Tema
Üye Ol Giriş Yap
Anasayfa Şiir Deneme Hikaye Makale Serbest Kürsü Yazarlar Forum AtışmaYENİ Online Üyeler
29.09.2026 · 30 · 0 · Tahmini 5 dk okuma
PDF olarak indir

“Gidiyorum İşte” yazısını çevrimdışı oku.

İndir
(0 oy)

Gidiyorum İşte

GİDİYORUM İŞTE

Küçücüğüm ve hiçbir şey bilmiyorum. Ağlamayı bile az önce öğrendim. Burası neresi?

Sık sık acıkıyorum. Bir kadın gece gündüz demeden beni doyuruyor. Konuşamadığım için her halimi ağlayarak ifade ediyorum. Yine de o kadın ,beni sarıp sarmalıyor, seviyor. Bezimi değiştiriyor, öpüp kokluyor. Ne iyi bir kadın. Sahi kim bu kadın?

Bir de adam var ,sadece seviyor beni. O kadın kadar ilgilenmiyor ama her fırsatta kucağına alıp , öpüp kokluyor. O kadın kadar iyi tutamıyor kucağında , biraz acemi belli ya! Yine de iyi bir insana benziyor.

Oradan oraya koşturuyorum. Hiç oturmak gelmiyor içimden. Yorulmak nedir bilmiyorum. Ben koştururken annem de gölgem gibi arkamda. Başıma bir iş gelir diye ödü kopuyor. ’’Korkma anneciğim, çocuğum ben, düşe kalka büyüyeceğim’’ diyesim geliyor ama dilim dönmüyor ki!

Her şeyi merak ediyorum, ama her şeyi…Çok soru soruyorum. Annemi, babamı, ana sınıfı öğretmenimi sorularımla bezdiriyorum. Kesmek, yapıştırmak, boyamak, oynamak, zıplamak derken bitiverdi ana sınıfı. Keşke bitmese!

Duru bir zekam var. Çabuk öğreniyorum. Okuma, yazma , matematik , biraz da resim ,müzik, beden derken ilkokul bitti bile. Beden derslerimizi hiç unutmayacağım. Çocuk olmak çok güzel!

Artık ortaokulluyum. Ben eski ben değilim, kendimi tanıyamıyorum. Ah şu ergenlik !

Liseyi çok sevdim. Kendimi daha iyi hissediyorum. Enerjimi doğru yönlendirmeye çalışıyorum .Hayallerim var. Hayallerimi gerçekleştirmek için çalışıp çabalamak hayatıma anlam katıyor. Umut doluyum. Çimenler yemyeşil!

Üniversitedeyim. Bir kelebek kadar hafif hissediyorum kendimi. Yaşamak güzel, genç olmak çok güzel. Bulutlar bembeyaz!

İş kaygısı büyük bir kaygıymış. İnsanın bir mesleği olmalı, severek yapabileceği bir işi olmalı değil mi? Hiç kolay değilmiş iş sahibi olmak. Bu yaşıma kadar bu denli stres altında kalmamıştım. İşsiz olarak geçirdiğim her gün, yaşama sevincimden çalıyor. Halbuki daha düne kadar hayat doluydum.

İş kaygısına bir de eş kaygısı eklendi. Arkadaşlarım bir bir evleniyor. Ben hala işsiz , ben hala yalnız!

Bir işim, bir de eşim var sonunda. Arka arkaya oluverdi. Çalışmak güzel, sevmek sevilmek güzel. Sular masmavi!

Ve anneyim artık. Annelik milatmış meğer…Bu yaşıma kadar yaşadıklarım bir yana , annelik bir yana. Yavruma bir şey olacak korkusu içimde titreşen bir mum alevi!

Yarı aç, yarı uykusuz, hep yorgunum. Olsun, yeter ki evladım iyi olsun. Her türlü çilesine razıyım.

Oradan oraya koşturuyor, yorulmak nedir bilmiyor. Gölgesi gibi arkasında geziyorum. Ödüm kopuyor başına bir iş gelecek diye!

Allah’ım, ne çok soru soruyor! Her şeyi merak ediyor. Babası ve ana sınıfı öğretmeni ile sorularını cevaplamakta zorlanıyoruz bazen.

İlkokul heyecanı sardı bizi. Okuma yazma öğrendi öğrenecek derken matematik soruları çözmeye başladı bile.

Heyecanlarımıza yeni bir heyecan eklendi. Canımızın içi bir idi iki olacak. Hayat çok tatlı heyecanlarla dolu. Yaşamak kıymetli!

Dünyaya gelen büyüyüp gidiyor. Çocuklarıma yetmeye çalışıyorum. Onlara yeten bir anne olmak için gecemi gündüzüme katıyorum.

Ev, çocuklar, iş hayatı , dünyanın türlü türlü sorumlukları…Yüzümüzdeki maskeler, adımızın önündeki arkasındaki kelimeler , unvanlarımız, etiketlerimiz…Yetişmek ne mümkün? Hep yetişme çabası…Olsun can sağlığı olsun yeter ki, gerisi bir şekilde hallolur elbet.

Kas ve kemik ağrılarım , yorgunluğum kronikleşti. Bir döngünün içindeyim ve çıkamıyorum.

Büyüyorlar. Annelik ve babalık iyice sindi üzerimize. Evi çocukların neşesi ve telaşı dolduruyor. Aile olmak dünyanın en kıymetli hazinesi…

Korkular…Sevdiklerimizi kaybetme korkusu , içimizde titreşen bir mum alevi!

Çocuklarım değişiyor çünkü büyüyorlar. Uyum sağlamaya çalışıyoruz. Bazen de geriliyoruz. Zaman zaman kavgalar çıkıyor, sesler yükseliyor. Eskiden böyle olmazdı…

Hastalıklar, büyüklerin kaybı, maddi ve manevi imtihanlar…Ve her birinin hayatımızda bıraktığı izler. Hayat bazen çok üzüyor, hırpalıyor insanı. Dayanmak , mücadele etmek zorundayız. Çimenler eskisi gibi yemyeşil değil!

Eski dinçliğim yok. Zihnim duru , kalbim huzurlu değil. Uykularım sık sık bölünüyor. Çocukların okul ve iş stresleri epey yoruyor bizi. Hep mutlu olsunlar istiyoruz ama hayat neler getirecek , kim bilir?

Çocukların iş ve eş telaşları birbirine karıştı. Ailemiz genişliyor. Hem mutlu hem düşünceliyim. Yeni insanlarla yeni düzen kurmak kolay olmuyor. Değişikliklere eskisi kadar çabuk uyum sağlayamıyorum. Değişiklikler , elimde olmadan endişeye düşürüyor beni. Alışmak kolay olmuyor. Çocuklarımın ve ailemin huzuru için sessizce fedakarlıklar yapıyorum. Olsun, yeter ki hep birlikte olalım.

Torun , evlattan tatlı derlerdi , öyleymiş. Torunlarımla birlikte yeniden doğdum sanki. Kızıma ve gelinime gücüm yettiğince destek olmaya çalışıyorum ama sağlığım beni zorluyor.

Dizlerim beni taşımak istemiyor sanki. Bir şeye üzülmeye göreyim , tansiyonum fırlıyor hemen. Eşim de de şeker hastalığı peyda oldu. Doktorun verdiği diyet listesine uymak zorundayız. Eski sofralarımız nostalji oldu artık. Sular masmavi değilmiş!

Torunlarımın büyümesine şahitlik ettikçe, hayal meyal çocukluğum geliyor gözümün önüne. Gençliğim ise tatlı bir hatıra. Onca yıl , onca yaşantı, sevinç, hüzün, acı …Annem, babam , kardeşlerim , çocukluğum, çocuklarım, gençliğim, sağlığım beni terk etmiş de geriye sadece yanı başımda hayat arkadaşım kalmış …Ya o da bırakıp giderse beni! 

Sevdiklerimi kaybetme korkusu, içimde titreşen bir mum alevi…

İki kişilik yalnızlık…Sessizlik, ıssızlık…Sessizliği bozacak bir kapı tıkırtısı, bir telefon sesi beklentisi…İkisinin de işi gücü ailesi var. Hep bize zaman ayıramazlar ki değil mi? Tek canları sağ olsun, yel essin kokuları gelsin…

Hayır , hayır…Hayat arkadaşım , beni bırakıp nereye gidiyorsun? Beni de al yanına!

Bir başına kalakalmanın dayanılmaz sancısıyla yaşamaya çalışıyorum. Bulutlar bembeyaz diyorlar, hani nerde bulutlar?

Kafamda saçım , ağzımda dişim kalmadı , kocadım. Ve hiçbir şey bilmiyorum. Tuvalete gitmeyi, konuşmayı ,yürümeyi unuttum. Ben kimdim, burası neresi?

Bir kadın bana bakıyor. Yedirip içiriyor, bezimi değiştiriyor. Arada bir sarılıyor, ellerimi öpüp kokluyor. Gece gündüz demeden onca zahmete giriyor da yine de hiç şikayet etmiyor. Ne iyi bir kadın!  Sahi kim bu kadın?

Penceremden ışık sızmıyor artık!……………Her yer karanlık !..Üşüyorum !...Burası neresi ?

Doğdum, hiçbir şey bilmeyerek,

Yaşadım , her şeyi bildiğimi zannederek.

Ve topladığım her şeyi bırakarak

Hiç bilmediğim bir yere 

Gidiyorum işte.

Yazan : Ruh-ı Revan 29 Eylül 2026

Not: Rahmetli babannem  evlatlarını,  torunlarını  tanıyamaz hale gelince akşamına böyle bir hikaye yazmıştım. Allah rahmeti ve merhameti ile muamale etsin inşallah. Amin. (Ruhuna El-Fatiha)


                                      





Sitede Önceki / Sonraki
Yazarın Önceki / Sonraki
Oylama
0 (0 oy)

Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler

  • Yorumlar 0
  • Yorum Yaz
  • Tebrikler
  • Beğenenler
  • Popüler Yazıları
Yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın.

edebiyatevi.com

Gidiyorum İşte

Ruh-ı Revan Ruh-ı Revan