Tema
Üye Ol Giriş Yap
Anasayfa Şiir Deneme Hikaye Makale Serbest Kürsü Yazarlar Forum AtışmaYENİ Online Üyeler
(0 oy)

Göksel Meclis Ve İnsanın Büyük Sırrı

Bismillâhirrahmânirrahîm.


Bakara Suresi’nin ilk 29 ayetinde Kur’an bize insanı tanıttı.


Müttakiyi gördük, inkâr edeni gördük, münafığı gördük, hakikati bildiği hâlde ondan sapanı gördük. İnsanın şüphesini, kibrini, nankörlüğünü ve nefsine teslim oluşunu gördük. Ardından cennet ve cehennem hatırlatıldı.


Ve tam burada, 30. ayetle birlikte sahne değişiyor; Kur’an bizi insanın bugünkü hâlinden alıp, yaratılışının başlangıcına götürüyor.

Sanki Rabbimiz şöyle buyuruyor:

“Size kendinizi anlattım. Şimdi de insanı neden böyle bir imtihanın içine koyduğumu, onu nasıl bir varlık olarak yarattığımı görün.”


Ve Rabbimiz buyuruyor:

“Hani, Rabbin meleklere, ‘Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım’ demişti. Onlar, ‘Orada bozgunculuk yapacak, kan dökecek birini mi yaratacaksın? Oysa biz sana hamdederek daima seni tesbih ve takdis ediyoruz’ demişler. Allah da, ‘Ben sizin bilmediğinizi bilirim’ demişti.” (Bakara, 30)


Burada çok önemli bir hakikat ortaya çıkıyor. Melekler insanın bozgunculuk ve kan dökme ihtimalini görüyorlar evet görüyorlar ama Allah, onların gördüğünden daha fazlasını biliyor. “Ben sizin bilmediğinizi bilirim.”


Melekler insanın bir yönünü görüyor; Allah ise insanın tamamını biliyor.

  • İnsanın kötülüğe düşebileceğini de biliyor, iyiliği seçebileceğini de.
  • Kibirlenebileceğini de biliyor, tevazu gösterebileceğini de.
  • Zulmedebileceğini de biliyor, adalet için mücadele edebileceğini de.
  • Nefsine teslim olabileceğini de biliyor, nefsine karşı koyabileceğini de.


İşte insanın imtihanı burada başlıyor!


İnsana Verilen Büyük Donanım


Ardından Allah, Âdem’e (as) verdiği farklı bir nimeti gösteriyor:

“Allah, Âdem’e bütün varlıkların isimlerini öğretti. Sonra onları meleklere göstererek, ‘Eğer doğru söyleyenler iseniz, haydi bana bunların isimlerini bildirin’ dedi.” (Bakara, 31)


Burada insanın önemli bir özelliği ortaya çıkıyor:

İnsan, öğrenebilen, anlayabilen, anlamlandırabilen ve öğrendiğiyle hayatını inşa edebilen bir varlıktır.

Nitekim Rahman Suresi’nde: “Ona beyanı öğretti.” (Rahman, 4) buyrulur.


İnsan sadece konuşan bir varlık değildir; öğrenir, kavramlar oluşturur, anlamlandırır, öğrendiği bilgiler arasında bağ kurar ve bunlarla tercihler yapar. Belki insanın büyüklüğü sadece bilmesinde değil, öğrenebilmesindedir.


Fakat burada çok önemli bir denge vardır:

İnsan ne kadar bilirse bilsin, bilgisi sınırlıdır. Çünkü mutlak bilgi yalnızca Allah’a aittir.


Meleklerin Edebi


Melekler kendilerine sorulan soru karşısında şöyle cevap verir:

“Seni bütün eksikliklerden uzak tutarız. Senin bize öğrettiklerinden başka bizim hiçbir bilgimiz yoktur. Şüphesiz her şeyi hakkıyla bilen, her şeyi hikmetle yapan sensin.” (Bakara, 32)

Ne büyük bir edep!


“Biz bilmiyoruz. Sen biliyorsun.”


İşte burada insan için çok önemli bir ders vardır:

İnsanın büyüklüğü yalnızca bildiklerinde değil, bilmediklerini kabul edebilmesindedir.


İlim arttıkça insanın haddini bilmesi gerekir. Çünkü insanın bildiği ne kadar geniş olursa olsun, Allah’ın bilgisi karşısında yine sınırlıdır.


Ve burada, ilerleyen ayetlerde karşımıza çıkacak İblis ile melekler arasında çok önemli bir fark belirir.

Melekler bilmedikleri karşısında:

“Sen bilirsin.” derken, İblis: “Ben ondan üstünüm.” diyecektir.


Bir tarafta edep, diğer tarafta kibir.

Bir tarafta: “Ben bilmiyorum.”

Bir tarafta: “Ben daha üstünüm.”


İnsan için de imtihanın önemli bir tarafı budur: Bilmediğimiz yerde Rabb’imize karşı nasıl bir tavır takınıyoruz?


Allah Biliyor


Sonra Rabbimiz buyuruyor:

“Allah, şöyle dedi: ‘Ey Âdem! Onlara bunların isimlerini söyle.’ Âdem, meleklere onların isimlerini bildirince Allah, ‘Size, göklerin ve yerin gaybını şüphesiz ki ben bilirim, yine açığa vurduklarınızı da, gizli tuttuklarınızı da ben bilirim demedim mi?’ dedi.” (Bakara, 33)


Âdem isimleri bildiriyor.

Ve ayetin sonunda yine aynı hakikat karşımıza çıkıyor: Allah biliyor.

  • Açığa vurduğumuzu da biliyor.
  • Gizlediğimizi de biliyor.
  • Söylediğimizi de biliyor.
  • Kalbimizden geçeni de biliyor.


İşte burada Bakara Suresi’nin başındaki gayb kavramı da yeniden anlam kazanıyor.

Surenin başında:

“Onlar gaybe inanırlar...” (Bakara, 3) buyrulmuştu.

  • Müttaki olanlar gayba inanır. Allah ise gaybı bilir ve kuşatır.
  • Müttaki olanlar görmediği hâlde iman eder. Allah ise bizim bilmediğimizi de bilir.


Asıl Mesele: Allah Bizi Biliyor


Belki de bu ayetlerin bizim için en güçlü tarafı burasıdır. Bakara Suresi’nin başında bize insanın farklı hâlleri gösterildi.

  • Müttaki insan...
  • İnkâr eden insan...
  • Münafık insan...
  • Hakikati bildiği hâlde sapan insan...


Bakınız burası çok önemli! 


Sonra Allah bizi insanın yaratılışının başlangıcına götürdü.

Ve bize şunu gösterdi:

İnsan sadece kötülük yapmaya meyilli bir varlık değildir.

İnsana öğrenme, anlama, anlamlandırma ve seçme kabiliyeti de verilmiştir.


Melekler insanın bazı yönlerini gördüler, Allah ise: “Ben sizin bilmediğinizi bilirim.” buyurdu.


Dostlar, Allah insanın bütün imkânlarını bilmekteyken biz ise kendimizi yaşayarak tanıyoruz.

  • Her tercihimizle...
  • Her kararımızla...
  • Her sabrımızla...
  • Her iyiliğimizle...
  • Her zulmümüzle...

İçimizde hangi tarafı büyüteceğimize dair seçimler yapıyoruz. 

Bu yüzden insanın kendisine sorması gereken çok önemli sorular var:


1) Ben hangi yöne gidiyorum?

2) İçimde hangi tarafı besliyorum?

3) Kibir mi büyüyor, tevazu mu?

4) Nefsime mi teslim oluyorum, hakikate mi?

5) Meleklerin karşısındaki o edebe mi yaklaşıyorum, yoksa İblis’in kibrine mi?


Ve belki de en derin soru şu:

“Allah benim hakkımda ne biliyor da ben henüz kendim hakkında bilmiyorum?”

Bizi en iyi bilen, bizi yaratan olduğuna göre insan kendini tanımaya çalışırken, önce kendisini yaratan Rabb’ini tanımalıdır.


Ya Rabb’im,

Bize verdiğin aklı, bilgiyi ve idrak kabiliyetini Senin rızana uygun kullanmayı nasip eyle. Meleklerin: “Senin bize öğrettiklerinden başka bizim hiçbir bilgimiz yoktur.” diyen edebini bizlere de nasip eyle.

Bize bilmediğimizi kabul edecek tevazuyu, öğrendiğimizle amel edecek şuuru ve yaratılışımızın sorumluluğunu taşıyacak iradeyi nasip eyle. Kendimizi tanımayı, haddimizi bilmeyi ve Senin bizi bildiğini hiçbir zaman unutmamayı bizlere nasip eyle.


Âmin.

Allah’a emanet olun.

Sitede Önceki / Sonraki
Yazarın Önceki / Sonraki
Oylama
0 (0 oy)

Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler

  • Yorumlar 4
  • Yorum Yaz
  • Tebrikler
  • Beğenenler
  • Popüler Yazıları
Yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın.

edebiyatevi.com

Göksel Meclis Ve İnsanın Büyük Sırrı

mesut-tutunculer mesut-tutunculer