Yalnızlık
Yalnızlık, ben de seni tanırım biraz;
aynı çiğ asfaltta, aynı kör sokaklarda büyüdük seninle.
Sen daha adım atmadan sızarsın kapı altlarından,
eşiği çoktan açık bıraktı gövdem karanlığına.
Masada donan cıvanın sızısında yaşarsın en çok,
dudakta kuruyan, yarım kalan felçli cümlelerin arasında.
İnsanlar meydanlarda hırsla konuşurken büyürsün içten içe,
ve en çok, hiç kimse kimseyi dinlemediğinde çökersin omuzlara.
Kalabalıklar seni kovamaz yeryüzünden,
sadece biçim değiştirir, maske takarsın vitrinlerde.
Birinin yabancı omzuna yaslanırsın sinsi bir ağrı gibi,
bazen ekranların o kör hırıltısına sığdırırsın koca bir ömrü.
Ben seni en çok aynaların çıplak, kireçli yüzünde gördüm;
gözlerim kendi kuyusuna bakmayı bıraktığı an oradaydın.
Dururdun köşede; sessiz, sabırlı, cellat gibi hiç acele etmeden.
Gece olunca adın çoğalır banliyö trenlerinde,
her nefeste başka bir tonda, başka bir hıçkırıkla çağrılırsın.
Ama en çok, kendi göğsünün gürültüsünden
kendi çıplak sesini duymayanların sığınağı olursun.
Ve bilirim, bir kez oturdun mu viran bir odaya,
insan artık eski, uysal insan değildir bir daha.
etinden biraz eksilir, dilinden biraz susar,
ve en çok, kendi hayatına geç kalır insan senin yüzünden.
Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler
- Yorumlar 0
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.