Tema
Üye Ol Giriş Yap
Anasayfa Şiir Deneme Hikaye Makale Serbest Kürsü Yazarlar Forum Sohbet Online Üyeler
5 (1 oy)

Milyarlar İçinde Bir Kişi

   Dünyada, hatta belki de tüm evrende, her şeyin bir eşi olduğuna inanıyorum. Bir kuşun gökyüzündeki kanat çırpışında, denizin kıyıya vuran dalgalarında, gecenin karanlığını delen yıldız ışığında bile bir tamamlanmışlık hissi vardır. Bir çorabın diğer teki olmadan eksik kalması, bir ayakkabının yalnızca bir eşten ibaret olduğunda işlevini yitirmesi gibi insanlar da tek başlarına yaşasalar bile içlerinde daima bir eksiklik taşırlar. Belki nefes alırlar, çalışırlar, gülerler ve hayatlarına devam ederler. Ancak insan ruhunun en derinlerinde, tarif edilmesi güç bir yere ait olma arzusu vardır. Çünkü insan yalnızca yaşamak için yaratılmamıştır; aynı zamanda sevmek ve sevilmek için de vardır. Kalbin en büyük ihtiyacı, başka bir kalpte kendisine yer bulabilmektir.

  Hayatımıza birçok insan girer ve çıkar. Kimi birkaç günlüğüne uğrar, kimi yıllarca yanımızda kalır. Her gelen insanda biraz umut ararız. Bazen bir bakışta, bazen bir gülüşte, bazen de söylenen birkaç güzel sözde aradığımız kişiyi bulduğumuzu sanırız. Fakat zaman geçtikçe insanlar üzerlerindeki maskeleri birer birer çıkarırlar. İnsanların gerçek karakterleri çoğu zaman mutluluk anlarında değil; öfkelendiklerinde, kırıldıklarında ya da zor zamanlarla karşılaştıklarında ortaya çıkar. İşte o zaman anlarız. Bizi yarı yolda bırakanların aslında yol arkadaşımız olmadığını, sevgisini şartlara bağlayanların sevgisinin sandığımız kadar güçlü olmadığını görürüz. İlk başta canımız yanar. Kaybettiğimiz insana değil belki ama onunla kurduğumuz hayallere üzülürüz. Birlikte yaşanacağını düşündüğümüz güzel günlerin, zihnimizde kurduğumuz gelecek tasvirlerinin ardından yas tutarız. Ancak yıllar sonra dönüp baktığımızda fark ederiz ki bazı ayrılıklar aslında bir kayıp değil, bir kurtuluştur. Çünkü bazen bir insanın hayatımızdan gitmesi, kaderin bize sunduğu en büyük merhamettir.

  Bazı aşklar vardır; gerçekten de pamuk ipliğine bağlıdır. Her an kopabilecekmiş gibi görünürler ama bir şekilde ayakta kalmayı başarırlar. İlişkilerin de mevsimleri vardır aslında. Baharları vardır; her şeyin rengârenk olduğu, bir bakışın bile insanı mutlu etmeye yettiği günler...Yazları vardır; huzurun ve alışkanlığın sıcaklığıyla geçen zamanlar. Sonbaharları vardır; değişimin sessizce kapıyı araladığı dönemler. Ve kışları vardır; soğuğun, sessizliğin ve sınanmaların yaşandığı günler .Birçok insan ilişkilerin yalnızca baharını sever. Oysa gerçek sevgi, kış geldiğinde de yanında kalabilmektir. Fırtına çıktığında ilk kaçan değil, yağmurun altında beraber yürüyen olabilmektir. Çünkü sevginin değeri, her şey yolundayken değil; hiçbir şey yolunda değilken belli olur. Gerçek aşk, mutlu günlerde el ele tutuşmak değil; zor günlerde de o eli bırakmamaktır.

  İnsan hayatı boyunca kendisini anlayabilecek birini arar. Aynaya baktığında yüzünü görür ama ruhunu göremez. Belki de bu yüzden bir başkasında kendini bulmaya çalışır. Kendi korkularını anlayan, kendi mutluluklarına sevinen, kendi sessizliklerini okuyabilen bir insan ister yanında. Çünkü bazı insanlar vardır ki saatlerce konuşursunuz ama yine de anlaşıldığınızı hissedemezsiniz. Söyledikleriniz duyulur fakat hissedilmez. Bazıları ise tek bir bakışla içinizde kopan fırtınaları fark eder. Sormadan neye kırıldığınızı, anlatmadan neden sustuğunuzu anlayabilir. İşte ruh eşini diğer insanlardan ayıran şey de budur. Onun yanında kendinizi sürekli açıklamak zorunda kalmazsınız. Cümleleriniz eksik kalsa bile sizi anlamaya devam eder. Çünkü bazı bağlar kelimelerin ötesinde kurulur. Ruh eşleri birbirlerini kulaklarıyla değil, kalpleriyle dinlerler.

  Ruh eşi denildiğinde birçok insanın aklına kusursuz bir ilişki gelir. Oysa kusursuzluk yalnızca masallarda vardır. Gerçek hayatta herkesin yaraları, korkuları, eksiklikleri ve hataları vardır. Hiç kimse tamamen tamamlanmış değildir. Ruh eşi olmak da aslında kusursuz iki insanın bir araya gelmesi değildir. Aksine birbirinin kusurlarını gören ama yine de kalmayı seçen iki insanın hikâyesidir. Bir insanın tüm zayıflıklarını bilip onu sevmeye devam etmek kolay değildir. Çünkü sevgi, güzel günlerde söylenen romantik sözlerden çok daha fazlasıdır.

  Sevgi bazen sabretmektir. Bazen anlamaya çalışmaktır. Bazen de hiçbir şey düzelmeyecek gibi görünürken bile vazgeçmemektir. Karşındaki insanın yaralarına rağmen ona sarılabilmek, onun yüklerini paylaşabilmek ve birlikte iyileşmeye çalışabilmektir. Belki de bu yüzden ruh eşini bulmak, hayatın insana verebileceği en büyük hediyelerden biridir. Milyarlarca insanın yaşadığı bir dünyada, tam da seni anlayabilecek bir kalbe rastlamak mucizeye benzer. Kalabalıklar arasında kendine ait bir ses bulmak, herkesin içinde yalnızca bir kişiye ait hissedebilmek kolay değildir. Ve o insanı bulduğunda hayat bir anda mükemmel olmaz. Sorunlar yine olur. Tartışmalar yaşanır. Yorulduğun günler gelir. Fakat bütün bunların arasında değişmeyen tek bir şey vardır: Gitmek yerine kalmayı seçen bir insanın varlığı.

  İnsan ömrü boyunca birçok kapıdan geçebilir, birçok insanla tanışabilir. Ancak bazı insanlar vardır ki onların yanında zaman farklı akar. Sessizlik rahatsız etmez. Mesafeler korkutmaz. Günler geçse bile bağ eksilmez. Çünkü bazı insanlar tesadüfen hayatımıza girmezler; sanki yıllardır eksik kalan bir parçayı tamamlamak için gelirler. Belki de ruh eşini bulmak tam olarak budur. Bir gün bir insanın gözlerinin içine baktığında, uzun zamandır aradığın o hissi bulabilmek... Yıllardır süren yolculuğun sonunda eve dönmüş gibi hissetmek... Ve tüm karmaşanın içinde ilk kez gerçekten huzurlu olabilmek...Çünkü bazı insanlar hayatımıza misafir olarak gelmez; onlar, ruhumuzun yıllardır özlemini çektiği eve dönüşün ta kendisidir.

Sitede Önceki / Sonraki
Yazarın Önceki / Sonraki
Oylama
5 (1 oy)
  • Yorumlar 2
  • Yorum Yaz
  • Tebrikler
  • Beğenenler
  • Popüler Yazıları
Yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın.

edebiyatevi.com

Milyarlar İçinde Bir Kişi

zeynep-yerdelen zeynep-yerdelen