Akmeşe Yollarında Bir Ermeni Meselesi Hikayesi 7 Bölüm
AKMEŞE
YOLLARINDA / BİR ERMENİ MESELESİ
HİKAYESİ -7. BÖLÜM-
Bu bölüm
biraz uzun olacak.
Hakkınızı helal edin.
*******
Biz neden kendimiz
anlatmıyor ya da
anlatamıyorduk, buna mukabil
Ermeniler bu konuda
çok başarılılardı?
Geçen bölümde sorumuz buydu,
kaldığımız yerden devam
edelim:
4- Hem Türk’sünüz hem de
dünya çapında ünlü
bir yazar olmak
istiyorsunuz. İşte bu, iki
cihan bir araya
gelse mümkün değildir.
Ayrıca herkesin size çağdaş,
aydın, entelektüel, hümanist,
demokratik, laik, insan haklarına
saygılı, sosyal hukuk…
(Pardon daldım yine.) Demesini, istiyorsanız bir bedeli var.
Öyle beleş olmuyor
bu işler.
Ne yapmanız gerekiyor
madde madde yazarım da zaten
sizler de bilirsiniz
ama siyaset yapmış
oluruz yazarsak. O
halde sadece bir tanesini
yazalım.
‘’ Türk Milleti olarak
Ermenilere karşı çok acımasız
bir soykırım uyguladık. ‘’ Deyin, her fırsatta,
her vesileyle ülkeniz
aleyhine bir şeyler
yumurtlayın, bakın şan,
şöhret, para hatta Oscar
Ödülleri nasıl geliyor.
Yazdığımız kitapların yok satması,
yaptığınız müziklerin hit
olması, filmlerinizin gişe
rekorları kırması için
satılık bir ruha
sahip olmanız yeterli
Eee Amerikalısı, İngiliz’i, Fransız’ı, Alman’ı, Rus’u,
İtalyan’ı, Avusturyalısı bu ülkede İstanbul’dan Erzurum’a, Amasya’dan
Tarsus’a her köşeye
bir sürü okulu
neden açtı taaa 1800’lü
yıllardan beri? O satılık
ruhlu insanları yetiştirmek
için değil miydi?
[ 1900 Senesi itibariyle sadece ABD’nin 400 misyoner
okulu vardı Osmanlı
topraklarında .]
Velhasılıkelam Ermenilerin hiç bir zaman ‘’
Türk Soykırımı ‘’ Diyen
bir Ermenileri olmadı
ama Biz Türklerin ‘’ Ermeni Soykırımı ‘’ Diyen bir
sürü Türk'ü vardı.
Mesela Tamer Akçam gibi, Hasan
Cemal gibi, Orhan Pamuk gibi,
Elif Şafak gibi,
Baskın Oran gibi..Ve daha pek
çok yazarları vardı. Hatta
Nobel ödüllü Orhan
Pamuk’ları bile vardı. [ 6-7-8 No’lu
resimde sadece üç örnek
verdim]
İşin trajikomik tarafı Hasan
Cemal, 21 Temmuz 1922’de Tiflis’te
bir Ermeni Militan tarafından öldürülen Cemal Paşa’nın
torunudur. Öyle dededen böyle
torun ?
Onların Canan Kaftancıoğlu gibi(4 Nolu
resim ) , Şafak Pavey gibi, Sezgin
Tanrıkulu gibi, anası Kürt,
Babası Ermeni olan Sırrı
Sakık gibi(5 No’lu Fotoğraf), TBMM
Kürsüsünde ‘’Soykırımla yüzleşin,
soykırımı tanıyın diyebilen Garo
Palyan gibi Milletvekilleri, siyasileri
vardı. Bizim Ermenistan
edebiyatında, sanatında, siyasetinde ‘’ Türk
soykırımı ile yüzleşin,
tanıyın ‘’ Diyebilecek bir
tane bile Ermeni’miz
yoktu.
Onların bugün Türkiye’de
toplam sayıları 30.000
olduğu halde Hırant Dink
cinayeti üzerine hepsi Ermeni
olabilen yüzbinlerce Türk’ü(!) vardı
ama bizim daha
önce Ermeni Asala terör
örgütü tarafından katledilen
diplomatlarımız için şöyle bir elin
parmakları kadar bile
olsa razı olacağım hepsi
Türk olan Ermeni’miz hiç
olmadı.
5- 1998 veya 1999 Yılıydı.
Sandıklı İmam- Hatip
Lisesinde gece pansiyon
nöbetçisiyim.
Öğrenciler akşam etüdü yapmak
istemiyorlar ve bunu söyleyebilecekleri tek
öğretmen benim.
Aşağı yukarı her akşam
okula gelip öğretmen
arkadaşlarla satranç oynayan
okul müdürümüz o gece
de okulda.
Hemen yanına gittim. ‘’ Hocam, çocuklar..’’ Der demez ayağa
kalktı.
-Olmaz Sami Bey.
O etüd yapılacak.
Sizin yüzünüzden etüd
yapamaz olduk yahu. Sizi
severim ama bu
müsamahalı tutumunuz yüzünden
külahları değiştireceğiz.
-Ama müdürüm bu
sefer durum farklı. TV-2’de Ermeni meselesi ile
ilgili bir belgesel
var. Onu seyrettireceğim. Bir nevi
ders yani.
-Hımmm tamam. Şimdi
oldu.
Öğrencilerin yanına indim
ve müjdeyi verdim. Etüd yapılmayacaktı o
akşam.
Hepsi birden ‘’
oleyyyy ‘’ diye
sevinç naraları atınca
bastım fırçayı.
-Ulan oğlum, sizler
yarınlarımızın imamları olacaksınız.
Oley ne lan eşşek
sıpası yavrularım benim.
-Hocam biz sevinçten
ne dediğimizin farkında mıyız?
Beş dakika geçmeden
bahsini ettiğim belgesel başladı. Baktım, ben bunu daha
önce seyretmişim. O
halde karşı binaya geçip
- bir halt anlamasam da – Müdür
Bey ile
muavini arasındaki satranç
karşılaşmasına salça olabilirdim
ya da seyirci pozisyonundaki arkadaşlarla
geyik muhabbeti yapabilirdim.
‘’ Çocuklar ben çıkıyorum. Sakın ola
gözünüzü ve kulağınızı
televizyondan bir saniye bile
ayırmayın.’’ Dedim, dışarı kaçışları önlemek için
kapıyı üzerlerine kilitleyip çıktım.
15- 20 dakika sonra
içime bir huzursuzluk çöktü. ‘’Gideyim şu çocuklara bakayım ‘’ dedim ve karşı
binaya yöneldim.
Hayret ve kıyamet alameti. Çocukların
olduğu binadan çıt çıkmıyordu.
‘’Allah Allah. Yahu televizyonu da mı kapattılar bunlar? Televizyonun
sesi de gelmiyor.’’
Anahtarla kapıyı açıp içeri daldım. O da ne ?Çocuklar aynen emrettiğim gibi
gözlerini televizyona dikmişler ve
nefes bile almadan seyrediyorlar: Bizim Türk Michael Douglas,
Ermeni Sharon Stone’u almış
altına. Masum bir Ermeni’nin ırzına geçiyor ama
Sharon hiç de halinden şikayetçi
değil.
Yani bizim geleceğin imamları,
müftüleri ‘’ Ermeni meselesi ‘’ Belgeseli yerine tv’de bir başka kanalda o gün yayınlanan bir seks filmi, ‘’ Temel
İçgüdü’yü seyrediyor.
Ermeni meselesi ile
ilgili bir belgeseli seyretmeyi
ya da üç satır yazıyı okumayı
külfet görenler mi kazanır yoksa 24 Nisanlarda dünyanın her
yerinde davalarını böyle canla
başla savunan Ermeni gençleri
mi? ( 1 ve 2No’lu fotoğraflarda
görüldüğü gibi. Hele bir de onların
3 N’lu resimde olduğu
gibi Türk yoldaşları
varsa? )
*6-Biz , bizim olana sahip
çıkmıyoruz maalesef.
Mesela fotoğraftaki Beykoz
İshak Ağa çeşmesi ( 9 No’lu fotoğraf )
O güzelim tarihi eserin
bugün ucube bir
şeye dönüşmesine tepki
veren tek kişi
kim biliyor musunuz?
Bir Müslüman Türk değil.
Bir Türk aydını, sanatçısı da değil.( Bizdeki aydınlar o
tür konulara kördürler. ) Kim peki?
Bir önceki bölümde
adını zikrettiğim Ira Tzourou.
Aynen şöyle yazmış:
‘’Beykoz Üç İshak Ağa çeşmesi (Beykoz Yalıköy Camii’nin kıble duvarına bitişik
)’’
‘Sütun çeşme’ formu
yok edilmiş’’
“Sâhibu’l-hayrât
ve’l-hasenât Es-Seyyid İshak Ağa Voyvada-i Galata” yazılı olan tarihi kitabenin
akıbeti meçhul.’’
‘’Hiç ellemeseydiniz bi 200 sene daha ömrü vardı…’’
O değil de biz o çok
sevdiğimiz, çok öğündüğümüz
Osmanlı’nın kullandığı yazıyı
da bilmiyoruz ama
Ermeni’yle evli bir
Rum kızı olan Ira biliyor
iyi mi?
*7- Efendim, ben bu yazı dizisini
face bookta da yayınlıyorum.
Öyle olunca da özelden soruyorlar:
Hocam:
*Narin Güran ve onu
katledenler,
*Dedesinin cinsel tecavüzü sonucunda
öldürülen 3.5 yaşındaki Müslime Yığal ve
katili olan dede,
*Üvey Babası tarafından tecavüz edildikten
sonra öldürülen Sıla
Bebek ve üvey babası,
*Tecavüz edildikten sonra
elleri kesilen, cesedi yakılan Özgecan Aslan ve katili olan
sapık,
* Cem Garipoğlu denen sapık ve parça
parça ettiği Münevver Karabulut,
*Mattia Ahmet Minguzzi’yi öldüren sapık
çocuklar ve Mattia Ahmet,
*On bir Yaşındaki Yiğitcan’ın bisikletinin
frenlerini kesip onun
ölümüne sebep olan
katil ruhlu çocuklar ve
Yiğitcan,
*Okul basıp biri öğretmen sekizi öğrenci,
dokuz kişiyi katleden on dört yaşındaki
İsa Mersinli ve katlettiği öğretmen,
hepsi de çocuk olan öğrenciler,
ve daha niceleri, binlercesi,
on binlercesi…Yani özetle Türkler… Diyorlar ve soruyorlar:
‘’Türk, kendi kanından, kendi dilinden, kendi
dininden, kendi milletinden
insanları böyle vahşice, hunharca,
canavarca öldürebiliyorsa, Ermeni’ye
neler yapmaz? ‘’
İşte bu
soruya cevap veremiyorum.
Ya da ‘’ Münferit hadiseler bütün
Türk Milletine teşmil edilemez.’’
Diyorum ama inandırıcı
olamadığımın da farkındayım.
*****
Hay Allah. Akmeşe tarihinden de bahsedecektim oysa. Ah
ben ahhh. Gaza basınca freni unutuyorum.
Gelecek bölümde tekrar Akmeşe’ye
döneceğim: Söz.
Anlatacak daha çok şey var
çünkü.
- Yorumlar 12
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.