Tema
Üye Ol Giriş Yap
Anasayfa Şiir Deneme Hikaye Makale Serbest Kürsü Yazarlar Forum AtışmaYENİ Online Üyeler
(0 oy)

Sevgili Babacığım



‘’Sana, durup dururken yazmak zorunda kalmasaydım. Bütün meselelerden kaçtığım gibi uzaklaşmasaydım senden de.

Mutlak bir yalnızlığa mahkûm edildim. ‘’(Oğuz Atay)



Kendimi ve ilham perimi ararken rast geldiğim bu üç cümle, merhum Oğuz Atay’ın kaleminden nükseden en azından yazmak için bir sebep ve duygu bütünlüğü ararken sanırım an itibari ile beni bana sunmakta.

Yalnızlık tuhaf ve devasa bir iklim içinde diğer tüm iklimlerin sürekli biçim ve şerit değiştirdiği.

Uykudan dahi feragat edebilirken insan ya da uyku tam anlamıyla firari olduğunda.

Renklerim meçhul, sevgili babacığım öncem hayli pembe ve saygınken tüm azman renklerin hürriyetini kalemimle ve tüm benliğimle çaldığımı itiraf ediyorum sana, sözüm ona bu çok anlamlı ve özel bir günde.

Ne salakça bir arayış bir davranış benimki!

Her nedense her babalar gününde otomatiğe bağlanmış bir saat alarmı gibi gidip de aynı mağazadan sana aynı hediyeleri almam ve senin bunu mutlulukla karşılaman.

Adı da kokusu da daha dün gibi sana aldığım parfümün tek değişen fiyat etiketi ki zaten benim cebimden çıkan bir para değilken de senin bana verdiğin harçlığın.

Günler uyumlu imiş bir zamanlar hatta ben bile uyumlu imişim: afyon içmiş bir müptela gibi.

Tüm özel günler tüm özel insanlar ve yalnız bir çocuk olmama rağmen asla yalnız kalmadığım.

Renkler de insanlar da biçim değiştirmişken hep aynı şeyi yapıp kendimi sorguluyor ve suçluyorum hata bende mi diye ve artık cevabından adım gibi eminim:

Ne hatası?

Sen tüm yüreğinle sev insanları sonra yüreğinin yerinden yeller essin.

El de girdi mi işin içine en yakının bile sana düşman kesildiği.

Senin bilmediğin çok şey var, sevgili babacığım ve annemin bilfiil yaşadığı mademki annem an itibari ile yanında biliyorum ki sen de olan bitenden haberdarsın.

Detaylar bende kalsın zaten Sağır Sultan bile duymuşken:

Eh, ne yapayım hayli patavatsız ve çalçene olduğum için yedi düvelle paylaştım yaşadığım sıkıntıları onlar da kendi eşrafı ile paylaştı sonuç itibari ile pek de göğsümü gerebileceğim bir mevzuu değil bunlar ama benim ne suçum var ne de bir payım.

Gönlümün ortasına yuva yapmış kırlangıç ailesi ah, keşke o meşhur Yaren Leylek de eşlik etseydi onlara ve bana senden sizden haberler taşısaydı zaten bir önemi de kalmadı çünkü neler olup bitiyor hepsinin ayırdındayım.

Özel bir gün!

Haydi, bayanlar baylar açın kesenizin ağzını!

Artık bir babaya böyle özel bir günde pırlanta hediyeler alınabilecek bir çağda isek eğer ki demek k bizler çoktan şah iken şahbaz olmuşuz.

Yollar tıklım tıklım malum ve de alışveriş merkezleri cesaretin varsa çık dışarı ve boy ölçüş, tüm insanlarla ve bir emeklinin aylık maaşının kaç katı ise alınan hediyeler kolaysa tek kelime et de al boyunun ölçüsünü.

Neymiş, efendim?

Uyum.

Oh, ne ala, yaşasın ki uyumsuzum ben yaşasın ki uyduruk hediyelerle mutlu olabilen bir neslin çocuklarındanım.

Ne öykünürüm başkalarına ne de yiğidi öldürmeyip hakkını mı vermem?

Ölüm çıksın ki bu özel günlerden nefret ediyorum belki de özel bir insan olmadığım için ya da tam tersi!

Özel ve de özgün bir de özgürlüğü kattık mı işin içine alın işte, bendeniz!

Özgürlüğümü zehir zıkkım etmişken kâfir dünya ben nasıl öldürmem yüreğime takılı prangalardan nasıl kurtulmam?

Zaten her insan biricik denmiş, saygın psikoloji biliminde varsa gücünüz aksini iddia edin sonra da sizi deli diye içeri tıksınlar.

Tıka basa doysa da insanoğlu geçmeyen bir açlığı var ne yazık ki ve de bu her yaştan insana çocuklara dahi sirayet edebilmekte.

Gönlümün kopan kopçası.

Kaybettiğim zaman.

Sökülen yüreğim tam da yerinden.

İçine düştüğüm kör kuyu.

Ve her şeye rağmen ayaktayım ve başım dik ve kendinden emin.

Sadece arayışımın sonlanmadığı bir hayatın bilmem kaçıncı evresinde bilmem kaçıncı şiir yazacağımı da bilmezken ve bilmediklerinden dolayı da çok mutlu iken.

Ne tuhaf oysa!

Bilgi bir hazine iken bildiğim şeylerin aslında yalan olduğunu ve bilmediğim kişilerce hedef tahtasına serildiğimi çok yeni fark ettim ki…

Bildiklerim bana zaten kıymet veriyor, diye bilmişken ve işte alın size:

Bildiklerim bilmediklerime caka satarken ve bilindik ne varsa çöpe giden öyle ki çöp kovasını boşaltana değin de anam ağladı, desem yeridir zaten zavallı kadın bir ömür yaşlarını bizler için dökmedi mi?

Ön sözü ararken yazımın sonuna geldim ansızın hem de fark edemediğim ne varsa yazarken farkına vardığım hep de olduğu üzere ne de olsa kalemim kendi içime tuttuğum eşsiz bir ayna.

Ruhumun çapağından da eser kalmadığı.

Ve işte özel bir günü bu sefil satırlarda kutluyorum ve özel olduğumu hissettiren kimselerin de kalmadığı bir çağda belki de ruhumun açlığını b/astırıyorum yaza yaza düşüne düşüne en azından düşünmeye cesaret edemediğim ne varsa satırlarda dile gelen o halde kutlu olsun babalar günün, sevgili babacığım ve biliyorum ki bu özel gününü canı gönülden kutlayan tek evladın benim durduk yere hayatım böylesine alt üst olmuşken…





Sitede Önceki / Sonraki
Yazarın Önceki / Sonraki
Oylama
0 (0 oy)

Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler

  • Yorumlar 0
  • Yorum Yaz
  • Tebrikler
  • Beğenenler
  • Popüler Yazıları
Yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın.

edebiyatevi.com

Sevgili Babacığım

GÜLÜM ÇAMLISOY GÜLÜM ÇAMLISOY