Korkunç Türk
KORKUNÇ TÜRK
7 Temmuz 1898 Tarihli Kansas City Journal Gazetesi oldukça elim bir deniz kazasının haberini okuyucularına verdikten sonra kazayı şöyle yorumluyordu:
Bourgogne gemisindeki son birkaç dakika, uygar bir ırkın tarihini lekeleyen en korkunç korku ve zulüm sahnelerinden bazılarına tanık oldu.
Bu tür korkunç anların çoğu zaman parlak özelliği olan kahramanca disiplin yerine, vapurun mürettebatı birkaç cankurtaran filikası ve sal için şeytanlar gibi savaştı, çaresiz yolcuları tek kurtuluş yollarından uzaklaştırdı.
Peki olay neydi? Ne olmuştu?
3 Temmuz 1898'de Newyork’tan Le Havre’a doğru hareket eden Fransız gemisi La Bourgogne, ertesi gün Sable Adası'nın yaklaşık güneyinde, İngiliz yelkenli gemisi Cromartyshire, ile çarpıştı.
Yoğun sis görüş mesafesini yalnızca 20 metreye düşürdüğü için Cromartyshire ilk anda duyduğu alam sesini ve düdüklerini kendilerine gelen bir yardım zannetti ama siz dağıldığında gördüğü manzara tam bir dehşetti ve kendilerinde çok ufak bir yara olmasına karşın La Bourgogne batıyordu ve çok kısa süre içinde de batmıştı.
La Bourgogne, yana yatıp kıç kısmı batmaya başlayınca mürettebat paniğe kapıldı. Yolculara pek aldırış etmeyen mürettebat, mevcut cankurtaran filikalarını toplamaya başladı ve onları denize indirdi.
Bu arada filikalara yaklaşmaya çalışan yolcuları yumruk ve kürekle dövdüler. Bazı yolcular bıçaklandı.
Kadınlar ve çocuklar ilk kurtarılacak insanlar olmaları gerekirken yarım saat sonra La Bourgogne adlı gemi tüm kadınları ve her çocuğu yanına alarak dalgaların altında gözden kayboldu.
Gemi mürettebatı kurtarma önceliğini kendilerine vermişlerdi. O sebeple de filikalara yanaşanların, tutunanların parmaklarına küreklerle vurarak onları denizin dibine yolluyorlardı.
Ölenlerin çoğu Amerikalı olduğu için ABD, Fransa’yı protesto etti. Fransa ise bu trajedinin tarafsız bir şekilde soruşturulacağı ve suçlananların adil bir şekilde yargılanacağını bildirdi.
Ancak tüm mesele örtbas edildi ve Fransız yetkililer suçu, Fransız gemisinde dümenci olarak seyahat eden bir avuç yabancı denizciye yüklediler.
Eee bize ne bu olaydan?
Hani insan elbette üzülür böyle bir kazada pek çok insanın böylesine trajik bir şekilde ölmesine ama taa 1898’de yani 128 seneki olaya üzülmenin sırası mı şimdi?
Bu gemi kazasında ölenlerden biri de bizim Cihan Pehlivanımız Koca Yusuf’tur da o sebeple bu olay bizi de ( en azından bir Türk olarak beni de ) ilgilendirir.
Peki Koca Yusuf’un ne işi varmış o gemide?
Koca Yusuf Amerika’dan yurda dönüyormuş o gemiyle.
O gemiyle önce Fransa’ya gidecek, oradan da Türkiye’ye gelecekti.
Durun baştan anlatayım.
Efendim, maalesef bize ait değerlerin hikayelerini genelde yabancı kaynaklardan öğreniriz. Koca Yusuf’un ne zaman doğduğunu bile bize İsveçli bir Güreş Tarihçisi olan William Baster bildirir ve 1857 der.
Yusuf İsmail ( Tam adı budur ) pek çok ünlü pehlivanın yetiştiği Deliorman Bölgesinin Şumnu Şehrinin Karalar Köyünde dünyaya gelir.
Daha 16 Yaşındayken başlar yağlı güreşe ve güreşe başladığı tarihten itibaren de sırtı hiç yere gelmez.
Derken efendim zamanla namı taa İstanbul’a, kendisi de bir pehlivan olan Sultan Abdülaziz’e kadar ulaşır.
Sultan merek etmiştir bu 27-28 Yaşlarındaki genç pehlivanı. Acaba 27 Senedir Kırkpınarın başpehlivanlığını kimseye bırakmayan saray başpehlivanı Kel Aliço’yu da yenebilecek midir?
İki pehlivanı 1885 Yılında huzurunda kapıştırır. Sabah başlayan güreş akşama kadar sürer. Akşam, Kel Aliço, Koca Yusuf’un elini havaya kaldırarak onu galip ilan eder..
Ömrü boyunca sadece bir kez 1894 Yılında İstanbul /Rami Çayırında Çolak Mümin adlı pehlivana yenilen Koca Yusuf’un ayı tarihte hayatı değişir.
Evet, 1894 Yılında Fransızların yenilmez güreşçisi Joseph Doublier, rakibi Sebes’e yenilince onu yenecek bir güreşçi arayışına girer ve Türkiye’ye gelip pek çok pehlivanla birlikte Koca Yusuf’u da Fransa’ya götürdü.
Koca Yusuf Fransa’ya gitti ama ondan istenen şey Grekoromen sitilde güreşmesiydi. Yani yağlanma yok, belden aşağısından tutma yok.
Koca Yusuf’un böyle bir güreşe alışması oldukça zordu ama üç yıllık bir eğitim sonunda öğrendi. Böylece Türk Güreş Tarihinde ilk kez Grekoromen sitilde güreşen pehlivan oldu ve ilk güreşini de Sebes ile yapıp onu tuşladı.
Kısa süre içinde Avrupa’nın ne kadar ünlü güreşçisi varsa hepsini yendi. Artık karşısına çıkaracak Avrupalı güreşçi kalmamıştı. O sebeple de karşısına bir Türk çıkardılar: Hergeleci Mahmut Pehlivan.
Hergeleci Mahmut Pehlivan da Koca Yusuf’tan aşağı kalır bir güreşçi değildi ve güreş başladığı andan itibaren artık yapılan şey bir spor olmaktan çıkmıştı Fransızların gözünde. Her iki pehlivan da birbirlerine öylesine elense çekiyorlardı ki seyredenler dehşet içinde kalmışlardı. Nitekim polis güreşi durdurdu.
Daha sonra ABD’den teklif geldi. Artık ABD’de güreşecekti. Yani Fransa’da başladığı profesyonel güreş hayatına ABD’de devam edecek ve kazandığı her karşılaşma için oldukça yüklü bir para elde edecekti.
Bu kapsamda ABD’ de 33 Güreş yaptı ve tüm rakiplerini yendi.
1898 Yılına gelindiğinde artık vatan hasreti had safhaya çıkmıştı.
Kazandığı tüm paraları altına çevirdi ve kırk kilo altını kuşağına yerleştirip beline sararak Fransız yolcu gemisi La Bourgogne’a bindi.
Yukarıda bahsetmiştik. Koca Yusuf da o gemideydi ve kendisi 138 Kilo, belindeki 40 kilo, yani toplamda 178 Kiloluk bir cüsse ile bir filikaya tutunmaya çalıştı. Ancak o da parmaklarına küreklerle vurularak filikalardan uzaklaştırılmaya çalışılanlardan biriydi ve tüp parmakları kırılınca filikayı bırakmak zorunda kaldı.
4 Temmuz 1898’deki o korkunç kazada öldürülenlerden biri de maalesef Cihan Pehlivanımız Koca Yusuf’tu.
Efendim, masalcı Sunay Akın’a göre Koca Yusuf’un cesedi daha sonra Azor Adalarından bir adaya sürüklenmiş, adanın yerlileri de bu cesedi alıp kendi mezarlıklarına defnetmişler.
Güzel masallar anlatır Sunay Akın, hatta bazı ünlü tarihçiler onun masallarını referans olarak kullanıp ‘’tarihi belgen var mı ?’’ sorumuza bu masalları önümüze koyarak cevap verirler ama elbette masal masaldır. Tarih ise bambaşka bir şeydir.
Haa. Koca Yusuf’un ne kadar kuvvetli bir insan olduğunu merak ederseniz aşağıdaki videoya bakabilirsiniz. Orada hem sembolik mezarını hem de idman yaptığı taşı görebilirsiniz.
https://www.youtube.com/watch?v=Ly1qDNSU4_U
Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler
- Yorumlar 3
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.