Tema
Üye Ol Giriş Yap
Anasayfa Şiir Deneme Hikaye Makale Serbest Kürsü Yazarlar Forum AtışmaYENİ Online Üyeler
Altın Üye
16.08.2026 · 21 · 0 · Tahmini 2 dk okuma
PDF olarak indir

“Hükümsüz İdrâk” yazısını çevrimdışı oku.

İndir
(0 oy)

Hükümsüz İdrâk

Hükümsüz İdrâk


Kafamızın içi bir petek gibi. Oda oda, hücre hücre ayrılmış; her birinde başka bir düşünce, başka bir duygu saklı. Ve bu peteği doldurmak için durmadan çalışan işçiler var.

En çalışkanları gözlerimiz. Ne varsa topluyorlar. Kulaklarımız bütün sesleri taşıyor içeriye. Burnumuz kokuları, dilimiz tatları, tenimiz bütün hissedilecekleri alıyor. 

Rüzgârın usulca yüzümüze vurması bile. Petek doluyor bütün bunların özüyle. Bir bakış, bir ses, bir koku, bir tat, bir temas… Hepsi zihnimizin görünmez peteklerine taşınıyor.

Üstelik bu işçiler gelenin iyi ya da kötü olduğuna bakmıyor. Güzel ya da çirkin diye ayırmıyor. Onların işi yalnızca toplamak. 

"Şu insanoğlu ne garip, zıtlıkları çıkarıp bir de itibarsızlaştırıyor kendisine güzel gelmeyeni. "

İnsan zihni, topladıklarını sınıflandırmaya başlıyor. Birine güzel, diğerine çirkin; birine iyi, diğerine kötü diyor. Hoşuna gitmeyeni dışarı itiyor, kendisine güzel geleni merkeze koyuyor. Sonra da kendi ölçülerini dünyanın ölçüsü sanıyor.

Oysa yaratılmış olan hiçbir şeyin gereksiz olduğunu söylemek, belki de insanın kendi bilgisine fazla güvenmesinden kaynaknaklanır. Bir şeyin bizim için anlamını henüz göremememiz, onun anlamsız olduğu anlamına gelmez mesela. 

Çünkü yaratılmış olanın, yaratılmış olanla mutlaka bir ilişkisi vardır. Biz o ilişkinin tamamını göremesek de varlık kendi içinde bir bütünlük taşır.

Doğaya baktığımızda bunu daha açık görebiliriz. İnsan dışındaki canlılar, ortam şartları uygun olduğunda, ihtiyaçlar ve koşullar birbirini karşıladığında olması gereken oluşum gerçekleşir. Doğa, kendisine verilen imkânlar içinde kendi düzenini sürdürür. Ve bunu itiraz etmeden yapar. 

Peki sorun aklın kendisinde midir ? 

Olur mu hiç !!!

Sorun, insanın aklını sınırsız ölçebilecek kadar yeterli görmesindedir. Kendi eksikliği değil onun yoksunluğu ön plana çıkar. 

Bir şeyi anlamadığında reddeder. Kontrol edemediğinde küçümser. Kendisine uymadığında yanlış der. Kendi doğrularını dikte edip dünyanın da bu inancına göre şekillenmesi gerektiğine inanır.

Ham bir meyve ağaçtan koparılıp tadına bakılınca nasıl bir his bırakıyor ise damakta işte bu his öyle birşey. 

Mesele, insanın kendinden fazlasıyla emin olması ve varlığın üzerinde bir üstünlük kurma arzusudur.

Bazen yalnızca bakmak, duymak, hissetmek ve anlamaya çalışmak gerekir.

Çünkü zihnimizin peteği dolarken, aslında yalnızca dünyayı içimize taşımıyoruz. Dünyaya dair kendi inançlarımızı da o peteğin hücrelerine yerleştiriyoruz.

Ve belki insanın en büyük yanılgısı şudur.

Dünyayı olduğu gibi gördüğünü sanırken, aslında kendi zihninde dünyayı görmek istediği ve anlamak istediği şekilde görmektedir.


Sitede Önceki / Sonraki
Yazarın Önceki / Sonraki
Oylama
0 (0 oy)

Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler

  • Yorumlar 0
  • Yorum Yaz
  • Tebrikler
  • Beğenenler
  • Popüler Yazıları
Yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın.

edebiyatevi.com
Hükümsüz İdrâk

Hükümsüz İdrâk

Hatice Görgün Hatice Görgün