Gara Garga Hayın Dilgi Ve Sincap Ailesi
Soğuk mu soğuk, ayaz mı ayaz bir gış mevsiminde gara garga, bembeyez garla
üzerinde yiyecek bi dene solcan bile bulamayıp aclıgtan nerdeyse gebereyazmış
idi ki son anda can havlıyla gendini Havana( Havva Ana ) abanın evindeki mıtfak camının önüne
addırıveedi. Başladı camı dıkırdatmaya.
-Huuuu. Havana aba. Hava ayaz mı ayaz. Ellerim ceplerimde. Bi türgü
dudduuruveemişim, duyuyon deel mi?
Havana aba bi daraftan mıtfakda zeytinyağlı
enginaa yapıveemegteydi, diğer darafdan gulaklarına daktığı gulaglıktan Özay Gönlüm’ün derlediği bir
Denizli türküsü
dinleyiveemekdeydi: ‘’ Hop diri diri dat diri dit diri dom ben yarimi seviyom.
Hop diri diri dat diri dit diri dom
ben yârimi seviyom.’’
Gara garga can havlıyla camı bi daha dıgladıveedi.
-Len Hanavana aba. Öleyon len açlıgtan. Şu mıtfagtan bi dilim peynir ver de aç
garnımı doyuruverem..
Gara garga camı ikinci defa dıgladıveence Havana aba görüvedi onu. Gulaglıkları
çıkarıvedi ve soodu?
-Ne deyon len gara cavır?
Gara garga tegrar ediveedi:
-Len az bi dıgım peynir ve sevabuna.
Havana aba öfkeyle bağırdı.
-Len gara gancık. Sen bileyon mu bi dıgım peynir dediğin gaç kilo sütten
yapılıyo? Ben o inegleri sağana gada gac dene inek yellenmesine gatlanıveryon?
De get hadı gafamı gızdırma benim.
Görünen oydu ki Havana aba peynir meynir veemeycekti. Gafayı çalışdırıveemek
ilazımdı. Hemen bi şeytanlık düşündü gara garga.
-Len Havana aba hele camı aç bak sene ne deycen? Çok önemli.
Havana aba öfkeyle pencereyi açdı.
-De bagalım neymiş önemli olan?
-Valla benden duymuş olma emme senin kümesin etrafında hayın dilgi dolanıp
duru.
‘’Dilgi’’ lafını duyan Havana abanın gözleri gocaman gocaman açıldı.
-Len gümesin etrafında dilgi dolanıp durusa bizim Garabaş ne halt ediyo? Niçin havlameyo bile.
Gara garga baktı işler sarpa sarıyo hemen bir yalan daha gıvırıveedi.
-Valla onu bunu bilmen Havana aba. Senin Garabaş kim bilir yine hangi gancık
itin peşinde. Ortalıkta görünmeyo.
Garabaş eski gulağı kesiklerden olduğu için namıssız, bir gancık it
görüvediğinde ipini, zincirini gırıp onun peşine düşeedi. Bunu sık sık
yapıveediğinden Havana aba ‘’ Anasını soyunu gıran götüresice dilki’’ deyip
duvardaki çifteydi gapıveediği gibi kümese doğru seğirdiveedi.
Havana abanın kümese doğru seğirdivediğini gören gara garga hemen açık
pencereden içeri dalıp mıftağa giriveedi ve buzdolabını acıp içinden bi galıp
peyniri gapıveediği gibi pırrr diye uçup ilerideki bir ceviz ağacının dalına
gonuveedi.
Bu arada essahtan da hayın dilgi kümesin yanına geliveemiş idi emme Havana
abanın elinde tüfegi görünce ‘’ Aman ooolum. Zemin kötü, gurtar kotu’’ diyerek
gaçmaya başladı.
Bir hayli goştuktan sonra nihayet nefes nefese gara garganın tünediği ceviz
ağacının altına gelveedi. İşte o anda geliveeemişdi gara garga da.
Hayın dilgi, gara garganın gagasında goca bir galıp peyniri görünce gözleri
ışıldadı. ‘’ Heh heh heeeee. Şu salağa bi La fon ten nımarası çekiverem de
tavık yiyemedik, bari peynir yiyelim’’ diye geçirdi aklından ve seslendi gara
gargaya.
-Len Hasba ( Hasibe ). Gıııızzzz. Bu ne gözellik böyle.
Gara garga ağzındaki peyniri bir dalın üzerine koyup cuvab veedi.
- Bene bag Salıf Emmi ( Salih Amca ) Ben senin bildiğin gargalardan değilim.
Asılmayalım lütfen.
Hayın dilgi sesini yumuşataragtan cuvap veedi.:
-Len ayıb ediyon. Ben bilmez miyin senin ne gada ehl-i namus bi garga olduğunu?
Valla asılmeyon. Emme gözele gözel demeg de suvapdır.
Gara garga, bir garga olsa da neticede iltifattan hangi garı hoşlanmaz ki. O da
nezaketle cuvap veedi.
-Mersi Salıf emmi. Çok mültefit oluveedim sözlerinden.
Tilgi içinden ‘’ Ohhh beee. Garıyı tava getiriveedik. Şimdi dalavereye devam
etmeli ‘’ dedikden sonra tekrar seslendi.
- Len Hasba, hele bene bir türkü çığırıvee de o gözel sesinle mest olam.
Gara garga tegrar öfgeleniveedi.
-Len goca bunak. Sene ne diye tüükü çığrıverecen? Bubam mısın, gocam mısın?
İşler yine sarpa sarıpduruudu. Hayın dilgi hemen sagsıyı çalışdırıveedi.
-Gız unuttun mu? Geçen yaz senin Ellez ( İlyas ) dedenle gaavede okey
oynamışdık ya. Ben senin dedenin yagın kankisiyin len. Benden udanmana sebep
yok. Hadi çığrıve bir türkü.
Gara garga ‘’Ey madem’’ dedi ve başladı çığırmeye.
‘’ Garabaş goyunumu güde güde getirdim (hopdeyyy)/Getirdim de gabardıcın (kaba
ardıcın) dibine yatırdım/Ayşem sağdı ben bakırı( Kova-bakraç) götürdüm./Ablası
gözel gendi garabaş koyunum
Çöz de al Mustavali( Mustafa Ali) çöz de al/Çöz de al Mustavali çöz de al.
Türkü gözel olmasına gözeldi emme bi deeslik(terslik) vaadı. Peynirin aşağı
düşmesi geregeyoodu emme ootada peynir meynir yoktu. Tabii yaaa. Peynir gara
garganın ağzındayken dürkü çığrıveemesi gerekiyodu ki aşaa düşsün. Yoksa bu bed
sesli garganın çığırtısını dinnemek değildi ki dilginin amacı.
Bir şeyler yapıp gara garganın peyniri gagaları arasına almasını ve o şekilde
türkü söylemesini sağlaması gerekiyoodu.
Gafasını yugarı galdırıp yine seslendi.
-Len Hasba…Gözel çığırdın emme bag ne deycen?
Gara garga merag ediveemişdi. Sordu:
-Len Salıf emmi. Emme de isteğin bitmedi ha. Bıragmadın şurada iki logma peynir
yiyem. De bagalım ne deyceseen.
Salıf Emmi..Pardon Hayın dilgi pis pis sırıttı.
-Gız Hasba. Gözel çığırıyon emme bu çığırmada hüner yog, marifet yog, sanat
yog.
Gara garga daha da meraglanmıştı. Giremi( Grammy) ödülü için ülke temsilcisi
olmeyi düşünüp duran birinin çığırmasında sanat yoktu ha?
-Allahh Allah. De bagalım sanat olmesi için ne yapmamız icap edipduruu?
Hayın dilgi cuvab veriveedii.
-Sanat olmesi için ağzında peynir vaaken söylemen gerekir.
Gara garga ‘’ Gak gag gak’’ güldü buna.
-Len Salıf Emmi, sen eyce gafayı yedin heral. Ülen Kürk Mantolu Madonna aazında peynirle mi aldı
giremi ödülünü? ( O da karıştırmıştı
pek çokları gibi
şarkıcı Madonna ile
Sabahattin Ali’nin Kürk
Mantolu Madonnasını )
Hayın dilgi hemen cuvabı yedişdiriveedi.
- Sen hiç görüpduruveemedin mi bizim aşıgları. Ne edip durula? Ağızlaaana doplu
iine dakıp öyle çığırmazla mı? Hatta buna ‘’ leb değmez ‘’ denmez mi? İşte
sanat deye buna derin ben. Haydi sen de yabıvee de görelim.
Gara garga yine gülüpduruveedi gak gak gakkk.
- Len Salıf Emmi. Ben aşıg mıyın?
Hayın dilgi, gara garganın zayıf tarafını yakaladığını umarak son bir hamle
daha yapıveedi..
-Gızım. Bene bag. Beni eyi dinle. Hindi ( şimdi) sen cavır diyarında dürkü
çığrıcen ya
-Eeeee?
-E si . Deyon ki şimdi orlerde şöyle damamen farklı bir şeyler yapveesen? O
dandik ( Otantik ) bir şeylee yanı… Mesela bizim leb değmezi cavırlara
danıdıveesen? Gafadan birinci olun mu, olman mı?
Gara garga ‘’ Ülen hariga bir fikir bu’’ dedikten sonra hayın dilginin bütün
ümitlerini yıkan bir laf ediveedi.
-Ben hemen gidip Havana aba’dan bir toplu iğne alıp çalışmalara başlayıverem.
Çok deşekkürlee Salıf Emmi.
Hain dilgi daha ‘’ Ülen dur, peynirle çalışsan da oluu’’ Diyemeden gara garga
uçup gitti. Adı gurnaza çıgıveemiş olen hayın dilgi ‘’ Öf ülen öfff. Netceez
şimdi? Hasba getti. Peynir dalda öylece durup duru. O peyniri ordan nasıl
indirceez’’ diye söylenmeye başladı.
Gara garga Giremi hayallarıyla Havana aba’dan bi dene doplu iine almag için
giddiğinde ve hayın dilgi gara gara o peyniri ağacdan nasıl indireceeni
düşünüüken ağacın govuğundan bir sincap cıkıveedi ve içerideki garısına sesleniveedi.
- Gız Keziban ! Eşkere çıg hele ( açığa
çık, kendini göster manasında )
Keziban cuvab veriveedi.
-Ne va len Durmuş
Alı?
-Dopla gız çocukları. Burda bi galıp beyaz peynir va. Yiyip garnımızı douruverelim
bi gözelce.
Keziban içeri sesleniveedi.
- Len Sülmen, Irmazan(Ramazan ) , Rauk ( Rauf), Zalha ( Zeliha), Hatmana (
Fatma Ana) Goşun len. Bubanız çığrıyo. Bi galıp beyaz peynir vaamış.
Kısaca o bi galıp beyaz peynir sincap ailesine nasip oluveedi.
********
Eeee gelelim gıssadan hisseye.
*Hiç bir zaman hayın dilgi gibi hıyanat yapmeyceen. Hiç gimseye hayınlık
düşünmeyceen.
*Ekmeeni gendin gazenecen. Muhannata muhtaç olmeyceen.
* Hiç bir zaman gara garga gibi ihtiraslı olmeyceen.
*Payleşmeyi bilceen.
*Olmeycek işle peşinde goşmeyceeen.
*Gocaman Irabbımdan ümidi kesmeyceen. Bu meselde de görüldüğü gibi Yüce Irabbım
sincaplara hiç beglemedikleri bir anda rızıglaanı gönderdi deel mi?
*La Fonten denen herife inanmeyceen. Ne vaasa bizim Türk hikayecilerinde
vaadır.
NOT: Karga ile Tilki masalı her ne kadar La Fontine masalı olarak bilinse de aslında M.Ö 620- 524 Yılları arasında antik Yunan’da yaşamış olan Filozof ve hikaye anlatıcısı Aisopos’a ( Esop ) ait bir masaldır.
- Yorumlar 5
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.