Akmeşe Yollarında Bir Ermeni Meselesi Hikayesi 3 Bölüm
AKMEŞE YOLLARINDA /
BİR ERMENİ MESELESİ HİKAYESİ -3. BÖLÜM-
Yıl 1989
Aylardan Eylül.
Bindiğim minibüsün camına kafamı dayamış,
bir taraftan bu yemyeşil doğayı
seyrederken bir taraftan da güzel
bir İzmit ( Kocaeli ) Türküsü
dinliyorum.
Bizim evin yanına
Perde ördüm camına
Eğer beni sevmezsen
Güzel yârim yürü
Yazık senin şanına
Sevdiğim yürü
AKMEŞE Yollarında sevdiğim yürü.
*****
Evet, ben de aynen türküdeki
gibi Akmeşe yollarında
yürüyecektim. Ama asıl işim yürümek
değildi elbette.
Hem bir
dakika yahu; Akmeşe
de neresiydi ve
benim ne işim
vardı Akmeşe’de?
Yaklaşın anlatayım.
******
1989’da Tayinim Batman
Lisesinden Kocaeli Anadolu
Lisesine çıkmıştı. Batman’daki bir
dostumuz da ‘’ Benim
Yarımca’da bir evim
var, boş. Orayı tutabilirsiniz. Senin okula yakın ’’ deyince biz
görmeden bu evi tuttuk,
sonra oraya taşındık ve
nihayet ben Kocaeli Anadolu
Lisesine gittim göreve
başlamak için.
Gitmesine gittim ama al
sana şok: Okulun Müdürü ‘’ Hocam, Milli
Eğitim Müdürlüğü seni
Akmeşe Yatılı İlköğretim Bölge Okuluna geçici
görevle görevlendirdi. ‘’ Deyince
‘ Hay o Milli
Eğitim Müdürlüğünün de onun
geçici görevlendirmesinin de …’’
desem de Akmeşe’ye gitmekten
başka çarem yoktu.
O öfkeyle unutmuşum ‘’
Akmeşe’ye nasıl gidilir ?’’
Diye sormayı.
Neyse soruyorum artık
önüme gelen herkese ‘’ Akmeşe’ye nasıl
gidilir?’’
Haydaaaa. Yahu bir Allah’ın kulu da bilse
ya. Sorduğum hiç kimse
Akmeşe diye bir
yerin varlığından haberdar değil.
Neyse, bayağı yaşlı
bir adam biliyormuş, tarif
etti. Ama sıkı sıkı da tembihledi. ‘’ Aman dikkat et de
Akmeşe minibüsleri yerine
Sarımeşe minibüslerine binme.’’
Meğer bir de Sarımeşe varmış.
Neyse buldum sonunda Akmeşe minibüslerinin kalktığı yeri
ve şoföre sordum:
-Akmeşe’ye mi gidiyor?
-Evet. Et yemeye mi? [ Sonradan anladım
ki bilen İzmitliler
Akmeşe’ye et yemeye gelirlermiş. Ama Allah
için nefis olurdu Akmeşe’nin
Izgarası ]
-Anlamadım. Ne eti?
-Hımmmm Yabancısın galiba?
-Evet yabancıyım ama sanırım
yerli olacağım.
-Nasıl olacak o? Bizim
köyden kız mı
alacaksın?
-Yok.. Evliyim ben. Sizin
köye öğretmen olarak
atandım.
- Evli olduğun iyiymiş
-Neden?
-İyi kötü anlarsın
bebek bakımından.
-Bebek bakımı mı? Anlamadım. Ne alaka?
- Gittiğinde ve özellikle nöbetçi
olduğunda altı- yedi yaşında bir bebe ‘’
Öğyetmeniiiim, altıma çişimi
yaptım’’ diye sırılsıklam
ağlayarak pantolonunun paçalarına
yapışırsa görürsün ne alaka
olduğunu haa ha
haaaa.
Kafam almadı altı-yedi yaşında bir bebenin
yatılı okuyor olmasını. Yatılı okul gördüğüm
mü vardı ki?
-Sanırım ciddisin. Altı- yedi yaşındaki bebeler yatılı
okuyor yani?
-Hocam ! Dedim ya gittiğinde
görürsün nasılsa. Fazla
merak etme.
Yola koyulduk. Bana
göre git git bitmez bir yoldu.
Karaabdülbaki( Akmeşeliler ‘’ Karabat’’
derlerdi ), Sapakpınar( Buna da ‘’ Pazarlı ‘’ Derlerdi. ) derken Akmeşe tabelasını gördüm.
Şoför bana döndü.
-Yaklaştık hocam. Beş dakikaya kalmaz Akmeşe’deyiz.
Evet, oldukça yaklaşmıştık.
Heyecanla sordum.
-Şoför bey ! Şu
köyün adeta ortasındaki
koskocaman sarı bina
ne? Okul orası mı?
-Hocam ! Orası Türkiye’deki
ilk ve tek
Ermeni Papaz okuludur.
-Ermeni Papazı okulu
mu? Hem de Türkiye’de ilk
ve tek . O geçmişine yandığımın Milli Eğitim
Müdürlüğü, Yatılı Bölge Okulu
diye beni bir Ermeni Okuluna
mı postaladı yani?
-Haa haaa haaaaa.
Neredeyse saldıracağım şoföre ‘’ Ne
gülüyorsun lan gıcık
herif? ’’ diye ama yolcular
da karınlarını tutarak
gülüyorlar.
Allah’ım, Ya Rabbim
tam anlamıyla ‘’ Bindik
bir alamete, gidiyorum kıyamete ‘’
Bir kaç saniye
sonra tam da o
kıyametin ortasında olacağım.
Kıyametle en tezat olan durum ise
Akmeşe’nin adeta cennetten bir köşe olmasıydı.
Sonra?
Sonrası yarın
- Yorumlar 6
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.