Tema
Üye Ol Giriş Yap
Anasayfa Şiir Deneme Hikaye Makale Serbest Kürsü Yazarlar Forum Atışma Online Üyeler
10.10.2026 · 27 · 0 · Tahmini 4 dk okuma
PDF olarak indir

“Pazardan Pazara” yazısını çevrimdışı oku.

İndir
(0 oy)

Pazardan Pazara

Pazardan Pazara

PAZARDAN PAZARA


— VİRDİM YA —


​Fındıkzade ile Cerrahpaşa semtlerinde oturanlar için, Fındıkzade' de Cuma günleri bir pazar kurulur.


 Sebze-meyve ve hazır giyim ihtiyaçları, yıllardan beri bu pazardan temin edilir.


  Fındıkzade'deki pazar yeri günümüzde de Millet Caddesi ile Cerrahpaşa semtleri arasındadır.


​Günümüzden yaklaşık elli altmış yıl öncesine gidersek, pazar yerini dolaştığımızda ilginç bir pazar müşterisi ile karşılaşırız.


 Anlatılarda ismi pek geçmez. Ancak alışveriş taktiği, yaşayan pazarcı esnafı ve pazar müşterilerinin hafızalarında, anılarında önemli bir yer edinmiştir.


​Adı, bu hikâyemizde İmdat olsun. Çoğu pazarcı esnafı İmdat’ın taktiğini gülümseyerek hoş görüyle karşılar.


 Esnafın gözünde İmdat gariptir garibandır. Fakirdir, fukaradan biridir. 


 Esnafı kandırma taktiği, "Başımızın gözümüzün sadakası" anlayışıyla hep hoş görülür.



​Kılık kıyafeti eski püskü bir gömlek, yelek, kazak ve pantolondur. 


Kış geldiğinde kimin verdiğ bilinmeyen, bir palto ya da yağmurluktur.


İmdat, pazara ikindi vakitleri çıkar. Fiyatların akşama doğru düşeceği / düştüğü zamanlardır.


​Alışveriş yapmakta olan bir müşterinin arkasında sıraya girer.Genellikle üç beş kişinin olduğu sıraları tercih eder.


​Önündeki müşterinin sırası geldiğinde satın alınanların fiyatlarını ve gramajlarını aklında tutar. Müşteri alacaklarını filesine, torbasına, çantasına doldurup parasını pazarcıya verip oradan ayrılır ayrılmaz esnafa seslenir.


​​— Bir kilo elma, bir kilo portakal, yarım kilo çekirdeksiz üzüm, der ve çantasını uzatır. Siparişi önceki müşterinin aldıklarının aynısıdır.


Esnaf önce bir şaşırır, sonra afallar. Kuyruk uzun olduğundan, düşünülecek zaman değildir. Kendine gelir .


​Esnaf İmdat'ın siparişini hemen yerine getirir. Tezgahın üzerinden çantayı uzatır. İmdat'tan parasını bekler.


​— Seksen beş lira tuttu.

— Virdim ya.


​Önceki müşterinin ödediği para seksen beş liradır. Pazarcının kafası karışır. Sırada başka müşteriler vardır. Bir an önce sıranın kendilerine gelmesini beklemekte ve acele etmektedirler. Alçak sesle söylenenler olur.


Esnaf, İmdat’ın "Virdim ya" demesine kızsa da, sinirlense de münakaşa etmenin diğer müşterileri kaçıracağını düşünerek:


​— Vermedin amma, bu defalık verdin diyelim, der.


 İmdat gülümseyerek "Hayırlı işler" der. Tezgahın önünden ayrılır. 


 Barakadan hallice tek katlı küçük bir evde kalmaktadır. Meyveleri antrede boşaltarak tekrar pazara çıkar.


​İmdat telaşlı, kafası dağınık pazarcıları tek tek ezberlemiştir. Her hafta değişik esnaflara uğrar. Sebzecilerden sebze aldığında da aynı taktiği kullanır. Yeni sergi açan esnaflara, sorun çıkar diye pek uğramaz.



 Taktiğini ve İmdat’ın durumunu bilen güngörmüş esnaflar da kendiliklerinden, İmdat gelir gelmez filesini ya da çantasını ıskarta meyve ya da sebzelerle doldururlar.


 İmdat esnafa teşekkür eder.


" Hani parası ? " diyene, " Virdim ya " der. Esnaf da güler İmdat'ta güler. Hayırlı işler diyerek pazardan ayrılır. Evinin yolunu tutar.


SÜLÜKÇÜ


​Kocamustafapaşa ve Samatya'da yaşayanların Cumartesi pazarı Samatya'nın caddelerinde ve sokaklarında kurulur.


​Pazarcı esnafından Erzincan Eğinli Ethem Bey'in sergisi otobüs duraklarının güneyindeki denize inen caddededir.


​Sergisinde çoğunlukla sebze satar.


​Sebze sattığı günlerin birinde, tam öğle üzeri tezgahının önüne sülük satan seyyar birisi yanaşır. 


Sırtında torba, içinde su dolu şişelerin içinde yüzeylere tutunmuş sülükler vardır.Bağırıp çağırmaya başlar.


​— Sülük geldi sülük. Yeni geldi sülüüük. Damarları açan sülük. Varisteki kanı temizleyen sülük. Baldırlara sülük. 

Ethem Bey'in yüzüne ara sıra bakmaktadır. Tezgahın önünü işgal ettiği için gülümseyerek minnet borcunu ödemektedir.


​Ethem Bey; tertemiz sebzeleriyle, şişelerin içindeki, kirli kanları bacaklardan emip şişince yere düşecek sülükleri düşünür ve beş dakika geçer geçmez sülükçüye bağırır.


​— Kardeşim sülük satacak başka yer bulamadın mı?

Bak ben hiç bağırıyor muyum ? 


​Sülükçü iki şişeyi tek elinde birbirine çarparak kendince musikişinaslığını da sergilemektedir.


​— Kafamın tasını attırma ! sülüklerini nerede satacaksan sat. Çek arabanı git burdan.


Sülükçünün sırıtması, uyarıları kulak ardı etmesi, Ethem Bey'i çileden çıkartır 



 Ethem Bey tezgahının arkasından fırlayıp sülükçüye bir yumruk atar. Gafil davranan sülükçü elindeki iki sülük şişesi ile yüz seksen derecelik açıyla yere yapışır. Eli ve parmakları, cam kırıklarının çizmesi ve iğne gibi batmasıyla kanamaya başlar.

  

​Torbasındaki şişelerin bir kaçı da kırılmıştır. Şişelerdeki sular dökülür, sülükler caddeye savrulur 

  

​Sülükçü hemen, Samatya'daki karakola giderek Ethem Bey'den şikayetçi olur. 


İki mahalle bekçisi sergiye gelerek, Ethem Bey'i karakola götürür.

  

​İfadeler alınır. Bu arada yakın bir eczanede yaralar tedavi edilir. Sülükçü yaralı bereli bir vaziyette tekrar karakola döner.


   Ethem Bey, sülükçünün zararını öder. Bir haftalık kazancı neyse onu da tazmin eder.

  

​Ertesi Cumartesi pazarında Ethem Bey'in sergisinin önünden aynı sülükçü tekrar geçer. Sanki yumruk yiyen , sülükleri telef olan o değilmiş gibi gülümseyerek seslenir.


​- Hayırlı işler enişte, demeyi de ihmal etmez.


İki sülük şişesi tek elinde şıngırdatarak yokuş aşağı yoluna devam eder.  


​Mehmet Sadık Medin

Nişantaşı - 5 Ekim 2026

Sitede Önceki / Sonraki
Yazarın Önceki / Sonraki
Oylama
0 (0 oy)

Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler

  • Yorumlar 0
  • Yorum Yaz
  • Tebrikler
  • Beğenenler
  • Popüler Yazıları
Yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın.

edebiyatevi.com
Pazardan Pazara

Pazardan Pazara

Sadık Medin Sadık Medin