İyi bir insan olmanın bedelini hiç düşündünüz mü? Size yapılan haksızlıkları, işittiğiniz onca kırıcı sözü, alttan aldığınız insanları… Karşımızdaki insanlar çoğu zaman “Nasıl olsa yine affeder” rahatlığıyla davranıyor ve bizim gibi ince kalpli insanları incitmekten çekinmiyor. O zaman insan ister istemez kendine şu soruyu soruyor:
Daha ne kadar buna katlanabilirim?
Hatasız kul yoktur. Yedi yaşındaki bir çocuk da hata yapar, yetmiş yaşındaki bir insan da. Önemli olan hatalardan ders çıkarabilmek ve aynı yanlışları tekrar etmemektir. Fakat bazı insanlar affedileceğini bildiği için kırmaktan vazgeçmez. Küçücük kum taneleri gibi başlayan kırgınlıklar, zamanla içimizde koca dağlara dönüşür. İnsan bir gün artık tahammül edemediğinde ise karşısına şu cümle çıkar:
“Çok değiştin sen.”
Oysa değişen biz değiliz; birikenlerdir.
İnsanı en çok inciten şey ise verdiği değer ile gördüğü değer arasındaki uçurumdur. Bu fark, insanın kendini değersiz ve hatta saf hissetmesine bile neden olabilir. İşte iplerin koptuğu yer tam olarak burasıdır. Çünkü insan, kıyamet kopsa bile benliğini kolay kolay değiştiremez. Belki biraz zaman, belki yaşanmışlıklar şekillendirir onu. Sonra bir gün insanlar arkamızdan “Eskiden böyle değildi” der. Aslında sorun da budur: Eski hâlimizden şikâyet edenler, şimdi o eski hâlimizi özler olmuştur.
Şu dünyada kendimden bir tane daha olduğunu düşünmüyorum. Yaşadığım onca şeye rağmen değişemiyorum. Gerçi değişmek de istemiyorum. Acısıyla tatlısıyla karakterimin beni ben yaptığına inanıyorum. İnsanlar belki yine iyi niyetimi suistimal edecekler. Varsın etsinler. Çünkü iyi kalabilmek, değişmemekten değil; bilinçli bir şekilde aynı kalmayı seçmekten geçer.
Bazen iyi olmak kaybetmek gibi görünür. Susmak, alttan almak, affetmek zayıflık sanılır. Oysa bunlar insanın içindeki merhametin, sabrın ve vicdanın sessiz gücüdür. Herkes kırabilir; ama herkes kırmadan yaşayamaz. Bu yüzden iyi kalabilmek bir eksiklik değil, aksine bir direniştir.
Belki bir gün yorulacağız. Belki bazı insanları geride bırakacağız. Ama içimizdeki o temiz tarafı kaybetmediğimiz sürece kendimizi kaybetmeyeceğiz. Çünkü insanın asıl yenilgisi kırılması değil; kalbinin katılaşmasıdır.
Yazarın
Önceki Yazısı