Tema
Üye Ol Giriş Yap
Anasayfa Şiir Deneme Hikaye Makale Serbest Kürsü Yazarlar Forum AtışmaYENİ Online Üyeler
Altın Üye
18.08.2026 · 42 · 1 · Tahmini 3 dk okuma
PDF olarak indir

“Sürgün Ülkede Arayış” yazısını çevrimdışı oku.

İndir
4 (1 oy)

Sürgün Ülkede Arayış


SÜRGÜN ÜLKEDE ARAYIŞ

 Her şey merakla başladı. “Dünya sürgünü” der Şair. Bu sürgün ülkede baş edebilmek için bir başınalığımızla türlü sorular gelir düşüncemize.

Neden varım?

Varlığımın önemi ne?

Varlığımla derdim ne?

Ve bunlar gibi daha niceleri. Bütün insanlığın merak ettiği, cevap aradığı, cevap bulamadığı, cevap bulmaktan çok düşünmeyi sorgulamayı sevdiği sorular. Bu sorgulamalar insanı yolculuğa çıkarıyor. Yolculuğa çıkmayı ne sever insan. Yolda ve yolcu olmak bir eyleme tabidir. Bütün geride bıraktıklarına reddiyedir. Çıktığı yolda terbiye olmayı, eğitilmeyi, aydınlanmayı umarak biner o vasıtaya. Bu sorgulamalardan çoğu zaman cevap alamaz ve hatta bu yolda deneyimledikleri karşısında yeni sualler ortaya çıkar ve yeniden cevap bulma arayışları devam eder. Ama bu bir kısırdöngü değildir. Her sual ve cevap kişiyi varlık amacını bulmaya bir adım daha yaklaştırır. Esasen ne bulunduğu nokta ilk başladığı noktadır ne de kendisi eski kendisidir. Bu yolculuk süreci aklıma Platon’un mağara alegorisini getirir her zaman. Mağaraya hapsolmuş elleri kolları bağlı insanlar dışarıya sırtları dönük, mağara duvarına yansıyan gölgeler, sesler, yankılar ile dışarıdaki hayatı anlamlandırmaya çalışırlar. Ve nihayet içlerinden biri tutsaklıktan kurtulup dışarıdaki hayatı deneyimler ve dönüp arkadaşlarına gördüğü gerçekleri anlatmayı dener. Fakat ne yazık ki ne kendisi artık -aydınlığa çıktığı için- karanlıktaki duvara yansıyanları görebilir ne de arkadaşları onun gerçek dünyada gördüklerine inanır. Ve artık dışlanmaya mahkûm olmuştur. İnsanoğlu yönünü değiştirdiği an artık geriye dönemez. Kalabalıklar sürüden ayrılan insanları tekrar sürüye katmak istemez. Sürü bütünü temsil eder. Tek bir hareketi tek bir görüşü ve tek bir manzarayı. Herkes sadece gösterileni görmekle yetinir. Düşünmeye, akıl etmeye gerek kalmaz. Görülmesi istenilen şey gösterilir yalnızca. Halinden memnun olur herkes ama gözü mağara dışında olan hariç. Eğer itaat eden insanlar uykudan uyanırsa mağaralar yıkılır, sürü dağılır, güneş bütün güzelliği ile yüzünü göstermeye başlar. Güneşi gören insan hep batıya gider ve aydınlığı takip eder. Gözleri kamaşır ışıktan görmez olur bir müddet, belki pişman olur nihayetinde alışır aydınlığa. Ama artık kesinlikle dışlanmaya mahkumdur.


Asırlar boyunca düşünen sorgulayan sorguladığını vurgulayan insanlar hep dışlanmışlardır. Köhnemiş düşüncelere karşı çıkan bu insanlar düşünce zincirlerini kırıp cevaplar aramış ve bu anlamda dert edinmişlerdir.


“Düşünüyorum öyleyse varım” der. Descartes


Düşünmek ve varlık. Niçin böyle bir önermede bulunmuş olabilir muhterem. Varlığı düşünmek eylemi ile mi kanıtlamaya çalışıyor veyahut düşüncenin sonucunda var olduğuna mı inancı artıyor. Düşünmek bilinçli yapılan bir eylem mi yoksa yaradılıştan gelen bir yeti mi? Düşünme yetisi olmayan diğer varlıklar bu durumda yok mu kabul ediliyor? Deneyimlerimize göre insan hep düşünce halinde. Şuurlu veya şuursuz. Fark etme başladığı an sistematik olmaya başlıyor. Neyi fark ediyor insan? Diğer yaratılmışlardan farklı olduğunu. Var olmanın her yaratılanda farklı tezahür ettiğini. Mahlukatın varlığını destekleyen donanımla her an yenilendiğini. Düşünmenin insana ait olduğunu. Düşünce varlığımı kanıtlama biçimiyse eğer paylaştığım düşüncelerimle varlığımı başkalarına da ispat etmiş oluyorum. Düşüncelerimin doğru ya da yanlış olması varlığımla ilgili bir değişikliğe sebep olmuyor. Varlığımın niteliğini değiştiriyor. Demek ki var olmak bunu ispatlamak yeterli değil. Düşünce bir giriş bileti. Akıl, kalp ve ruh şehrinin kapıları açılıyor. Yani serüven esasında yeni başlıyor.   

Sitede Önceki / Sonraki
Yazarın Önceki / Sonraki
Oylama
4 (1 oy)

Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler

  • Yorumlar 1
  • Yorum Yaz
  • Tebrikler
  • Beğenenler
  • Popüler Yazıları
Yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın.

edebiyatevi.com

Sürgün Ülkede Arayış

Hatice Görgün Hatice Görgün