Ruhun İkiz Aynası Dostluk
İnsan, hayat yolculuğuna tek başına çıksa da varoluşunu ancak bir başka insanla kurduğu samimi bağlar üzerinden anlamlandırabilir. Bu bağların en köklü, en karşılıksız ve en saf olanı hiç şüphesiz dostluktur. Dostluk; sıradan bir arkadaşlıktan ya da sosyal bir mecburiyetten öte, iki ayrı ruhun aynı frekansta titreşmesi, sözlerin ötesinde bir anlayışla birbirine tebessüm edebilmesidir. Sıradan ilişkiler mesafelerle, zamanla ya da çıkar çatışmalarıyla aşınabilirken; gerçek bir dostluk, zamanın ve imtiyazların yıpratamadığı nadir değerlerden biridir.
Gerçek bir dostluğun mimarisi, karşılıklı güven, samimiyet ve kabul üzerine inşa edilir. Dost, insanın kendisini olduğu gibi, hiçbir maske takmadan, hiç çekinmeden açabildiği güvenli bir limandır. İnsanın zayıflıklarını, hatalarını ve yaralarını çekinmeden ortaya koyabildiği; yargılanma korkusu duymadan içini dökebildiği tek yer bir dostun huzurudur. Bu huzur ortamı, sadece güzel zamanları paylaşmakla yetinmez; hayatın sunduğu derin yalnızlık hissini de bertaraf eder.
Ancak dostluğun gerçek özü ve terazisi, hayatın güneşli günlerinde değil, fırtınalı ve karanlık zamanlarında ortaya çıkar. Herkesin yanınızda olduğu, kahkahaların yükseldiği, başarının ve neşenin kutlandığı iyi günler, dostluk maskesi takmış kalabalıklarla doludur. Oysa hayat her zaman aydınlık yüzünü göstermez; insan kimi zaman bozguna uğrar, düşer, kaybetmenin ya da acının ağır yükü altında ezilir. İşte "dost" denilen o yüce varlık, tam da herkesin birer birer uzaklaştığı, fırtınanın en sert estiği o anlarda belirir. Dostluk, iyi günde bir neşe kaynağı ama en çok da kötü günde bir sığınak ve omuz olabilmektir.
Bu yaşıma kadar onlarca insan hayatımdan geldi geçti. Hatta bazılarına dostum dediğim oldu. Ama hiçbir şey göründüğü gibi değil maalesef. Dostum dediğim insanlardan kaba tabirle kazık yemenin verdiği acı kendi adıma hiçbir şeyle kıyas kabul etmez. Bu durum çok fazla başıma geldiği için tecrübe kelimesinin bende bir karşılığı yok. Hasılı İnsanın bir tane dostu olsun; fırtına koptuğunda sığınacağı tek bir limanı, susarken bile anlatabileceği bir tek canı olsun yeter.
Yılmaz KURUCAN / 11.08.2026
Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler
- Yorumlar 2
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.