Başağın Yeni İnanışları
Bir zamanlar
insanlar sevgiyi
gökyüzünde arardı.
Ben
gökyüzünü indirdim omuzlarımdan.
Çünkü bana öğretilen bütün kutsallar
bir başkasının merhametine bağlıydı.
Diz çök dediler,
bekle dediler,
sabret dediler,
belki bir gün
kalabalığın içinde
adın anılır dediler.
Ben o günü beklemedim.
Kendi takvimimi yaktım.
Artık benim dünyamda
kimsenin doğum günü
başkasının ölümüne denk gelmiyor.
Kimsenin zamanı
başkasının keyfine göre ölçülmüyor.
Burada
bir insanın değeri
ona ayrılan boşlukla değil,
içinde taşıdığı gökyüzüyle tartılıyor.
Yeni dinimin ilk ayeti,
unutulmayı kutsamamak.
İkinci ayeti,
eksik sevgiyi
tam sanmamak.
Üçüncü ayeti,
kendinden vazgeçmeyi
sadakat saymamak.
Ben
eski dünyanın putlarını
birer birer devirdim.
Beklemek putunu.
Bahane putunu.
Şimdi değil putunu.
Sonra putunu.
Bir gün ansızın
hatırlanacağına inanma putunu.
İnsanların
yalnızca kaybettiklerinde
değer biçtiği
o lanetli teraziyi de
ateşe verdim.
Artık kimse
beni yokluğumla ölçemeyecek.
Çünkü ben
yokluğumda bile
çoğalanlardanım.
Bir yanardağın
içindeki ateş gibi,
sessizliğimde büyürüm.
Bir çölün
gece açan çiçeği gibi,
kimsenin görmediği yerde
kendime çoğalırım.
Benim için sevgi
arada göğe atılan
bir avuç su değil.
Yağmursa yağmur.
Nehir ise nehir.
Denizse deniz.
Ama damla damla
susuz bırakılmış bir ruhun
önünde
bak, bugün sana biraz düştüm
diye dolaşan merhamet
artık benim ibadetim değil.
Ben
kırıntılara şükretmeyi
unuttum.
Çünkü açlığımı
kader sanmayacak kadar
büyüdüm.
Yeni dünyamda
insanlar birbirlerinin
canı istediğinde değil,
kalbi yettiğinde yaklaşacak.
Birinin omzuna
yalnızca kendi yalnızlığını bırakıp
sonra çekip gitmek
sevgi sayılmayacak.
Bir insanı
hayatının kıyısında tutup
arada bir el sallamak
bağ sayılmayacak.
Burada
yakınlık bir lütuf değil,
karşılıklı varolmak olacak.
Benim mabedim
kendi içimde.
Rahip yok.
Peygamber yok.
Kurtarıcı yok.
Kendimi kurtarmak için
kimsenin gökten inmesini
beklemiyorum.
Dizlerimin üzerinde
yıllarca taşıdığım
o eski insanı kaldırdım.
Üzerindeki tozu sildim.
Adını yeniden verdim.
Ve yeni dinimin en büyük günahı
kendini yarım bırakmak.
En büyük sevabı
kendi ruhunun yanında kalmak.
En kutsal töreni
gerektiğinde gitmek.
En uzun duası
susmak.
En büyük mucizesi
bir zamanlar uğruna küçüldüğün
şeyin karşısında
bir gün hiçbir şey hissetmemek.
İşte o gün
insan yeniden doğuyor.
Ben doğdum.
Bundan sonra
beni seçmeyenin
seçilmeme acısını taşımayacağım.
Beni aramayanın
yokluğunu boynumda taşımayacağım.
Beni bekletenin
saatine bakmayacağım.
Çünkü benim zamanım
başkasının parmaklarında
dönen bir tespih değil.
Benim zamanım
kendi ekseninde dönen
bir gezegen.
Ve ben
yörüngemi değiştirmiyorum.
Dünya değişsin.
İnsanlık değişsin.
Sevmenin anlamı değişsin.
İnsanlara öğretilen
o sonsuz sabır masalı
küllerinden başka bir şey bırakmasın.
Çünkü artık
sevilmek için bekleyen insanlar değil,
kendini sevmenin
dilini yeniden yazan kadınlar
çoğalsın.
Benim ardından gelenler
başlarını eğmesin.
Kendi gölgelerinden korkmasın.
Bir başkasının hayatında
kaçıncı olduklarını saymasın.
Çünkü insan
bir sıralama değildir.
Bir yarış değildir.
Birinin aklına
ne zaman düştüğün
senin değerinin ölçüsü değildir.
Ben bunu
kemiklerime kazıdım.
Ve şimdi
eski dünyanın üzerine
yeni bir gökyüzü çiziyorum.
Orada
kimse kimsenin yedeği değil.
Kimse kimsenin boşluğu değil.
Kimse kimsenin can sıkıntısına
iyi gelen bir ilaç değil.
Orada sevgi
bir ayrıcalık değil.
Bir lütuf değil.
Bir ödül değil.
Orada sevgi,
iki insanın birbirini
eksiltmeden çoğaltması.
Benim inancım artık bu.
Geri kalan her şey
eski dünyanın
paslı putları.
Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler
- Yorumlar 0
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.