Aşkın Muhtevası
Aşkın o derin muhtevası saklı içimde
En mazbut renk en durgun olanı
Kayralardan dökülen yalnızlığın buharı
Öncesiz iklimlerden firar eden aldatılmışlığın kisvesinde saklı
Mevsimlerden nemrut bir yaz
Çiçekler kurumuş dallarında
Kalemim ise temkinle söylenirken bana:
Yaz hadi yaz:
En doruğunu yaz
Ulaşılmazlığın haşmetinde
Sen ki
Koruduğun kadar bedeninde asaletinde gizli
Tercümanı olmayan hislerin gizi
Andıkça adını belirsizliğin
Batmaya yüz tutmuş bir geminin seyir defteri
Sen ki:
Öznesi olmayan düşlerin hüzünlü prensesi…
Sen ki:
Beylik rüzgarların beylik duruşların değil
Dağıldığın kadar dağıttığın
Saçlarına konan
Ya da sorumsuzca savrulan
Mikado çöplerine öykünen
O vakur tininde
O hazan yüklü titrinde
Oncasızlığın değil kaybettiklerinin seyrüseferinde
Yanıp tutuşan bir meşale ki
Yandıkça büyüyen aşkın ve imkânsızlığın çeperi
Gözünde büyüttüğün her kim ise
Aşka layık bir beyzadenin asla hüküm sürmeyeceği
Şu cihanda
Var mıdır sahi bir benzerin,
Söyle hüznün prensesi
Giyip de çıkarmaya üşendiğin
Bir renkten sıyrılıp da karanlığa geçtiğin
Yetmedi, yetmedi
Aşkı geçiştirdiğin
Oysaki sen ki:
Öykülerinde, şiirlerinde sere serpe sevebilirken
Söyle, sadece düşün ve söyle
Yok mudur aşkın bir ederi?
Yok mudur küpeştesi nemli bir geminin yelkeni?
Yok mudur söyle ruh ikizin?
Aramadığın kadar kim ise peşine düşenleri
Görmezden geldiğin…
Sen ki
Aşkın neferi
Hicaz makamının hüzünlü bestesi
Aşkın yazmaya doyamadığın güftesi
Ve cüssesi ki
Üzerine geçirdiğin cübbenin söküğünden bile
Sökün eden aşkın muhtevası
Söyle sadece dur ve söyle:
Yakışık almaz mı yoksa sevip de söyleyemediğin
Sadece şiirlerin o tok sesi
Yazmaya doyamadığın hikâyelerin, romanların baş rolündeki
Cebbar kızın duyulmazlığında saklı
Yalnızlığın rakkasesi
Sen ki:
Dokunulmazlığında aşkın
Dokunamadığın kadar yaz gününde yağan o mecazi karın
Firarisi bir kar tanesi
İncitmekten korktuğun her insan
İncinmeye doyamadığın sonu illa ki hüsran
Sadece söyle
Yok mudur mutlu aşkın bir ederi
İlla ki
İmkânsızlığı ile mi damgasını vurur ömre ve güne
Söylencelerin nazarında
Sahi nedir mutlu aşkın muhtevası?
Ola ki
Olası bir ihtimalin uçuşan perde arkası
Yetmedi mi g/izlendiğin kadar
İzini rastlanmayacak güzellikte ve mutlulukta
Hep mi söner hep mi aşkın koru?
Ruhun bodoslama ördüğü duvarlarına hep mi konar
Yalnızlığın dinmeyen ruhu ve mutu
Bir ayraçtan da ötesi
Şiarın aşk olsa ne ki hüznün şairi?
Edimlerinde yaşamadığın kadar yaşatmadığın
Sadece şiirlerine asılı aşkın muhtevası
Sür-git o nazenin tutku
Söyle gitsin daha nereye kadar suskun kalır
Vurmadığı kadar aşkın gongu
Bir realite değilse eğer ki aşkın gücünde
Hep mi güç kaybedersin yazmadığın güncesinde
Günlerden ayrık
Hayattan yediğin onca kazık
Varsa yoksa şiirlerde yaşadığın aşk iken ruhuna tek katık
Atık olmadığı kadar duyguların batımında
Anaç yüreğinden kopup gelen rüzgârın savurduğu hüzün bulutunda…
Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler
- Yorumlar 4
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.