Ah Bir Zengin Olsak
AH BİR ZENGİN OLSAK
Yanık Konak meydanında iki kahve. Biri çeşmenin arkasında, diğeri Cami'nin alt tarafında.
Yetmişli yılların ilk yarısı. Yedi - sekiz yıl önce bir arkadaşının yönlendirmesiyle -Almanya'ya çalışmaya giden, birkaç yılda bir on beş günlük tatilini geçirmek için memleketine gelen bir gurbetçi. Elindeki çantayla, Cami'nin alt tarafındaki kahveye girdi.
Ocağın yakınındaki bir masaya oturdu.
Güneşli bir ilkbahar günüydü. Kimi müşteriler kahvenin önündeki ve sarmaşıklı kaldırımlara üçerli - beşerli sandalyelere kurulmuşlardı.
Aradan on dakika geçer geçmez, gurbetçinin bir ilkokul arkadaşı kahveye hızlı adımlarla girdi.
Etrafına bir göz gezdirdi. Gurbetçi arkadaşına yöneldi.
- Ooo Naci hoş geldin diyerek iki eliyle arkadaşıyla tokalaştı. Birbirlerine sarılarak hâl hatır sordular.
-
Çaylar-kahveler içildi. Sohbet koyulaştı. Okul arkadaşının gözü masanın üzerindeki çantadaydı
Gurbetçi, arkadaşının çantaya olan ilgisini fark etti. Çantayı kendisine doğru çekerek kapağını açtı. Bu bir pikaptı. Üzerinde, Tanju Okan'ın söylediği "Ah bir zengin olsam" plağı vardı.
Naci oturdukları yere yakın duvardaki prize, pikabın kablosunu çekiştirerek fişini prize taktı. Plak dönmeye başladı.
Şarkının sözleri zengin olmak üzerine idi. Okul arkadaşı şarkı biter bitmez sordu:
"Pikap satılık mı?"
— Satabilirim. Bana kaça mâlolduysa o fiyata sana veririm.
— Ne kadar?
— Kırk yıllık arkadaşımsın. Bin liraya olur.
— Yedi yüze - sekiz yüze olmaz mı?
- Canın sağ olsun. Yüz lirasını almayayım, dokuz yüz liraya olur.
-
- Tamam o zaman alayım.
-
— Ben bu pikaptan Babamlara da getirdim
o yüzden satıyorum.
Selim'in yanında üç yüz lira vardı. Çıkarıp Naci'ye verdi. Kalanını bankadan çekip öğleden sonra veririm dedi. İki arkadaş kahveden ayrılıp evlerinin yolunu tuttular.
Kahvenin müşterilerinden ayrı bir masada alışverişi takip eden, "Ah bir zengin olsam!" şarkısını dinleyen dört kişi kendi aralarında zengin olmanın yollarını konuşmaya başlamışlardı.
Yaşı altmışa gelmiş, en yaşlı olanı hafif sakallı, kırlaşmaya yüz tutmuş saçları ve bıyığı ile ilgi çekiyor, gün görmüş biri olduğu hemen anlaşılıyordu.
— Arkadaşlar, Zengin olmayı kim istemez ki. Çok para kazanan topçuları, popçuları kim kıskanmaz ki.
Gelgelelim hiç düşünmeyiz ; Al sana en büyük transfer ücreti. Takımda istediğin mevkide top koştur, istersen kaleci ol. İstersen kornerden kaleye gol at. En güzel asistler senden. Deste deste paralar, primler. Dudak uçuklatan transfer paraları hangimiz istemez ki !
Yaşlı adamın kankası da destek için söze karışır ;
Hangi popçu gibi şarkı söyleyebiliriz. Onlarca şarkıyı hangimiz aklında tutabilir ?
Sanat müziği - şarkı - türkü - söyleyebilir miyiz detone olmadan.
Allah vergisi bir ses, yetenek, kabiliyet hangimizde var?
Çocukken mahalle maçlarında biraz oynadım, üç beş gol atmışlığım var deyip, hangimiz bir klübe transfer olabilir ?
Masada oturanlardan birisi bunca dalga geçmeyi gururuna yediremeyip lafa daldı.
– Bırak antrenör gibi konuşmayı - kes assolist edebiyatı yapmayı. Bize fıkra lazım. Hikâye lazım. Sen bildiğin işi yap.
– Tamam tamam. Anlatayım. Kahveci bir su getir.
İster inanın ister inanmayın ben size hiç duymadığınız bir şehir efsanesini anlatayım.
– Hah şöyle. Anlat anlat heyecanlı olsun.
Masaya çaylar kahveler söylenir. Hiç tanımadıkları birisi de sandalyesini bu sohbet masasına bir iki metre yaklaştırır.
Anlatıcı, bir vakitler şehre gelen meddahları çok iyi izlediğinden başlar anlatmaya.
- Ben diyeyim yüz, siz deyin yüz elli yıl önce Ekinhisarı'ndan üç, Derekahve'den iki kişi bir araya gelip Toptepe civarında kafaları çekmeye karar vermişler.
-
Bir gün öncesinden birisi yemekleri hazırlamış, bir diğeri Salomon'un şarap imalathanesinden bir testi şarabı Toptepe altındaki evine kadar taşımış.
O günün ertesinde buluşacakları yerde bir araya gelmişler.
Çilingir sofrasında yok yok. Eskilerin deyimiyle bir tek kuş sütü eksik. Sabahtan yemeye içmeye başlamışlar.
Aralarında ud çalan da var darbuka çalan da. Şarkı söyleyen de var, türkü söyleyen de.
Temiz hava öğleye doğru acıktırmış bu beş kafadarı. Sofraya oturmuşlar. Bir bakmışlar şarap testisinin dibi görünmek üzere. Grubun, "Geliver Abbasım, gidiver Şahbazım" dedikleri pehlivan yapılı Abbas'ın bir eline boşalan testiyi tutuşturmuşlar, diğer eline de şarap parasını.
– Hadi aslanım, hadi kaplanım, diyerek Salomon'un şaraphanesine yollamışlar.
Abbas gövdesine uygun iri adımlarla kısa zamanda Tahtakale çarşısındaki şaraphaneye varmış. Verilen parayı Salomon'a uzatmış.
– Dünkü şarabın aynısından testiyi dolduruver gari, demiş. On dakika kadar dinlendikten sonra elinde dolu testiyle Toptepe yokuşunu, soluk soluğa kalsa da, sincap gibi tırmanmış.
Toptepe'ye vardığında sağa sola koşuşturan bir oğlakla karşılaşmış. Testiyi bir kaya kovuğuna yaslamış. Oğlağı yakalamak için peşinden terleyinceye kadar koşturmuş ve nihayetinde yakalamış. Sol eliyle koltuk altına almış. Diğer elinde testiyle
yola koyulmuş.
Kendi kendine söylenmeye başlamış, "Beni çok uğraştırdın inatçı keçinin evladı. Öğle yemeğimizin kısmeti senmişsin. Sayende karnımızı bir güzel doyuracağız."
Oğlak bu sözleri duyunca şekil değiştirmiş. İnsan boyunda bir ağaç olmuş.
Abbas ağacı sürüyerek yoluna devam etmiş. "Oğlak da olsan, ağaç da olsan seni götüreceğim. Belli ki üç harflilerden birisin seninle işimiz var.
– Evet adem oğlu. İyi bildin. Beni arkadaşlarına karşı rezil duruma düşürme. Bırak beni. Seni zengin edeyim.
– Nasıl olacak bu.
– Senin evinden geçen suyun mermer yalağı var ya. Oraya her sabah bir sarı altın lira bırakacağım. Ancak bu tılsımı bir kişiye dahi anlatırsan büyü bozulur. Ona göre.
– Tamam dikkat ederim. Sözün sözse hemen bırakırım.
– Sözüm söz. Bırak artık. Yoksa fil olurum beni zor taşırsın bir de fıtık olursun.
Ağaçtan gelen bu söz karşısında Abbas gruba varmadan ağacı elinden bırakır.
Abbas, yarından itibaren zengin olmanın verdiği sevinçle çilingir sofrasına bir testi şarabı neşeyle yetiştirir.
Sabahki gibi yemek içmeler devam eder. Bu defa ut çalan da, darbuka çalan da şarkılara ve türkülere eşlik ederler.
Akşama doğru sofra kaldırılır. Ekinhisarı'ndaki bir kahveye girilerek kahveler içilir. Güneş batmak üzereyken, "Evli evine, köylü köyüne" hesabı evlere dağılınır.
Zengin olma heyecanıyla evine çarçabuk gelen Abbas divana uzanır, bedenini dinlendirir.
Uyumasına yakın yatağına geçer. Gözlerine bir türlü uyku girmez. Sabaha kadar yatağında dört döner. Birkaç saatlik bir uykudan sonra sabah olur. Güneş doğmak üzeredir,.
Uyku mahmurluğunu atmak için hemen mermer yalağın yanına gider. gider. Yüzünü gözünü yıkayacaktır. Yalağın kenarındaki maşrapayı alır almaz altına konulmuş bir altın sarı lira görür.
Heyecanla eline alır. Güzelce inceler. "Bunlar çoğaldıkça bir yuva kurarım. İşim gücüm de olur. Hayatım gerçek bir hayat olur" diye söylenir.
Giyinir kuşanır erkenden çarşıya iner. Sabah kahvaltısını bir çorbacıda çorba içerek yapar.
Öğle yemeğini bir köftecide yer.
Yemeğin üstüne bir kahve içince kendine gelir,
"Harcamalarımı farklı yerlerde yapmalıyım" eş dost haybeden para kazandığımı anlarda, yancılar peşimi bırakmaz", der.
Önce bir sarrafa gider. Sarı lirayı bozdurur. Şehri baştan başa dolaşır. Bütün şehre kendini tanıtmak ister adeta. Sokaktaki kediler, havada uçan kuşlar Abbas Bey'i tanımalıdır. Şah iken Şahbaz olmuştur. Evine akşam üstü döndüğünde bambaşka bir kişi olmuştur.
Yarın öbür gün derken sarı liraları çoğalır. Evin içinde saklayacak yer arar. Kılık kıyafetlerini yeniler. Kahvede, çayları, kahveleri söyledikçe yeni arkadaşlar edinir. Eski dostlarını da ihmal etmez - çay - kahve, hatta yemek ısmarlamalar sıradan hâle gelmiştir. Abbas gitmiş, yerine " Abbas Bey" gelmiştir.
Aradan üç ay gibi bir zaman geçer. Oturduğu mahallenin zenginlerinden birinin evine bir gece hırsız girer.
Zaptiyeler eski suçluları bir bir toplayıp karakola çekerler. İki hafta boyunca zengin kişinin komşuları ve akrabaları dâhil şüpheli kişiler tek tek
sorgulanır. Evi soyan kişi ya da kişiler bir türlü bulunamaz.
Karakol amirinin aklına, şehirde son zamanlarda birdenbire zengin olan kim varsa onları sorguya çekmek gelir.
Önce mahalle bekçilerini görevlendirir. Birkaç günlük araştırmadan sonra oklar Abbas Bey'i gösterir.
Sabah olmadan, Abbas Bey'in kapısı iki bekçi tarafından çalınır.
Abbas gece yarısında altınlarını saymış bu yüzden geç yatmıştır.
Sabah mahmurluğu dağılmamış vaziyette kapıyı açar.
– Hayrola arkadaşlar, sabah sabah...
– Hayırdır Abbas Bey. Amirimiz sizi karakola bekliyor. Bir konuda ifadeniz alınacak.
– Tamam rkadaşlar, giyinip geleyim.
– Kapıda bekliyoruz bizi fazla bekletme.
Aradan beş dakika geçer geçmez İki bekçi eşliğinde Abbas Bey karakola götürülür.
Amir konumundaki kişi Abbas Bey'e bazı sorular sorar.
Son üç aydaki değişimini aydınlatmasını ister. Abbas Bey dürüst biri olduğunu, mirastan bir miktar parası olunca göze battığını söyler.
Başka bir şehirdeki akrabasından miras kalmıştır. Diğer varislerin evine kadar gelip hakkını verdiklerini anlatır.
Başka bir şehir ve diğer mirasçılar hakkında yapılan araştırmalar ve yazışmalar sonucunda; Abbas Bey'in tarif ettiği şekilde bir akrabasının olmadığı, miras da kalmadığı anlaşılır.
Dedemden, ninemden kaldı dese de Dedesinin beş parasız gurbette öldüğü bilgisi elde edilir. Çok konuştukça yalanlar da çoğalır. Zaptiye amirinin sabrı taşar, Emir verir. Zaptiyeler Abbas Bey'i falakaya yatırırlar. Oran mı istiyor, buran mı diyerek feci şekilde dayak atarlar.
Vereceği cevap, atacağı yalan kalmayan Abbas Bey'de, derman kalmamıştır. Dayak faslı uzarsa canının daha da yanacağını düşünerek nasıl zengin olduğunu kelimesi kelimesine anlatacağını söyler.
Amirin tam karşısındaki koltuğa kaykılmış bir vaziyette işin aslını anlatır. Her şeyi itiraf eder.
Karakol amiri inisiyatifini kullanır. İki bekçinin kolları arasında Abbas Bey evine kadar götürülür.
Bitkin bir hâlde yatağına uzanır.
Ertesi gün öğleye doğru uyanır. Yüzünü yıkamak için yalağa uğrar. Ellerini ve yüzünü yıkar. Sırrını ifşa ettiği için, mermer yalağın kenarındaki maşrapayı kaldırınca bir Soğan kabuğu görür.
Bir kahveye asılı levhadaki beyit aklına gelir. Şairi belli olmayan iki mısra şöyledir.
"Sırrını sır edinen sırrına sultan olur / Sırrını aşikâr eden sırrına kurban olur".
Mehmet Sadık Medin
Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler
- Yorumlar 0
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.