Hoşça Kal
Dudaklarından bir "Hoşça kal" döküldü giderken...
Ne bende dayanacak bir "hoş"luk bıraktın,
Ne de sen bu hikâyede "kal"mayı başardın
İki kelimelik bir vedaya, koca bir ayrılığı sakladın
Yollarımızı bağlayan ne sıra sıra dağlardı,
Ne de adım atılmaz uçurumlar vardı aramızda
Bizi birbirimize hasret bırakan o devasa duvar,
Kendi ellerinle aramıza koyduğun "sen"din aslında.
Yağmur damlası toprağa hasretle sarılırken,
Gökyüzü hüzünden mi böyle ağlar sanırsın?
Ben de sana umutla her el uzattığımda,
Ellerim boşluğa değil, o geçilmez "Sana" çarptı
İçimde sessiz sedasız koca bir şehir yıkılır,
Enkazında kalırım da, kimsenin ruhu duymaz
Gölgeler büyüdükçe aydınlık bitti sanır görenler;
Oysa üstüme çöken gece değil,
"Yokluk" kılığına girip içimde devleşen varlığındır.
Bir yaprak dalından usulca yere süzülürken,
Düştüğü ağaca mı küser, onu savuran rüzgâra mı?
Ben de senin yamaçlarından sessizce düşerken,
Ne sana darıldım, ne de rüzgâra...
İnan, ben sadece kendi hayallerime kırıldım
Gün gelecek;
Senin izini benim kül olmuş yangınlarımda arayacaklar,
Benim kayboluşumu senin derin sessizliğinde bulacaklar
Lakin hakikat perdesi aralandığında,
Ne benden bir nefes, ne senden bir iz kalacak...
İkimiz de ince sızının içinde, çoktan eriyip gideceğiz
Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler
- Yorumlar 0
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.
Edebiyat ve Kültür Platformu