Tema
Üye Ol Giriş Yap
Anasayfa Şiir Deneme Hikaye Makale Serbest Kürsü Yazarlar Forum AtışmaYENİ Online Üyeler
(0 oy)

Rest Çekiyorum Ölüme

Rest çekiyorum ölüme, yaşamı bütün çıplaklığıyla ortaya koyarak

Saatin zembereğinde intihar eden akrebi çiğneyip

Sardunyaları kanatan ince yağmuru

Yüzümün çukurunda biriktirerek.



Gölgeleri söküyorum duvarlardan, kentin paslı çivilerine inat

Dudaklarımda çürümüş bir şarkının suskunluğu

Kaldırım taşlarına sinmiş ayak izlerimi

Kan terlemiş gecenin koynunda yıkayarak



Yıldızları koparıp atıyorum gecenin uzun, siyah saçlarından

Hayatın çırılçıplak, ürkütücü ve buz gibi soğuk tenini

Kendi bedenime sararak,

Meydan okuyorum karanlığa, yaşamın gırtlağına iki elimle sarılarak



Boğuyorum sükûneti çığlıklarımın nehrinde

Güneşin doğmayı unuttuğu sabahları kundaklayıp

Kirpiklerime asılmış ağır hezimetleri

Birer birer dipsiz kuyulara bırakarak



Deviriyorum putlarını aklın ve mantığın mabedinde

Zihnimi kemiren sinsi ve açgözlü farelerini

Ayak bileklerime dolanan paslı zincirleri

Hürriyet’e ket vuran prangaları kanatarak



Yırtıyorum göğsümdeki yas tutmuş kafesi

İçimde çırpınan kanadı kırık kuşları azat edip

Nefesimi kesen dumanlı, zehirli havayı

Ciğerlerime bıçak gibi, son kez çekerek



Kırıyorum kalemini yazgımın kör yargıcının

Bana sunulan uysal, minnettar kabullenişi

Avuçlarımda kanayan cam kırığı hayalleri

Gerçeğin soğuk, nasırlı yüzüne sürerek



​Döküyorum şarabını kutsanmış sahte ayinlerin

İtaatin, lezzetli; uyuşturan tatlı şerbetini

Bana diz çöktürmek isteyen kibirli gölgeleri

Kendi karanlığımın devasa boşluğunda yutarak



Çiğniyorum riyakâr dudaklardan dökülen yeminleri

Kanunu kendi yazan muktedirlerin kanlı tahtını

Gözyaşıyla sulanmış, boynu bükük erdemleri

Yaralı bir kurdun son nefesindeki hınçla ezip geçerek



Soyunuyorum sırtıma giydirilmiş ağır kimliklerden

Adımın baş harfine gizlenmiş bütün beklentileri

Tenime zımbalanmış iğreti, yalan aidiyetleri

Çırılçıplak bir hiçliğin uçurumundan aşağı atlayarak



Susturuyorum çanlarını suçluluk kiliselerinin

Kulağıma fısıldanan günahkâr, sinsi ninnilerinde

Boynuma ilmek gibi geçirilen pişmanlıkları

Vicdanımın dar ağacında sallandırarak



Kusuyorum zehrini damarlarıma zerk edilen nizamın

Bizi hizaya sokan adavetin kamçılarında

Sırtımda şaklayan tanıdık, arsız acıyı

İsyanımın keskin şarabıyla yıkayarak



​Aşıyorum duvarlarını zihnime inşa edilmiş korkuların

Geceleri uykumu bölen karanlık hezeyanları

Alnıma silah gibi dayanan çaresizliği

Kendi cesaretimin çelik zırhına vurdurarak



Donduruyorum zamanın nabzını bileklerimde

Geçmişin yakama yapışan çamurlu ellerini

Pişmanlık diye yutturulan ucuz gözyaşlarını

Nefretimin buzullarında sonsuza dek hapsederek



Söküyorum yıldızları zifiri karanlık gökten

Gölgelere mahkum eden zalim felekten

Azat ediyorum, bedenimi ağır gelen kemikten, etten

Susuyor yalan, susuyor zaman, susuyor can!



Kimse arkamdan süslü ağıtlar, yalan ormanlar dizmesin,

Bir bardak demli çay, bir dal tütün kokusu yeter bana

Gölgem bile ardım sıra sürüklenip beni izlemesin


Kimse acımasın, ağlamasın üzerime

Rest çekiyorum ölüme, ölümüne...

Sitede Önceki / Sonraki
Yazarın Önceki / Sonraki
Oylama
0 (0 oy)

Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler

  • Yorumlar 0
  • Yorum Yaz
  • Tebrikler
  • Beğenenler
  • Popüler Yazıları
Yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın.

edebiyatevi.com

Rest Çekiyorum Ölüme

Ertan Hurmanlı Ertan Hurmanlı