Doksan Dokuz Mühür 4
Mülk-ü İslam’ın kilidi, Nene Hatun’lardan mahrum
Dadaşça duruşunla gel kapıları aç Erzurum!
Gönül ehli o Yunus’un sevgisiyle taştı nehir,
Ahir zamanda sevelim sevilelim Eskişehir!
"Gazi"liğini unutan nesle sorarım bir sebep,
On bir ay aç kalmışsa da, teslim olmamıştı Antep.
Gönüllü alaylar vardı, kim hatırlayıp ağlasun;
Vefa nedir bilen için, emin kaleydi Giresun.
Adını gümüşten almış, bakarsın cevher her hane
Sarp hayatta eriyen şu ömre ibret Gümüşhane.
Zap Suyu bu hırçın akar, katıp götürür ekseri,
Geride kalan bölünmez vatan değil mi Hakkâri?
Kırk asırlık dava "şahsi mesele" ince bir detay,
Kadim hoşgörü sofrası kurulan cömert Hatay.
Gülünün kokusu senden evvel gelir, ettik gıpta,
İlmek ilmek doku bizi, unutulmadan Isparta.
Toroslar’da tüten duman, Yörüğün sesi mi dersin;
Güzel limanın geçmişten geleceğe baksın Mersin.
Devam edecek...
Mesut Tütüncüler / Denizli
Kalem, hüküm vermek için değil; millete kendi sesini yeniden işittirmek için tutulmuştur. Mühür vuruldu.
Şiir, epik, Satirik ve Didaktik türde, 8/8=16 hece ölçüsüne sadık kalmaya çalışılarak 9x11=99 beyitten meydana gelmiş olup, tüm şehirlerimize yer verilmiştir...
Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler
- Yorumlar 1
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.