Aynadaki Göçmen
Nasıl özlemişim bir bilsen...
Göğsümün sol çekmecesindeki o eski, telaşsız çırağı.
Hani şu çayın demlenmesini sabırla bekleyen,
Dünyanın gürültüsüne kırılıp da küsmeyen,
Kendi omzunu kendi okşayan o adamı.
Şimdi aynalar, unuttuğum bir dilde fısıldıyor adımı,
Mutfakta yalnız kalmış bir çay bardağı gibi lekeli ve mahzun,
İçimdeki o çocukluk kokan evi nasıl özlemişim bir bilsen.
Büyüdükçe eksiliyormuş meğer insanın kendi kalabalığı,
Ceketimin astarlarında kaybolmuş o eski, saf neşe.
Tezgâhta unuttuğum yarım yamalak hayaller,
Ve her rüzgârda sallanan o eski, kırılgan hevesler...
Şimdi bir yabancı gibi izliyorum sokaktaki gölgemi,
Sanki bir başkasının paltosunu giymişim gibi eğreti,
Kendime sarılmayı, kendime "geçti" demeyi özlemişim.
Ah Didem, hüzün de yakışmıyor artık bu yorgun gövdeye,
Yine de insan en çok kendinden sürgün düşüyormuş meğer.
Tuzlukla biberliğin arasındaki o görünmez mesafe kadar uzağım şimdi,
O eski, kederi bile incelikle taşıyan adamdan.
Şimdi toplasalar da bütün kırıklarımı bir araya,
Eksik kalıyor o eski resmin en canhıraş manzarası.
Ben en çok, henüz acıyla tanışmamış o kendimi özlemişim.
Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler
- Yorumlar 1
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.