Tema
Üye Ol Giriş Yap
Anasayfa Şiir Deneme Hikaye Makale Serbest Kürsü Yazarlar Forum AtışmaYENİ Online Üyeler
Altın Üye
12.08.2026 · 27 · 0 · Tahmini 3 dk okuma
PDF olarak indir

“Doğanın Öğretileri Iı” yazısını çevrimdışı oku.

İndir
(0 oy)

Doğanın Öğretileri Iı

Doğanın Öğretileri Iı


Nilüferlerin bende çok uzun zamandır ayrı bir yeri vardır. Yıllar öncesinde aklıma gelen, gördüğümde beni kendine çeken bu çiçek, bugünlerde yine zihnimi oyalıyor ve birçok yerde karşıma çıkıyor: Bir filmde, şiirde, tabloda ve doğa harikası bir gezide...

Doğa, insana bir şeyler anlatmak isterse bunu birçok şekilde yapabilir. Ağzı, dili olmasa bile sizinle bir insandan daha fazla ve daha dostane bir iletişim kurabilir.

Nilüferler, zarif ve göz alıcı görüntüsünün ardında gizlenen, yeniden doğuşu simgeleyen bir güce sahiptir. Suyun yüzeyinde yüzen kocaman yeşil yapraklar bile insana yeterince huzur verirken, suyun içinden tomurcuklar hâlinde çıkan; ilk başta hiç ipucu vermeyen, açılmaya başlayınca ise rengârenk bir hediye sunan o ışıltılı, narin ve sakin gelin... Suyun içinden yükselen o eşsiz çiçek, bizi durmaya iter.

Neden bazı görüntüler bizi konuşmaktan alıkoyup susmaya davet eder?

Güzellik ile ona bakan insanın algısı arasında çok fazla ilişki vardır. Bir doğa harikasını yüzlerce kişi gezer ve her insanın o manzarayı algılama biçimi çok farklıdır. Kimisi çocukluğundaki bir anıyı hatırlar, kimisi yaşadığı derin bir acıyı, kimisi zorlu yolculuklarını, kimisi ise yeniden doğuşunun verdiği iç huzurunu...

Dünyada ne kadar insan varsa görüntülerin de o kadar anlamı vardır. Bu anlamları keşfetmemizi sağlayan kişiler ise daha çok sanatçılardır. Onlar, eserlerinde birden fazla duyguyu bize sundukları için bizi bu kadar etkilerler. Farklı pencereleri önümüze koyar, dünyaya başka açılardan bakmamıza ve gördüklerimizi yeniden yorumlamamıza imkân tanırlar.

Claude Monet, belki de susmayı tercih ederek nilüferlerin günün farklı saatlerinde nasıl göründüğünü göstermek için onları resmetti.

Gün ışığı, gökyüzünün rengi, suya yansıyan ışık...

Her bir resimde nilüferlerin görüntüsü ve verdiği izlenim değişiyordu.

Bir şeyi görmek başka, ona bakmak; duyumsamak, hissetmek ise bambaşkaydı.

Görülen şey estetik ise herkes onu beğenebilirdi. Bu, genel anlamda sıradan bir durumdu. Ama önemli olan, o güzelliğin sırrına mazhar olmaktı. Çünkü güzellik ile ona bakan arasında çok güçlü bir ilişki vardır.

Sıradan insan seyre daldığında düşüncelere dalar, gördüğünü anlamaya ve ona bir anlam yüklemeye çalışır; çoğu zaman ise bu çabadan vazgeçer. Sanatçı ise o güzellikle yatıp kalkar. Güzellik, sanatçının zihnindeki düşünceden yavaş yavaş ruha dönüşmeye başlar. Artık içte kalamayacak hâle gelen o duygu, bir esere dönüşür.

En güzeli de o esere bakarken sanatçının duygu dünyasını keşfe çıkmaktır.

Belki de sanat tam olarak burada başlar: Herkesin baktığı yerde başka bir şey görebilmekte, herkesin sustuğu yerde kendi içinden gelen sesi duyabilmekte...

Nilüferlere bakmak da biraz böyledir. Suyun üzerinde yalnızca bir çiçek görmezsiniz. Kendi içinizde saklı kalmış bir duygunun, bir hatıranın, bir acının ya da yeniden doğma arzusunun yüzeye çıkışına tanıklık edersiniz.

Sitede Önceki / Sonraki
Yazarın Önceki / Sonraki
Oylama
0 (0 oy)

Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler

  • Yorumlar 0
  • Yorum Yaz
  • Tebrikler
  • Beğenenler
  • Popüler Yazıları
Yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın.

edebiyatevi.com
Doğanın Öğretileri Iı

Doğanın Öğretileri Iı

Hatice Görgün Hatice Görgün