Karbon Sızısı
Kanaryanın kafesteki tüyleri dökülüyor ağır ağır,
Sarı bir panik, lambanın isli camında büyüyen leke.
Yukarıda gökyüzü hangi renktir şimdi, unuttu gözlerim;
Burada zaman, kazmanın kömür damarına vuruşundaki o kuru tıkırtı.
Grizunun nefesi dolanıyor tünelin dar kavislerinde,
Isınan kalasların çıtırtısı, tavandan dökülen toz,
Ve mürekkep kıvamında bir karanlığın solunması.
Omuzlarımda taşınan yük ne geçmişin yükü ne geleceğin,
Sadece göğüs kafesime çöken bu ağır, gri duman.
Sırtımı yasladığım kayaç benden daha yaşlı, benden daha dilsiz;
Burada sesler yankılanmaz, duvarlar yutar her feryadı.
Bir yudum ılık su mataranın paslı ağzında kekremsi bir tat,
Yüzümdeki hatları çizen, aynaların hiç bilmediği kara toz patlaması.
Yatay delgilerde ilerliyor vardiyanın kör saatleri,
Ölüm burada ani bir çökme değil, yavaş bir birikmedir ciğerde.
Yukarıdakiler basamakları sayarak inerken merdivenleri,
Biz köklerin ve fosillerin arasında, yerin kalbini dinleyen gölgeleriz.
Avcumdaki kömür karası birikmiş bir öfke gibi sert,
Fenerin pili zayıflıyor, ışık can çekişiyor taşın alnında.
Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler
- Yorumlar 0
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.