Tema
Üye Ol Giriş Yap
Anasayfa Şiir Deneme Hikaye Makale Serbest Kürsü Yazarlar Forum AtışmaYENİ Online Üyeler
(0 oy)

Fıtratın Unutulmuş Sözleşmesi Arâf 172 173

Bismillahirrahmanirrahim.


A‘râf Sûresi, Mekke’de nazil olmuştur. Nüzul sırasına göre 39., Mushaf sırasına göre 7. sûredir ve 206 ayetten oluşur.

Bu sûre, Müslümanların zor zamanlar geçirdiği bir dönemde nazil olmuştur. Müminlerin sayıca az olduğu, baskı gördüğü, alaya alındığı, tehdit edildiği ve geleceğe dair endişelerinin arttığı bir dönemdir.


Ve bu sûrenin temel meselelerinden biri, insana kendini tanıtmaktır.

Çünkü insan kendini tanımadan ne Rabbini doğru tanıyabilir ne de hayatındaki imtihanı doğru okuyabilir.


A‘râf Sûresi Hz. Âdem kıssasıyla başlar. Şeytan kibirlenir, secde etmez ve Allah’ın huzurundan kovulur. Ardından insanı saptıracağına yemin eder. Hz. Âdem ve Hz. Havva da bu düşmanın vesvesesine kapılarak imtihan edilir ve cennetten çıkarılır.


Buradan insan hakkında önemli bir gerçeği öğreniyoruz:

İnsan zayıf yaratılmıştır, hevasına meyillidir, nefsine çabuk kapılabilir. Fakat aynı insan, Rabbini tanıyabilecek ve doğruyu seçebilecek bir fıtrata da sahiptir. İşte insanın imtihanı tam da burada başlar.

Özetle:

  • İnsanın zaafları değişmez.
  • Şeytanın saptırma yöntemi değişmez.
  • Peygamberlerin çağrısı değişmez.
  • İnsanların bu çağrıya karşı direnci de değişmez.
  • Değişmesi gereken ise insanın kendisidir.

Sonra sûre, peygamberler zinciriyle devam eder: Nûh, Hûd, Sâlih, Lût, Şuayb ve Mûsâ…


Her peygamber kavmini Allah’a imana, salih amele, hakka ve adalete çağırır. Fakat kavimlerin önemli bir kısmı yalanlar, alay eder, direnir ve sapkınlıklarında ısrar eder.


Sonuç ise değişmez: 'Hüsran'.


Başlangıçta Allah’ın Hz. Âdem’e yaptığı uyarıyı, peygamberler kendi kavimlerine tekrar tekrar yapar. Şeytanın insanı saptırma görevini ise zamanla şeytanlaşmış insanlar devralır. Bugün de aynı haller yaşanıyor; sadece yöntemler değişti.

Hz. Mûsâ kıssası ise insan tabiatının adeta bir laboratuvarı gibidir. Deniz yarılır, Allah’ın yardımıyla kurtulurlar. Fakat çok geçmeden buzağıya tapmaya yönelirler. Mucizeyi gören insan bile, kalbi sağlamlaşmadığında yeniden sapabilir. Bu bize insan nefsinin ne kadar kaygan olduğunu gösterir.

Kur’an'ın farklı yerlerinde tekrar tekrar karşılaştığımız bir insan hâlidir bu: İnsan darda Rabbine yönelir, sıkıntısı giderildiğinde ise eski hâline dönme tehlikesi yaşar. İşte A‘râf Sûresi bizi insanın bu zayıflığıyla yüzleştirirken, çözümün de nerede olduğunu gösterir: Rabbine dönmek ve O’na teslim olmak.


A‘râf Sûresi'nin 172. ayetinde Allah, Âdemoğullarından alınan misaktan söz eder:

“Rabbin Âdemoğulları’ndan, onların sırtlarından zürriyetlerini almış ve onları kendilerine şahit tutarak, ‘Ben sizin Rabbiniz değil miyim?’ demişti. Onlar da ‘Evet, buna şahit olduk’ demişlerdi. Böylece kıyamet günü, ‘Biz bundan habersizdik’ demeyesiniz.” (Araf,172)


173. ayette ise insanın bir başka bahanesi ortadan kaldırılır: 

“Yahut ‘Daha önce atalarımız Allah’a ortak koşmuşlardı. Biz de onlardan sonra gelen bir nesiliz. Şimdi bâtıla sapanların yaptıkları yüzünden bizi helâk mı edeceksin?’ demeyesiniz.” (Araf,173)


Bu ayetler bize çok önemli bir sorumluluğu hatırlatıyor.

Allah, insanı başıboş bırakmamıştır. İnsanın yaratılışına yerleştirilen fıtrat, peygamberlerin gönderilmesi ve Allah’ın insanlara yaptığı uyarılar, insanın hakikate karşı tamamen habersiz ve çaresiz bırakılmadığını gösterir.


 Dolayısıyla insanın “Ben bilmiyordum.” veya “Ben böyle yetiştirildim.” diyerek bütün sorumluluğu başkalarına yüklemesi mümkün değildir.


Çünkü insanın içinde doğruyu aramaya yönelten bir fıtrat, önünde ise hakikati gösteren ilahî rehberlik vardır. İnsanın içinde bir doğru-yanlış pusulası vardır. Ne kadar bastırırsa bastırsın, vicdanının sesi bütünüyle susmaz. Asıl mesele, insanın o sesi dinleyip dinlememesidir. 


Ve sûrenin bize bıraktığı soru da tam burada ortaya çıkar:

Bunca uyarıdan sonra hâlâ yanlışta ısrar ediyorsan, bu gerçekten bir cehalet mi, yoksa bir tercih mi ve kurtuluş nerededir?

  • Hz. Âdem'in yaptığı gibi hatasını kabul etmekte…
  • “Rabbimiz! Biz kendimize zulmettik.” diyebilmekte…

İnsanı yalnızca günahı değil, günah karşısındaki kibri de düşürür. İnsanı kurtaran ise hatasını kabul edip Rabbine teslim olabilmesidir.

Ve sonuç olarak:

  • A‘râf Sûresi insana kendini tanıtır.
  • Zaafını tanıtır. Düşmanını tanıtır.
  • Bahanelerini tanıtır.
  • Bütün bunların yanında Rabbine dönebileceği yolu da gösterir.

İnsan düşebilir evet ama mesele hiç düşmemek değil; düştüğünde kime döneceğini bilmektir.


Rabb'im bizlere kendi zaaflarımızı görebilecek bir basiret, hatalarımız karşısında kibirlenmek yerine Hz. Âdem gibi Rabbimize dönebilecek bir kalp nasip etsin. Bizi şeytanın vesveselerine karşı uyanık, Rabbimizin çağrısına karşı daima açık kullarından eylesin. Kendimizi tanıyıp Rabbimizi unutmayanlardan eylesin.


Âmin.

Allah’a emanet olun.


Sitede Önceki / Sonraki
Yazarın Önceki / Sonraki
Oylama
0 (0 oy)

Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler

  • Yorumlar 4
  • Yorum Yaz
  • Tebrikler
  • Beğenenler
  • Popüler Yazıları
Yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın.

edebiyatevi.com

Fıtratın Unutulmuş Sözleşmesi Arâf 172 173

mesut-tutunculer mesut-tutunculer