İçimde bir sokak var,
gecesi hiç bitmeyen,
lambaları senin gözlerinden ödünç alınmış gibi titrek,
adımlarım her defasında aynı kapıya çıkıyor
ama o kapının ardı,
her seferinde başka bir yalnızlık.
Bir ses var içimde,
senin adını söylemeden seni anlatan,
harfleri kırık,
anlamı ağır,
sustuğum her an biraz daha büyüyen.
Sanki kalbim,
kendi içinde yankılanan bir boşluğa dönüşmüş
ve her çarpışında
biraz daha sana benziyor.
Zamanı cebime koyup yürüdüm,
sokaklar uzadı, şehir eğildi,
dünya döndü belki
ama ben hep aynı anda kaldım,
senin dokunmadığın bir zamanın içinde.
Bir deniz düşündüm sonra,
dalgaları senin ses tonunda,
kıyısı hiç varılamayan.
Ne yüzebildim içine doğru
ne de vazgeçip geri dönebildim.
Her dalga,
beni biraz daha sana yaklaştırdı sandım,
oysa sadece derinleşti mesafe.
Gökyüzünü katladım bir gece,
yıldızları avucuma doldurdum,
ışık sandığım her şeyin
aslında senden arta kalan bir iz olduğunu fark ettim.
Karanlık bile
senin yokluğunla anlam kazandı.
Omuzlarımda bir mevsim taşıyorum şimdi,
ne tam kış, ne de bahar,
ikisi arasında sıkışmış bir rüzgâr gibi.
Esen her an
adını söylemeden seni çağırıyor.
Ve ben,
adını koyamadığım bu yerde,
ne kalabiliyorum tam
ne de gidebiliyorum.
Bir yol var önümde,
dönüşü olmayan,
ama varışı da tarif edilemeyen.
Belki de sen,
hiç ulaşılmaması gereken bir ihtimalsin
ama yine de
en çok inanılan.
(
Adını Koyamadığım Yer başlıklı yazı
basak--kaya tarafından
4.04.2026 tarihinde sitemize eklenmiştir. Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu , kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. )
Okuduğunuz Yazının Site Kurallarını İhlal Ettiğini Düşünüyorsanız, Site Yönetimine Bildirmek İçin Tıklayınız.