Yarım Kalan Bir Dersin Ardından
Bir okulun sessizliği bazen en ağır sestir.
Tahtada yazılı kalan bir cümle, sıralarda unutulan bir kalem, kapının önünde biriken çiçekler… 
Hepsi aynı şeyi fısıldar:
 Bir şey eksildi.
Bir öğretmen sadece ders anlatan biri değildir. 
O, bir çocuğun karanlıkta yolunu bulmasına yardım eden ışıktır. 
Bazen bir tebessüm, bazen bir öğüt, bazen de sadece “Yapabilirsin.” diyen bir sestir. İşte o ses sustuğunda, sadece bir insan değil; nice hayal, nice umut da yara alır.
Bir anlık öfke, yılların emeğini silebilir mi?
Bir saniyelik karanlık, bir ömrün ışığını söndürebilir mi?
Evet, bedeni susturabilir. Ama öğrettiklerini susturamaz.
Çünkü öğretmenlik, tahtada kalmaz.
Öğretmenlik, kalpte devam eder.
Bugün bir sandalye boş olabilir.
Ama o sandalyeden yayılan iyilik, bir öğrencinin içinde filiz verebilir. Belki bir gün o öğrenci, şiddetin değil merhametin tarafında durmayı seçecek. İşte o zaman, yarım kalan ders aslında tamamlanmış olacak.
Kaybın acısı büyüktür.
Ama vicdan, daha büyüktür.
Ve biz, karanlığa rağmen ışığı seçtiğimiz sürece, hiçbir emek tamamen yok olmaz.
( Yarım Kalan Bir Dersin Ardından başlıklı yazı Melek (petunyam) tarafından 3.03.2026 tarihinde sitemize eklenmiştir. Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu , kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. )
Okuduğunuz Yazının Site Kurallarını İhlal Ettiğini Düşünüyorsanız, Site Yönetimine Bildirmek İçin Tıklayınız.
 

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu