Kaybolan Rüzgârın Peşinde Enfal 45 46Nın Aynasında İnsan
Bismillâhirrahmânirrahîm.
Dostlar, bugün gelin hep birlikte bir nebi menzilinde durup, kendi içimize doğru derin bir yolculuğa çıkalım. Enfal Suresi’nin sayfaları arasında gezinirken, sanki asırlar öncesinden değil de tam bugün yaşadığımız çıkmazların ortasından seslenen iki ayete yönelelim:
“Ey iman edenler! Bir toplulukla karşı karşıya geldiğinizde sebat edin ve Allah’ı çokça zikredin ki kurtuluşa eresiniz." (45)
"Allah’a ve Resûlüne itaat edin, birbirinizle çekişmeyin; sonra korkuya kapılırsınız da rüzgârınız (gücünüz) gidiverir. Bir de sabredin; çünkü Allah sabredenlerle beraberdir.” (46)
1. Haklılık Arayışımız ve Dünyanın Eleği
Rabb'imiz bu muazzam hitaba doğrudan kalbimize dokunarak başlıyor: “Ey iman edenler…”
Peki, kimdir bu hitabın asıl muhatapları?
Surenin hemen başında, 2., 3. ve 4. ayetlerde Yüce Yaradan önümüze öyle asil bir mümin aynası tutuyor ki... Onlar; Allah anıldığı zaman kalpleri ürperen, ayetler okundukça imanları katlanan, sadece Rablerine tevekkül eden, namazı dosdoğru kılıp Allah yolunda infak eden gerçek müminlerdir. İşte Allah, bu temiz kalpleri çetin bir meydana çağırıyor ve bir toplulukla, yani kafirlerle karşı karşıya geldiklerinde "sebat edin" buyuruyor.
Çünkü bu dünya aslında devasa bir elek dostlar. 36. ayette açıkça ilan edildiği gibi; inkâr edenler boş durmuyor; mallarını, paralarını ve lobilerini Müslümanları engellemek, insanları Allah yolundan alıkoymak için pervasızca harcıyorlar. Ancak hemen arkasından gelen ilahi vaat içimize serin bir su serpiyor: "O harcadıkları mallar en son içlerine oturacak, birer hasret olacak ve yenilecekler!"
Peki, Allah neden batılın bu pervasız şovuna müsaade ediyor?
Cevap 37. ayette saklı: "Pis olanı temiz olandan ayırmak için." Yani saflar bir ayrılsın, kimin kalbi temiz kimin niyeti bozuk bu elekte ortaya çıksın diye.
2. Sebatın Şifresi ve Meleki İklim
Şimdi aynayı kendimize çevirelim dostlar: Temizle pis karşı karşıya geldiğinde biz nasıl ayakta kalacağız? Ayet formülü veriyor: “…ve Allah’ı çokça zikredin.” Allah’ı her defasında anmazsak, akletmez, kalpten geçirmezsek fırtınalı dünyada nasıl sebat edebiliriz ki? İnsan hafızası zayıftır; bir süreden sonra sıkılır, gevşer, direncimiz kırılıverir. Oysa zikir, kalbin yakıtıdır; bize dayanma gücü verir. Dayandıkça sebatımız artar, o halde işin özü zikirdedir. Siz zikirle O’na yöneldiğinizde, göklerin kapısı da aralanır elbet.
12. ayette Rabb'imizin meleklere verdiği o muazzam emir çınlar kulaklarımızda: “Ben sizinle beraberim. İman edenlere sebat verin...”
Peki, melekler nasıl sebat verir bize?
Cevabı 48. ayettedir: Şeytanın insanlara günahları süsleyip arkalarında durduğu, ancak meleklerin manevi desteğini görünce “Ben sizden uzağım, ben sizin görmediğinizi görüyorum” diyerek arkasına bakmadan kaçtığı o anı anlatır sure. Demek ki çokça zikirle şeytanın uzak durduğu bir yerde Meleki hal açığa çıkar ve iman edenlerin sebat etmesi kolaylaşır.
3. İçerideki Çatlak: Çekişmeler ve Kaybolan Rüzgârımız
Sohbetimizin tam kalbine, 46. ayete geldiğimizde ise hayati bir uyarı başlar: “Allah’a ve Resûlüne itaat edin, birbirinizle çekişmeyin…”
Zikir doğası gereği imanla gelir; iman ise melekler vasıtasıyla peygamberlere inen vahiyle şekillenir. Peygamberler Allah'ın elçisi olduğundan, peygambere itaat Allah'a itaattir. Fakat hemen ardından gelen o ikaz adeta bugünkü halimizin röntgenidir: "Birbirinizle çekişmeyin." Çünkü çekişmek birliğin önündeki en büyük engeldir; nifakı doğurur, ayrılığı getirir, kibre zemin hazırlar ve bizi itaatten alıp isyana sevk eder. Bu da kuvvetler ayrılığına sebep olur; çil yavrusu gibi kolayca dağılırız. Hiçbir kararı birlikte alamayacağımız için yönetim zayıflar ve düşer; korkular kalpleri sarar, başkalarının boyunduruğuna girilir ve dağılır gideriz.
Ayette geçen “rüzgârınız gidiverir” mecazı ne kadar derindir... Rüzgârı kesilen bir gemi gibi, gücümüzü kendi ellerimizle tüketmiş oluruz.
Kurtuluş Reçetesi: Sabırla Üstüne Gitmek
Rabb'imiz bu iki ayetin nihayetinde kurtuluşun şifresini önümüze koyuyor: “Bir de sabredin.” Zorluklar karşısında arkasını dönüp kaçmak yerine, sabırla ve inatla üstüne gitmemiz gerektiğini vurguluyor ve sabredenlerle birlikte olduğunu müjdeliyor bize.
Özetle dostlar; Enfal 45 ve 46. ayetlerin bize söylediği şey çok açık: Eğer o ilahi eleğin üstünde temiz kalanlardan olmak ve o kaybettiğimiz güçlü rüzgârı yeniden arkamıza almak istiyorsak; kalbimizi zikirle doyuracak, içerideki çekişmeleri unutup Peygamber'in izinde kenetlenecek ve sabırla sebat edeceğiz.
Gönüllerimizi Enfal’in Bu Diriltici Ayetleriyle Mühürleyelim:
Ya Rabbi! Bizleri kalbi Zât'ının zikriyle ürperen, fırtınalar karşısında adımları sarsılmayan gerçek müminlerden eyle. Bizleri dünyevi lobilerin, paranın ve gücün sahte ışıltılarına aldanıp elenenlerden eyleme. İçimizdeki kibri, nifakı ve birbirimizle çekişme hastalığını sök al kalplerimizden; bizi nefsani darlıkların içinde bırakma. Bize yeniden tek bir yürek olmayı, rüzgârımızı arkamıza almayı nasip et; ruhlarımızı selamet sahiline ulaştır. Amin. Allah razı olsun ve de teşekkür ederim sonuna kadar sabırla okuduğunuz için.
Hayırlı günler olsun; esen kalın.
Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler
- Yorumlar 1
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.