Zemheri Ve Toprak
Kuşaklar boyu susan taşların içinden geçtik,
Çatlamış dudaklarımızda tuz, sırtımızda göğün ağır yükü.
Vatan dedikleri, kuşe kâğıdı atlaslarda bir çizgi değilmiş;
Bir gece yarısı, oğlunun mintanını koklayan
Kokusu rüyalarına sinmesin diye sessizce ağlayan
O kimsesiz anaların göz pınarında durulanmış.
Burada toprak, baharı bekleyen toprak değildir;
Altında upuzun yatan, uykusunu bölmediğimiz gençliktir.
Hangi yağmur temizler şimdi bu siperlerin susuzluğunu?
Hangi rüzgâr unutturur siperde bırakılan son mektubu?
Biz ki, isimleri levhalardan silinmiş binlerce gölgeyiz,
Toprağın kalbi atsın diye, kendi kalbimizden geçeriz.
Bir çocuk durur sınır boyunda, parmakları zemheriye kesmiş,
Bakar uzaklara, sanki babası bir yıldız olup dönecekmiş.
İşte o çocuğun gözlerindeki kırık gitmeyen bakış,
Hükmü bozan, tankları durduran o asıl nakış.
Ölmek kolaydır derdi dedem, yaşatmak için ölüyorsan eğer;
Geride bıraktığın toprak, senin sustuğun feryada değer.
Şimdi rüzgâr estikçe minarelerden ve dağların başından,
Bir sızı ayrılır her birimizin göğüs mapushanesinden.
Vatan, unuttuğumuz uzak masalın adı değil artık;
Her sabah uyanıp da yerinde bulamadığın eksik parça,
Her gece toprağa gömdüğün, ama içinden söküp atamadığın yara.
Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler
- Yorumlar 0
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.