tembihli
Akacak kan nasıl ki
Durmaz damarda
Ve işte damardan şarkılar dahi aldı
nasibini
Bir hengâme ki koşulsuz
Bir eziyet ki ölümcül
Bir rivayetmiş meğer yaşamak keyfini
süremediği kadar
İnsanların soluk tenine yağan kar
Gecenin indinde saatler de sustu
ansızın
Çöreklenmişken hüzün binaların
temeline
Yakışır olmalı mıydı sahi na’şı
sözcüklerin
Kaderin çizgisine atılmış binlerce
çentik
Birden başlayıp da insanlar ölmeye
Ulaşılası Nirvana
Kayıtsız ruhların kayıtlı bedenlerine
eşlik eden kader
Bir içimlik addedilmişti oysa gecede
takılı gözler
Önü alınmaz bir hızla
İblisse hazla
Dokunurken yaraya
Yaması büyüyen bir rüzgâr adeta
İçine ters esen ve sönen gülüşler
Efkârın da bam teline basılı bir
atlas
Ve işte kayboldu vadiler, ovalar,
köyler ve şehirler
Ansızın yakalanan insanlar ölüme
Yüce Yaratan yeter ki sunsun sabır
- Yorumlar 6
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.