Tema
Üye Ol Giriş Yap
Anasayfa Şiir Deneme Hikaye Makale Serbest Kürsü Yazarlar Forum AtışmaYENİ Online Üyeler
(0 oy)

Kayıp Nizam

Bu şiirde yer alan tüm metinler, tamamen kurgusal (kurmaca) bir evrenin

ve sanatsal bir yaratımın ürünüdür. Şiirlerde geçen karakterler, unvanlar,

mekânlar, olaylar ve kurumlar tamamen hayal ürünü olup evrensel insan doğasını,

güç olgusunu ve bireyin içsel/vicdani sorgulamalarını ele almak adına birer

edebî metafor olarak kullanılmıştır.


Metinlerin hiçbirinde gerçek bir şahsı, kurumu veya toplumsal yapıyı hedef alma,

hedef gösterme, karalama veya alenen aşağılama amacı (kastı) bulunmamaktadır.

Gerçek hayattaki kişi, kurum ya da olaylarla var olabilecek her türlü benzerlik

tamamen tesadüfidir.


Eserlerin tamamı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ve uluslararası hukuk metinleri

tarafından güvence altına alınan "Sanat ve İfade Özgürlüğü" sınırları içerisinde,

tamamen edebî ve estetik kaygılarla kaleme alınmıştır.


Yazar: Karanlıkta saklı ışık

---

Kanlı şafak.

Sessizce taşınıyor saray koridorlarında beşikte boğulan çocukların ahı.

Kaftanıma bulaşan leke, seferlerin zafer çamuru değil;

Taht odasının mermer zemininde kuruyan öz kardeşlerin kanı.

Benim.

Yeryüzünün gölgesi dedikleri hükümdar,

Gasp edilmiş bir tahtın ilk kurbanı.


Cülus yeminleri, adalet vaatleri saray arşivlerinde çürüyor şimdi.

Vezirlerin fısıltıları eğiyor fermanları.

Nizam-ı Âlem dedikleri nizam,

geceleri duymuyor feryatları, paşam.

Duyuyorum gece yarısı surların arkasından yükselen feryatları;

Susturduğum cellatların dilsizliği bile yargılıyor beni.

Adil bir hükümdar değil,

taht kavgalarının kanlı şahidiyim,


Söyleyin kaç paralık saltanat eder,

Beşikte canı alınan bir şehzadenin çalınan geleceği?

Mermer divanlarda fetih marşları gürültüyle çalınırken,

Sarayın soğuk gölgesi bütün memleketi örtüyor.

Biz büyüdükçe saray surları yükseliyor sanıyorlar,

her taşında biraz daha eksiliyor nizam.


Gece yarısı.

Saray odalarında ağır, müteaffin bir sükût.

İpek kaftanı fırlatıp atıyorum yatağın kenarına,

Ruhum kuşanmayı dilediğim kılıçtan daha ağır, daha paslı.

Parmak uçlarımda mühürlerin balmumu isi,

Dudaklarımda verdiğim hükümlerin pas tadı.


Biliyorum,

Tahtın kanı bir kez sinmiş ellerimize.

Dışarıda hutbeler okutulurken adıma meydanlarda,

İçeride kendi cellatlarımdan korkarak kilitliyorum kapıları.

Yıkılacak bu altın kafes,

İlk kapı kırıldığında,

ilk çığlık saraya ulaştığında,

Altında kalacağım korkularımdan ördüğüm saray surlarının.


Biliyorum,

Tarihin en dürüst divanı kurulduğunda,

Mermer salonlardaki zafer takları kurtarmayacak adımı.

Mühürlerimle hayatlarını kararttığım babalar,

Canını aldığım kardeşler çıkacak karşıma.

İşte o gün,

Büyük harflerle yazılmış cevrim kalacak tarihe.


Şimdi saat sabaha karşı.

Sadece koridordaki muhafızların muntazam, soğuk adım sesleri yankılanıyor.

Çekmecenin gizli gözündeki feragat fermanına uzanıyor elim;

Geriye dönemiyorum.

Taht, altına serilen cesetlerin ağırlığıyla çökerken kalbimin üstüne,

Benim mührüm kırılacak önce;

ardından bu tahtın adı kalmayacak.

Sitede Önceki / Sonraki
Yazarın Önceki / Sonraki
Oylama
0 (0 oy)

Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler

  • Yorumlar 0
  • Yorum Yaz
  • Tebrikler
  • Beğenenler
  • Popüler Yazıları
Yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın.

edebiyatevi.com

Kayıp Nizam

Karanlıkta Saklı Işık Karanlıkta Saklı Işık