Rüzgarın Hafızasında
Bu şehrin kaldırımları adımlarımdan tanır beni,
ben onları yabancılarım.
Her sabah aynı karanlığın cebinden sızarım,
omzumda bir ur gibi taşınan ekmek kavgasıyla.
Gün ağarmadan düşerim yollara;
güneş benden önce yorulmuş,
gökyüzünü şantiyede yarım bırakmıştır.
Ellerim...
Ellerim artık bana benzemez ana.
Taş taşıya taşıya avuçlarımda uçurumlar büyüdü.
Parmak uçlarımda kireç beyazı,
tırnak aralarımda gurbet karası birikti.
Bir insan ne kadar uzak düşerse evinden,
o kadar yaklaşır mı kendine?
Ben yaklaşamadım.
İçimde hep, rayından çıkmış bir dönüşün gürültüsü.
Akşamları sökülünce işçiler iskelelerden,
şehrin pencereleri birer birer yanar.
Her cam bir aileye açılır, her kapı bir isme.
Ben ise adımı sigaramın dumanına yazar,
savruluşunu izlerim.
Sonra sessizce çökerim yatağın demirine.
Odamda bir sandalye var, benden daha yalnız.
Bir ceket asılı duruyor duvarda;
sanki sahibi çoktan ölmüş de
haberi gurbete geç gelmiş gibi.
Memleket...
Adını söyleyince boğazımda eski bir türkü düğümlenir.
Bir dere şırıltısı kopar uzaktan,
tandırın isine eğilmiş gölgen,
babamın nasır tutmuş suskunluğu,
çocukluğumun yalınayak yazları...
Hepsi içimden havalanan bir kuş sürüsü.
Sonra yine gurbet çöker odanın ortasına.
Ağır. Soğuk. Uzun.
Bir kış mezarı gibi.
Burada yağmur bile yabancı yağıyor ana.
Burada rüzgâr bile adımı yanlış heceliyor.
İnsan bu sokaklarda yürürken,
kendi sesinin cesedine rastlıyor.
Ben çoktandır kendimi kaybettim;
ya bir şantiye gürültüsünde,
ya tren garlarının uğultusunda,
ya da dönmeye kıyamadığım o eski avluda.
Ve ölüm...
Ölüm artık korkulacak bir eşik değil.
Uzun yoldan gelen bir akraba gibi
ağır ağır adımlıyor merdivenleri.
Gece vardiyasından dönerken bazen,
ayın altında yürürüm.
Kendimi bir mezar taşının gecikmiş gölgesi sanırım.
Çünkü bilirim ana;
bazı ölümler toprağa girince başlamaz.
Bazı ölümler, insan memleketinden ayrıldığı gün düşer yüreğine.
Eğer bir gün dönemezsem,
sakın ağlama.
Bir avuç toprak gönder köyden,
kokusu silsin ciğerimin pasını.
Belki o zaman anlar bu yorgun kalp;
dünyanın bütün yollarının aslında bir eve çıktığını.
Ve ben...
Ömrü boyunca eve yürüyen,
ama bir türlü varamayan o sessiz işçi olarak
mühürleneyim rüzgârın hafızasına.
Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler
- Yorumlar 0
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.