Tanrıçanın Plastik Sandelyeden Düşüşü
Tanrıçanın Plastik Sandelyeden Düşüşü
6 Ekim 2026
Kamta kahvaltıyı evde yapmak için üç koli hazırladım. Bardağı, çanağı, kaşığı derken insanın işi bitmiyor; yiyeceğini de düşüneceksin hâliyle. Ev taşımalarına doymuşuz, artık eşyaları görünce içimizden “Sırtımızda mı taşıyoruz bunları?” diye sormak geliyor ama gel gör ki onlar da hiç göründüğü gibi değil. Her birinin ayrı bir ağırlığı, ayrı bir derdi var. Neyse efendim, bütün bu hazırlığın sonunda biber sosuna bandıra bandıra kahvaltı yapmak da başka bir keyif.
Tam kahvaltı “oh, bitti” deyip içeri geçtim. Günlük ilaçlarımı da içmiştim ki plastik sandalye birdenbire çatırdayarak kırılıverdi. Sandalyeyle birlikte ben de aşağı doğru süzülürken Allah’tan benim kase ucuz kurtuldu, başımı da duvara toslamadım. Birkaç saniye içinde ne olduğunu anlamaya çalıştım ama sonunda ayağa kalktım. Üstelik istifimi de hiç bozmadım.
Zaten dün sahilde şezlongda uzanırken Sevinç, beni Afrodit’i ima ederek mitolojik güzele benzetmişti. Öyle sıradan bir güzellik de değil, doğrudan doğruya tanrıça mertebesi! İnsan bir kere tanrıçaya benzetilince, bugün plastik sandalye tarafından yere davet edilse bile vaziyetini bozmak yakışık almazdı.
Ben yere kapaklanmadan, asil ve vakur bir edayla ayağa kalkınca Engin’le kayınvalidem endişeyle bana bakıyorlar.
“Bir şeyin var mı?” diye soruyorlar.
“Yok, bir şeyim yok,” diyorum.
İçimden de “Elbette yok, tanrıçayız biz,” diye geçiriyorum.
Sonuçta az önce sandalyeyle birlikte yere doğru inmiş olabilirim ama ayağa kalkışım hâlâ asil ve vakur. Mitolojide tanrıçaların plastik sandalyeyle imtihan edildiğini yazmamışlar sadece.
H. Çiğdem Deniz
Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler
- Yorumlar 0
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.
Edebiyat ve Kültür Platformu