Ve Evet Yazar Unuttu Ağlamayı
Sözcükler cürüm işlemekte belli ki
her biri sonsuzluğun müridi.
Ünlemse hayli uzak ayraçtan ama
sözcüklere alabildiğine yakın ve soruların sarmalında değil hayretin
kıvılcımlarında yanan bir asilzade adeta.
Mevsim hırpani geçişlerin
algoritmasında saklı.
Rüzgâr ise kaskatı kesilmiş.
Mayıs hayli süklüm püklüm ve burnunu
çekmekte belli ki ayazda kalmış gecenin yarısı ve afaki bulutlar töhmet
altında.
Ya, yazana ne demeli?
Ne muhalif ne yandaş.
Sözcüklerle kurulu o istişare ve
ihbar ediyor hem kendini hem şatafatlı mevsimi.
Göğsünde broş yok çünkü eski
zamanların kadını değil o; gel gör ki: zamandan da ayrı düşmüş varsa yoksa
yirminci yüzyılın dervişi.
Yazdıkları kendinden parça.
Ne pohpohlayan var ne de eleştiren ve
işte şimdi aldı gardını:
Hurra sevinçler.
Hurra duygular.
Dün değil gün de değil yarın hiç
değil:
Yankısı duyulmayan sesinde ötüşen
çengi:
Yergisiz yolsuz kalmış hiç değil:
Ve sözcüklerden ördüğü o kalın duvar
gel gör ki ses de geçiyor duygu da ve yalpalayan kaleminin izinden ayrı
düşmemeli.
Bir çekince belki de seğiren
gözlerinden düşmeyen damlaların rüzgârı ve evet, yazar unuttu ağlamayı unuttu
dünü umudu baki gönlü ise bir vaveyla adeta.
Sevmekle ilintili tüm hadise ama önce
kendini ve işte ancak şimdi geldi sıra kendini çok sevmeye: meylettiği o
yabancı değil artık firar eden dün değil artık fidan misali yüreğin serpintisi
ve tozu dumana kattığı kadar mutlu ve umarsız.
Renkler cürüm işlemekte.
Muhbir imgeler ise çanak tutmakta
sözcüklere.
Bir şiir örmeli ve hicivden de öte
lirik olmalı dizeler gel gör ki uğradığı ihanet sonrası mümkün mü yeniden âşık
olabilmesi?
Göğün kırpıntıları.
Lalden bulutlar.
Yüreğin sekantı.
Huzurdan yana bekleyiş.
Hükmüne binaen Rabbin ve yüzü suyuna
hürmeten sevginin ve işte konuşlu olduğu adalet ve sistem, nemalandığı düzen ve
yasalar…
Direnci katıksız.
Ruhu emsalsiz.
Geviş getiren değil yüreği bilakis
coşkuyla atan.
Atandığı o yüce meclis ve işte ihbar
ediyor dostunu düşmanını ikaz ederken iç sesi ve işte itiraf ediyor
yörüngesini.
Bir rakkase adeta ruhun çöreklendiği.
Bir diyaliz makinesi belki de
sözcüklerin girişkenliği.
Sonsuzluğa biat sözcüklere duyduğu
itibar ve öncesiz duyguların sonrası.
Duyan duymayan söylemesin de varsa
merak eden çeksin kulağını kalemin ve ikaz etsin yazarı, ilhamın uçuşan
perdelerinden sızan ışığa da gülüm/semeyi ihmal etmeden.
- Yorumlar 1
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.