Kardinal Arap Mahmuttan Hacı Wilhelme Gizli Müslümanlarımız 2 Bölüm
KARDİNAL ARAP MAHMUT’TAN HACI WİLHELM’E
GİZLİ MÜSLÜMANLARIMIZ.-2. BÖLÜM-
V-NAPOLYON BONAPART
19 Mayıs 1798 sabahı Toulon’dan demir alan 600 gemilik Fransız donanması, 12 bin bin asker ile 1 Temmuz sabahı İskenderiye önlerine ulaştı. Napolyon, askerlerine yol boyunca “Mısır’ın halkı Müslüman’dır. İnançlarına ve âdetlerine hürmet edin.”dedi.
İstanbul’un tayin ettiği Mısır Valisi Ebubekir Paşa’nın işgal karşısında yapacağı pek bir şey yoktu. Mısır, o dönemde Osmanlı toprağı idi ama askerî güç, ülkeye asırlardır hâkim olan Memlükler’in elinde idi ve Memlük kuvvetleri de Napolyon’un askerleri karşısında bir hayli zayıf kalıyordu.
Napolyon’un karaya çıktıktan sonraki ilk işi, gemide hazırlatmış olduğu Arapça bir beyannameyi halka dağıttırmak oldu.
Beyannamede şöyle deniyordu:
“Kafkas dağlarından ve Gürcistan’dan getirilmiş olan Memlükler, dünyanın bu en güzel yerini çoktan beridir zulüm altında tutuyorlar fakat her şeye kaadir olan Allah artık bu hükümranlığın son bulmasını emretti.''
''Ey Mısırlılar! Size, benim buraya dininizi yıkmak için geldiğim söylenecektir. Bu açık bir yalandır, inanmayınız. Zalimlere benim buraya gasp edilmiş haklarınızı iade için geldiğimi, Allah’a Memlükler’den daha fazla inandığımı ve Hazreti Muhammed ile hayranlığımı celbeden Kur’an-ı Kerim’e hürmetkâr olduğumu söyleyiniz. Nerede verimli arazi, kıymetli elbiseler, güzel esirler ve mükemmel evler varsa, hepsi Memlükler’e ait. Eğer Mısır onların çiftliği ise Allah’ın bunu onlara verdiğine dair tapu senetlerini göstersinler. Allah âdildir ve merhametlidir. İdareye bundan böyle herkes ortak olacak ve mutlu bir şekilde yaşanacak.''
Ey şeyhler, imamlar ve diğer önde gelenler! Fransızlar’ın da hakikî birer Müslüman olduklarını ve Osmanlılar’ın şevketli padişahı ile her zaman dost bulunduklarını halkınıza anlatınız. Maksadımız, padişaha âsî olan Memlükler’i ezmektir. Bize hemen destek verecek olanlar müsterih bulunsunlar fakat Memlükler’e katılmaya kalkanların vay haline! Onlar için selâmet yoktur ve dünyadan izleri silinecektir”.
1 Temmuz 1798’de İskenderiye’de Mısır topraklarına ayak basan Napolyon 12.000 Kişilik ordusuyla 35.000 Kişilik Osmanlı ordusunu darmadağın etti. Sadece 3500’ü Osmanlı yeniçerisi, kalanı Memlük olan ordu Napolyon karşısında dayanamadı. Ama bu gelişme İngiltere için tehlikeydi.
Neyse efendim uzatmayalım, Önce İngilizler Ebukır denilen yerde Fransız donanmasının canına okudu, sonrasında Akka Kalesini ele geçirmek isteyen Napolyan’a bir tokat da bu kalenin seksen yaşındaki komutanı Cezzar Ahmet Paşa tarafından atılınca bizim Müslüman Bonapart’da da ordusunda da Müslümanlıktan eser kalmadı.
Aynı tarihlerde Fransa’da iç karışıklıklar da çıkınca Napolyon, Mısır’daki ordusunu General Kleber’e teslim ederek Fransa’ya döndü.
Kleber, Afrinli bir üniversite öğrencisi olan Süleyman tarafından öldürülünce yerine geçen Jacque de Menou da, 2 Mart 1801’de İngilizlere yenilince Fransızların artık Mısır’da tutunamayacakları anlaşıldı ve nihayet 25 Haziran 1802’de imzalanan Paris Antlaşmasıyla Mısır’dan tamamen çekildi.
6- HACI MUHAMMED WİLHELM-İ SÂNÎ HAZRETLERİ
Efendim, Hacı Muhammed Wilhelm-i Sânî Hazretlerinin hikayesi oldukça uzundur. O bakımdan bu bölümde kısa bir giriş yapacağız.
1870 yılına kadar ayrı ayrı devletçikler olan yaşayan Alman ( ya da Prusya ) krallıkları bu tarihte Bismark’ın gayretleriyle tek bir çatı altında toplandı ve kısa bir süre içinde de bu çatının hakimiyeti II. Wilhelm’in ellerine geçti.
Evet, Almanya ‘Artık ben de varım’’ diyordu ama var olmak için sömürgelere ihtiyacı vardı; sömürgelerin büyük çoğunluğu ise anneannesi İngiltere Kraliçesi Victoria tarafından ele geçirilmiş, kendisine bir şey kalmamıştı.
Aslında anneanneler torunlarını severler. Torunlarının bir dediklerini iki etmezler o sebeple Victoria’dan da bir kaç sömürgesini sevgili torunu Wilhelm’e vermesi beklenirdi ama Victoria, sevgili torununa toprak olarak değil bir sömürge, bir saksı bile vermiyordu ve çok da haksız değildi zira 42 torunu vardı. En büyüğü olan Wilhelm’e bir şeyler verse ötekiler de ‘’ Bize yok mu grand mother ?’’ Diyeceklerdi.
II. Wilhelm baktı ki anneannesi öyle gönül rızasıyla toprak moprak vermeyecek ‘’ Ben de zorla alırım ‘’ Havalarına girdi ama zorla almak çok zordu. Sağlam bir müttefike ihtiyacı vardı. Bu sağlam müttefik kim olabilirdi? Avrupa’nın Hasta Adamı Osmanlı Devleti olabilirdi.
Evet Osmanlı Devleti bir hasta adamdı ama devletin başındaki Padişah II. Abdülhamit’i kafaya alıp İngilizlere karşı bir cihadı ona kabul ettirebilirse tam anlamıyla kebap olurdu.
İyi de kitapları olan Kur’an’da ‘’ ’Ey inananlar! Yahudi ve Hıristiyanları dost edinmeyin. Onlar birbirlerinin dostlarıdırlar. Sizden kim onları dost edinirse, kuşkusuz o da onlardandır. Şüphesiz Allah, zalimler topluluğunu doğruya iletmez.’’ ( Maide suresi 51. Ayet) diye hüküm olan Türkler ve Müslümanlar ve dahi o Müslümanların halifesi olan Padişah II. Abdülhamit, Victoria’ya ‘’ Go Home ‘’ deyip Wilhelm’i ‘’Willcommen ’’ diye bağrına basar mıydı?
Normal şartlarda basmazdı. O halde Hıristiyanları ürkütmeyecek, Müslümanları ve Yahudileri kafaya alacak yani bir taşla üç hatta çok daha fazla kuş vuracak bir hamle yapmalıydı.
Nasıl bir hamle mi? Gelecek bölümde inşallah.
V-NAPOLYON BONAPART
19 Mayıs 1798 sabahı Toulon’dan demir alan 600 gemilik Fransız donanması, 12 bin bin asker ile 1 Temmuz sabahı İskenderiye önlerine ulaştı. Napolyon, askerlerine yol boyunca “Mısır’ın halkı Müslüman’dır. İnançlarına ve âdetlerine hürmet edin.”dedi.
İstanbul’un tayin ettiği Mısır Valisi Ebubekir Paşa’nın işgal karşısında yapacağı pek bir şey yoktu. Mısır, o dönemde Osmanlı toprağı idi ama askerî güç, ülkeye asırlardır hâkim olan Memlükler’in elinde idi ve Memlük kuvvetleri de Napolyon’un askerleri karşısında bir hayli zayıf kalıyordu.
Napolyon’un karaya çıktıktan sonraki ilk işi, gemide hazırlatmış olduğu Arapça bir beyannameyi halka dağıttırmak oldu.
Beyannamede şöyle deniyordu:
“Kafkas dağlarından ve Gürcistan’dan getirilmiş olan Memlükler, dünyanın bu en güzel yerini çoktan beridir zulüm altında tutuyorlar fakat her şeye kaadir olan Allah artık bu hükümranlığın son bulmasını emretti.''
''Ey Mısırlılar! Size, benim buraya dininizi yıkmak için geldiğim söylenecektir. Bu açık bir yalandır, inanmayınız. Zalimlere benim buraya gasp edilmiş haklarınızı iade için geldiğimi, Allah’a Memlükler’den daha fazla inandığımı ve Hazreti Muhammed ile hayranlığımı celbeden Kur’an-ı Kerim’e hürmetkâr olduğumu söyleyiniz. Nerede verimli arazi, kıymetli elbiseler, güzel esirler ve mükemmel evler varsa, hepsi Memlükler’e ait. Eğer Mısır onların çiftliği ise Allah’ın bunu onlara verdiğine dair tapu senetlerini göstersinler. Allah âdildir ve merhametlidir. İdareye bundan böyle herkes ortak olacak ve mutlu bir şekilde yaşanacak.''
Ey şeyhler, imamlar ve diğer önde gelenler! Fransızlar’ın da hakikî birer Müslüman olduklarını ve Osmanlılar’ın şevketli padişahı ile her zaman dost bulunduklarını halkınıza anlatınız. Maksadımız, padişaha âsî olan Memlükler’i ezmektir. Bize hemen destek verecek olanlar müsterih bulunsunlar fakat Memlükler’e katılmaya kalkanların vay haline! Onlar için selâmet yoktur ve dünyadan izleri silinecektir”.
1 Temmuz 1798’de İskenderiye’de Mısır topraklarına ayak basan Napolyon 12.000 Kişilik ordusuyla 35.000 Kişilik Osmanlı ordusunu darmadağın etti. Sadece 3500’ü Osmanlı yeniçerisi, kalanı Memlük olan ordu Napolyon karşısında dayanamadı. Ama bu gelişme İngiltere için tehlikeydi.
Neyse efendim uzatmayalım, Önce İngilizler Ebukır denilen yerde Fransız donanmasının canına okudu, sonrasında Akka Kalesini ele geçirmek isteyen Napolyan’a bir tokat da bu kalenin seksen yaşındaki komutanı Cezzar Ahmet Paşa tarafından atılınca bizim Müslüman Bonapart’da da ordusunda da Müslümanlıktan eser kalmadı.
Aynı tarihlerde Fransa’da iç karışıklıklar da çıkınca Napolyon, Mısır’daki ordusunu General Kleber’e teslim ederek Fransa’ya döndü.
Kleber, Afrinli bir üniversite öğrencisi olan Süleyman tarafından öldürülünce yerine geçen Jacque de Menou da, 2 Mart 1801’de İngilizlere yenilince Fransızların artık Mısır’da tutunamayacakları anlaşıldı ve nihayet 25 Haziran 1802’de imzalanan Paris Antlaşmasıyla Mısır’dan tamamen çekildi.
6- HACI MUHAMMED WİLHELM-İ SÂNÎ HAZRETLERİ
Efendim, Hacı Muhammed Wilhelm-i Sânî Hazretlerinin hikayesi oldukça uzundur. O bakımdan bu bölümde kısa bir giriş yapacağız.
1870 yılına kadar ayrı ayrı devletçikler olan yaşayan Alman ( ya da Prusya ) krallıkları bu tarihte Bismark’ın gayretleriyle tek bir çatı altında toplandı ve kısa bir süre içinde de bu çatının hakimiyeti II. Wilhelm’in ellerine geçti.
Evet, Almanya ‘Artık ben de varım’’ diyordu ama var olmak için sömürgelere ihtiyacı vardı; sömürgelerin büyük çoğunluğu ise anneannesi İngiltere Kraliçesi Victoria tarafından ele geçirilmiş, kendisine bir şey kalmamıştı.
Aslında anneanneler torunlarını severler. Torunlarının bir dediklerini iki etmezler o sebeple Victoria’dan da bir kaç sömürgesini sevgili torunu Wilhelm’e vermesi beklenirdi ama Victoria, sevgili torununa toprak olarak değil bir sömürge, bir saksı bile vermiyordu ve çok da haksız değildi zira 42 torunu vardı. En büyüğü olan Wilhelm’e bir şeyler verse ötekiler de ‘’ Bize yok mu grand mother ?’’ Diyeceklerdi.
II. Wilhelm baktı ki anneannesi öyle gönül rızasıyla toprak moprak vermeyecek ‘’ Ben de zorla alırım ‘’ Havalarına girdi ama zorla almak çok zordu. Sağlam bir müttefike ihtiyacı vardı. Bu sağlam müttefik kim olabilirdi? Avrupa’nın Hasta Adamı Osmanlı Devleti olabilirdi.
Evet Osmanlı Devleti bir hasta adamdı ama devletin başındaki Padişah II. Abdülhamit’i kafaya alıp İngilizlere karşı bir cihadı ona kabul ettirebilirse tam anlamıyla kebap olurdu.
İyi de kitapları olan Kur’an’da ‘’ ’Ey inananlar! Yahudi ve Hıristiyanları dost edinmeyin. Onlar birbirlerinin dostlarıdırlar. Sizden kim onları dost edinirse, kuşkusuz o da onlardandır. Şüphesiz Allah, zalimler topluluğunu doğruya iletmez.’’ ( Maide suresi 51. Ayet) diye hüküm olan Türkler ve Müslümanlar ve dahi o Müslümanların halifesi olan Padişah II. Abdülhamit, Victoria’ya ‘’ Go Home ‘’ deyip Wilhelm’i ‘’Willcommen ’’ diye bağrına basar mıydı?
Normal şartlarda basmazdı. O halde Hıristiyanları ürkütmeyecek, Müslümanları ve Yahudileri kafaya alacak yani bir taşla üç hatta çok daha fazla kuş vuracak bir hamle yapmalıydı.
Nasıl bir hamle mi? Gelecek bölümde inşallah.
Kardinal Arap Mahmuttan Hacı Wilhelme Gizli Müslümanlarımız 2 Bölüm başlıklı yazı Sami Biber tarafından
01.03.2026 tarihinde sitemize eklenmiştir.
Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu, kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.
İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz.
Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
- Yorumlar 8
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın.